​ Aklımızı kim kullanıyor? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '09

 
Kategori
Siyaset
 

Aklımızı kim kullanıyor?

Aklımızı kim kullanıyor?
 

Tüm toplumlarda var olan ekonomik yapı, toplum içinde yaşayan insanların çoğunun emeğini satmak zorunda oldukları bir yapıdır. Kapitalizmin özü budur; insanların mutsuzluğunun kaynağı. Emeğinin bir kısmını yaşamak için "başkası" nın emrine sunmak, insanın zorunlu olarak kendi aklını başkasına bağımlı olarak kullanması durumudur. İnsan hala bu düzenlerde aklını kendi kullanma olanağından yoksun. Kendi kaderini toplumla birlikte kendi tayin etme olanağına kavuşabilmiş; ergenlik çağından çıkabilmiş değil.

Sonra bu kapitalizmin siyasal yapısı temsili demokrasi, liberal demokrasi dedikleri; bu demokrasinin kurumları da insanın aklını kendi kullanma olanağının önünde engel. Seçim, siyasi partiler, parlamento gibi yapılar, hatta bizim gibi ülkelerin devletçi hukuksal yapıları; toplumla devlet arasında kanalları var etmesi gereken kurumlar, nitelikleri itibariyle insanın kendi aklını kullanmasını değil, oyu alınarak bu hakkın devir alındığı durumu yansıtıyor.

Benjamin Barber "Güçlü Demokrasi"(iletişim yn.) başlıklı kitabında bu demokrasileri "sığ demokrasi" olarak tanımlıyor. Mutsuzluğun kaynağının bir ayağı da bu; yerel yönetimlerde dahi kendi sokağın üzerine hiç bir söz hakkın yok, kimi seçersen seç. Kaynağı olduğun kamu gelirinin kullanımını hiç bir şekilde denetleme olanağın yok.

Soyut olarak özgür ve eşitsin. Soyut olarak "birey"sin. Zamanı gelir çoğunluğa kavuşursun azınlıkta isen tabi olman gerekir. Oysa tarihsel, toplumsal somut bir varlıksın, birçok yoksunluğa ve eşitsizliğe katlanıyorsun. Sürekli krizler nedeniyle yoksullaşıyorsun; oysa sunduğun emek aynı emek, kararların alınmasına ortak olmadığın bir sürecin sonuçları seni daha kötü yaşamaya mahkûm ediyor; eh bir gün düzelecekmiş.

Bu düzenler hiç bir zaman toplumlarına iyi yaşam olanağı sunamayacak; temeli insan değil faydacılığa daha fazla kar etmeye dayanıyor. Krizler kar azalmasının krizleri. Onlar ilerleyecek aklını bağımlı olarak kullananlar daha kötü yaşamaya devam edecek; etnik köken, inanç, cinsiyet sarmalında debelenip duracak tepesinde kuvvet kullanma tekeli, devlet.

Aydınlanmanın mimarı Kant demiş; "Sapere audel Aklını kendin kullanmak cesaretini göster!" Demek ki hala aydınlanmamış insanoğlu. İnsan bu hale kendi kendine düşmüş sorun çözmek için hala savaşı ve şiddeti üst yapıda meşru görüyor. Hala ihtiyaçlarını maksimum düzeyde tatmin etmeye yönelik faydacı bir zihniyetin bataklığında çırpınıyor. Hala düzenler tüketimi artırmak için çareler arıyor.

Tek tek ve birlikte aklımızı kullanma cesaretini gösterdiğimizde mutsuzluğun kaynağını da kurutmaya başlayacağız; adalet içinde özgürlüğe yöneleceğiz.

 
Toplam blog
: 444
: 1284
Kayıt tarihi
: 13.09.07
 
 

MB zengin kültürel bir eksen; düşüncelerimizin buluştuğu, tartıştığımız, birbirimizi etkilediğimi..