- Kategori
- Sinema
Al Pacino'dan ölümüne: "88 Dakika"

Ölümle başbaşasınız. Son 88 dakikanız!
Ölümün soluğu ensenize boşalırken, etrafınızdaki herkesten kuşkulanmanın ürpertili paranoyasını yaşarken, bu karışık komployu çözüp sizi öldürmek isteyen kişiyi bulabilecek misiniz?
İşte esas soru bu. Yanıtı mı? Yanıtı da "88 Dakika" (88 Minutes) da saklı.
Bir taraftan gizli olarak FBI için çalışan üniversite psikiyatri profesörünün Jack Gramm'ın (Al Pacino) telefonla, 88 dakika sonra öleceğine dair bir tehdit alması filmin ismini ve konusunu oluşturuyor.
Bu 88 dakikanın içinde, profesör, tartışmalı olduğu öğrencisi, eski sevgilisi-onun eski erkek arkadaşı ve idamını bekleyen bir seri katilin de aralarında bulunduğu şüpheliler arasından, gerçekte kim ile karşı karşıya olduğunu bulmak durumunda kalır.
Arayan kişi, onun geçmişini de araştırmıştır.
Henüz 28 yaşında, New York'tayken hayatını belirleyecek çok önemli bir toplantı için evden çıkıp kız kardeşini evde bırakan Jack Gramm, bunun sonucunu, araştırılmasına yardım ettiği bir seri katilin kız kardeşini öldürmesiyle ödemiştir.
Katili yakaladıklarında gülmüş ve "Kız kardeşinin acılar içinde ölmesi 88 dakika sürdü" demiştir.
Sonuçta oradan kaçmış, Amerika'nın diğer ucu olan Seattle'a yerleşmiştir.
Arayan kişi ona notlat bırakırken aradada arayarak ne kadar zamanı kaldığını belirtir ve ekler "Tik-tak..."
Tik-taklar arttıkça ölümün nefesi hızlanmakta, çevresinden insanlar ölüp yaralanmakta, şüphe herkese sıçramakta ve kaçınılmaz son yaklaşmaktadır.
Bir mahkeme salonuna girerken ilk hatırlanacak şeyi soran profesör, filmin içinde bunun yanıtıyla bir kez daha yüzleşecektir.
Filmin başrolündeki Al Pacino yılların getirdiği ustalıkla rolünün altından kolayca kalkmış. Bu hangi role dokunsa onu giyinen usta aktörün karşısında Kim Cummings rolünde Alicia Witt (The Upside of Anger), Shelly Barnes rolünde Amy Brenneman ve Lauren Douglas rolünde Leelee Sobieski (The Wicker Man) yer almakta.
Alicia Witt Pacino'nun aşk yaşadığı asistanını, Sobieski Pacino'nun öğrencilerinden birini , McDonough ise Pacino'nun süphelendiği katil zanlısını canlandırıyor.
Filmin gişeye oynaması için bir de "The O.C" dizisinin sevilen yıldızlarından biri olan Benjamin McKenzie, Al Pacino'nun karşısına geçmiş.
"Las Vegas" dizisinin de yaratıcısı olan Gary Scott Thompson'ın yazdığı senaryoyu Jon Avnet yönetmiş. 30 milyon dolar bütçeli film, psikolojik gerilim severlerin beklentilerini karşılayabilecek düzeyde.
Film için hazırlanan afişlerden birinde gri saatin içinde yelkovanın durduğu yerde aynı zamanda küçük bir "maça" dikkati çekiyor. Ayrıca maçanın ve yelkovanın durduğu yer de 28. dakika. (60+28...)
Hem kendiniz hem de karşınızdaki, sizin hayatınızla "kumar" oynuyor.
Al Pacino'nun filmde dediği gibi: "Ben şahsen idam düşüncesine katılmam. Ben kurbanların haklarına inanırım. Onların bir karşılığı hak ettiğine inanırım. Ne kadar önemli ya da önemsiz olduğu değildir sorun... Çünkü hiçbir şey kayıpların verdiği acıyla kıyaslanamaz. Ben de böyle bir acı yaşadım. Ve aramızda bazılarının olduğu gibi, benim de uykusuz gecelerim oldu. İntikam isteği karşısında, yenilmeden durabilmeye çalışarak... Ve yaralandım... Eğer bu acı, günün birinde azalacaksa, öğrendim ki o vakit, yaraları geçirmeyecek. Yapacağı, en bağışlayıcı şekliyle uyumanızı sağlayacak."
Peki kumarı kim kazanır? Şans mı, oyunu iyi bilen mi, açık vermeyen mi yoksa hilebaz mı?!
Seyirciyi şaşırtan, katilin kim olacağı mı yoksa, içine sürüklendiği mekan ve kişiler mi?
Sizi 88 dakikanız kalsa ve dört bir yanınız şüpheli olsa ne yapardınız? Kaçar mıydınız yoksa katili ölünüzün peşindeyken siz de onun peşine mi düşerdiniz?
Dişlediğini avını öldürmeyip izleyen avcı, kurbanının gözünde arar durmadan sıkıntı ve öfkenin işkencesini.
Charles Baudelaire'in "Kötülük Çiçekleri"nde dediği gibi:
Sanki kanlı bir ufkun her yanda kapattığı
İşlek, uzun yollara beni sokmak isteyen
O yoğun ve o kara hayalet taburları
Çökmüşçesine ağır bir yük altındayım ben
(...)
- İnin, durmadan inin, ey acıklı kurbanlar,
İnin sonsuz, ölümsüz cehennemlerin yolundan [1]
Zaman dolmakta... Ölüm zamanı, zaman ölümü saymakta...
"Tik-tak, tik... tak..., tiik..."
[1] Charles Baudelaire, "Kötülük Çiçekleri", Çeviri: Erdoğan Alkan, Varlık Yay., 2003.