- Kategori
- Edebiyat
Aktivist dadaist eylemce (yıkım)

Bağır!
Yok etme tutkusu, aynı zamanda yaratıcı bir tutkudur.
(Bakunin)
Kardan adamların bulundukları sistemde, güneşin yitirilmesi ile, insanların ortamlarına tecavüz etmesi….
Nasıl bişey yahu.
Böyle saçma bişey mi olur efenim…
Olur efendim olur. Şöyle olur:
Perde aralanır ve mevsimsiz bir ortamdayüzyıllardır gerçekleşen bir trajedinin ilk sahnelerinin dialoglarınıgörürüz yaşamımızda. Sürekli bu diyologlarda bir taraf olduğumuzudüşünsekte daha sonraları aslında bir monologta sadece bir bibloolduğumuzun gerçekliğini ispatlarız yaşadıklarımızla. Fakat hala bunun farkına varamamızın sebebi ise, bizlerin uyuşturulmasından ötürü gelir.
- Düşünün insan doğaya tekmelendiğinde yalnız başınaydı.
İlkel çağ dediğimiz bu dönemde, denemeyanılma yoluyla kendi yaşamını idame ettirirdi. birey Bu bireyinbireysel özgürlüklerinden vazgeçip, toplumsal özgürlükleri umursamazhale gelmesi ise git gide toplumsal kalabalıklığın gerçekleşmesi iledoğmaya başladı. Genele yayılan bu bencilliği ile hümanite;açgözlülüğünün getirdiği bir genel davranışının doğmasına sebep olmuştur.
Bu davranış daha da fazla isteme veherkesin birey olamayacağı safsatısını savunması ile ortaya çıkmıştır. Böylelikle sınıfsal ayırımlar ortaya çıkıp, bireysel özgürlüklerimkansız bir olguymuş gibi yansıtılmıştır. Bunun bu gidişata yol almasına sebep ise, bizim tahakküm etme yetimiz ile başımızagetirdiğimiz “KARDAN ADAMLARIN” latent kişiliklerinden ötürü gelir. Bunlar toplum üzerinde gidip geldikçe, menilerini bireylerin damarlarına enjekte etmişler. Halüsünojik bir etkiye sahip bu hareketin farkına varamayan insanlık, bu yüzden yüzyıllardır bir trajedinin piyonu olmuş.
Bu oyunda aslında herşey insandır…
(….)
…bir trajedinin senaryosunu yazarken yazarı da biziz, süflorü de biziz. Fakat bunun unutulmasına ve farkına varılamamasına kaynaklık eden olgu ise, bizlerin makam ve yerlerimize duyduğumuz bu tahakküm aşkı ile gerçeklenir. Ellerimiz ile tasarımlarını gerçekleştirdiğimiz bu yapıları yıkmak bizlerin elindedir. Değişmeyen tek şey, ön yargılarımızın yıkılamayacağı kansıdır. Tek gerçek ise insanın düşünmekten, çalışmaktan, uğraşmaktan, acı çekmekten korktuğu ve mücadele etmekten kaçındığı gerçeğidir. Gorgias’ ın inkarlarını ele alan ve onları kullanarak gerçeklere gitmeyenler, toplumda şüpheyi, sosyolojik olarak olması gereken, yaşanım gereksinimi haline getirmiştir. Bu olguların üzerinde yükseldiği sanrılar, zamanla kendini tüketmektedir.
Tüketecektir…
(…)
Tükenme nasıl gelecektir…
…tükenme günümüzde yaşanmaktadır. Sadece bir ölüyü hortlatmaya çalışanların ellerindeki maddiyatla gerçekleştirdiği son eylemler, günümüzde son demlerinin hükmünü sürmektedir. Yıkım geldiğinde doğacak olan kaotik ortam, herşeyin daha sağlam bir ölçü de gerçekleşmesini sağlayacaktır. Bunu yaparken besleneceği etmenler ise düşünme, yaratma, eşitlik, karşılıklı antlaşmalar, çalışma, çabalama, uğraşısı ile mücadele unsurlarıdır.
Yanılgıya yer vermeme adına, bu olgular üzerinde yaşamın yol almasına sebep olacak olan bu etmenler; toplumun kaygan unsurları olmayacaktır. Toplumun üzerinde ilerlemesine kaynak teşkil edecek gereçler olacaktır.
(…)
Yıkım nasıl gelecek yahu…
…sanatta, edebiyatta dadaist eylemlerle gerçekleşeceğini size söyleyebilirim.
Nasıl mı?
Mesela sürrealist tasarımların, çizgi dünyasına yansıması gibi. Ya da üretilenlerin yapı bozumunu kullanarak değiştireceğimiz yapıları ile, yeniden elde edilen bilgi nesnelerinin kazandığı yeni formlarının, toplumun ihtiyaclarına göre tasarımlanıp ortaya sunulması gibi… Bu sayede üretimsizliklerini sanatın karnına sokan, onun bakirliğini elinden almaya çalışan tecavüzcülerde; kendikendilerini asimile edeceklerdir. Bu gelen yıkım işte bizim birer buzkütlesi olan, bu seçim süreci içerisinde kendi yarattığımız tahakküm düşkünü kardan adamların da eriyip yitikleşmesine sebep olacaktır.
Bu yüzden şunu unutmayınız ki: Kardan adamların birer güç aşıklığının simgesidir.
Gözlerine konulan kömür parçalarının karası ise: Dünya’da acımanın gereksiz olduğunu, herşeyi yalanla dolanla, yönetmenin gerekliliğini gerçekmiş gibi algılanıp, eşitlikçi karşıtı, hiyerarşi düşkünü bireylerin sahip olduğu erimeye mahkum geçici yargılardır.
Herşey eriyip buharlaşıp, yeniden düzenlenebilir. Bunu gerçekleştirecek olan yine bizleriz. Dadaist eylemce buna bir örnektir.