- Kategori
- Gündelik Yaşam
Akrepler, Sevgi ve Arka Sokaklar

Kaynak: Web
Bir şehrin arka sokakları ile “önde gelen” sokakları arasında ne fark vardır? Gelişmişlik, az gelişmişlik ya da herhangi bir ifade ile seviye farkı, yeterince önde olamadıklarından. Yaşamın doğasında ise böyle bir ayrım olamaz. Bu ayrım sonradan yakıştırılmış ve ihmal edilmişliğin üstünü örtmek için kullanılmıştır.
Öyle ihmal edilmişlerdir ki o sokaklar, şehrin tüm ara sokaklarındaki hayat mücadelesi tek bir ifadede özetlenebilir. Sadece tek başına “arka sokaklar” kelimesi bile hayatta kalma mücadelesini çarpıcı şekilde sembolleştirmeye yeter. O nedenle, sevilerek izlenen bir polisiye diziye de isim olarak verilmiştir. Suç unsurlarını, önleme çabalarını ve olayların arkasındaki dramları anlatan bu diziyi ne zaman izlesem Türkiye’nin bin bir yüzü ile karşı karşıya buluyorum kendimi ve diyorum ki: “Hepimiz yaşamımızda karşılaştığımız diğer kişiler için birer potansiyel kahramanız aslında.”
Mesela geçen hafta CEBİT için gittiğim TÜYAP dönüşünde eğer durakta karşılaştığım güvenlik şefinin tavsiyesine uymasaydım, saatlerce karanlıkta ve dondurucu soğukta otobüs bekleyebilir, belki de o gece hasta bile olabilirdim. Eğer kendisi bana basit bir tüyo vermeseydi, İstanbul’da yol yordam sormak hayati bir risk iken, nasıl tanımadığım birilerinden yardım isteyecektim?
Ulaşım büyük kentlerde çok önemli bir konu. Her gün on binlerce insan şehrin bilmediği bölgelerine gitmek zorunda kalıyor. O nedenle güvenli bir kent ulaşım rehberi olmalı, arka sokaklarda bile olsanız o bölge ile ilgili bilgilere, haritalara kolayca ulaşabilmelisiniz, kimseye sormak zorunda kalmamalısınız. Maalesef halen “Akıllı Kent Çözümleri” konulu bir fuardan çıkıp böyle bir gündem ile karşı karşıya kaldığınız bir ikilem İstanbul.
İnsanlık, her şeyden önce birbirine destek olmak demek ve ancak vatandaşlarına en uç noktalara kadar hizmet götürebilen yönetimler ile bu kavramın yaşaması mümkün. Sayın Aksakal’ın şu sözüne yürekten katılıyorum: “Gerçekten sürekli mutluluk, insanlığa hizmet etmekte yatar.” Bu sözün üzerine iyi gidecek kısa bir hikaye paylaşmak istiyorum sizinle:
Bilge bir adam suda bata çıka ilerlemeye çalışan bir akrep görür. Onu kurtarmaya karar verir ve parmağını uzatır ama akrep onu sokar. Bilge adam tekrar akrebi sudan kurtarmaya çalışır, akrep onu tekrar sokar. Yakınlardaki birisi, akrebi kurtarmaya çalışmaktan vazgeçmesini söyler.
Bilge adam ise ona döner ve şöyle der: "Sokmak akrebin doğasında vardır. Benim doğamda ise sevmek var. Neden sokmak akrebin doğasında var diye kendi doğamda olan sevmekten vazgeçeyim?"
Hepimiz zaman zaman yaptıklarımızın takdir edilmediğini düşünürüz. Kimileri yine de çalışmaya devam eder, kimileri ise tembelliği tercih eder. Sırf bu gibi durumları bahane ederek iş yapmamanın daha makbul olacağına kanaat ederler. Oysa ki bir şehri, ülkeyi yaşanılır kılan birbirine sahip çıkan, çalışkan insanlardır. Bu insanların çoğu şehrin ara sokaklarından gelip, caddelerde çalışırlar. Şehrin önde gelenleri o nedenle hep ana caddelerdedir. Caddelerden bir yeriniz varsa ne ala, fakat yine de dönüp arka sokaklara bakmalısınız. Çünkü siz onlar için çalışıyorsunuz, bir toplumun gelişmişliğinin aynası arka sokaklarıdır. Eğer bu ikili birer dişli çark gibi, sarılıp işlerine, iyilikle çözüyorlarsa sorunları, o kentte yaşam güzeldir.
Doğasında olanı yapıyor insanlar da diğer canlılar gibi. O yüzden, kentimizi yaşanır kılmak istiyorsak, çevremizdeki insanların doğasını kabul edip -arada bir sokanlar çıksa da- onları sevmekten ve iyiliğimizden vaz geçmemeliyiz.
Sevgi ile kalınız.