- Kategori
- Gündelik Yaşam
Alacaginiz karinin agzi saglam olsun...

Anam derdi ki: Alacaginiz karinin agzi saglam olsun!
Sanki Anamiz oyle dememis. Bizim aldigimiz karinin agzi perisan! Bir Pazar gunu Umraniye'ye gidiyoruz. Dis agrisi tuttu. Gozlerinden yaslar oluk oluk! Ne olur bir disci?
Umraniye Carsi'sinda dolmustan indik. Karsi da ikinci katta Dis Doktoru Ismet Bacaksiz diye bir tabela var. Hemen kostuk. Kapilar acik ama iceride boya yapiliyor. Tamirat var. Alet edavatin ustu ortulmus. Duvari boyayan ustaya dis doktorunu sorduk. Burada ama, hasta bakmiyor, dedi. Yine de bir cagirir misiniz dedik! Dis Doktoru bizi gorur gormez esas durusa gecip, EMRET KOMUTANIM, demez mi? Kutahya Hava Er Egitim Tugayi'na Kisa Donem Askerlik Hizmeti icin gelen dort aylik yedeksubaylardan...
Dort ay sure ile 1975-1976 yili yaz aylarinda bu genclere (!) Temel Askerlik Egitimi vermisiz. Askere biraz gec gelen, yas ortalamasi 35 ve uzeri bu genclere KOMUTANLIK yapmisiz...
Hanimin disleri kurtuldu. Bizim Yedek Subay Adaylari ile ilgili baska hatiramiz canlandi.
Hafta sonlari, evli barkli, coluk cocuk sahibi askerlerimizi evlerine gonderiyoruz. Cuma aksami gidiyorlar, Pazar gunu teslim oluyorlar!
Bu arada da bir Yedek Subay Adayina gelen mektup dikkatimi cekti: "Canim Kocacigim; Hafta sonlari arkadaslarini goruyorum. Sen niye gelmiyorsun? Komutanlarin sana niye izin vermiyorlar?"
Bolugu topladim. Arkadasimizi cagirdim. Genciz ya. Aslinda ciddi degiliz. Keyif aliyoruz: "Bu senin izin kagidin. Eve gittigin de esin imzalayacak. Imzanin da esine ait oldugunu Merkez Komutanligi'ndan onaylattirip, izin kagidini oyle getireceksin. Tamam mi?" Emredersiniz dedi ve gitti.
Izin donusu izin kagidi tam istedigim gibi gelmez mi! Yahu ben dalga gecmistim, diyemedim.
Aradan epeyce zaman gecti. Bir mektup: "Sayin Komutan Beyefendi. Yuvami yikilmaktan kurtardiniz. Sukranlarimi ve saygilarimi sunarim, efendim...Falanca Yedek Subay Adayi'nin Esi"
Galiba bir yil kadar sonra Karsiyaka'da dolasiyorum. Kot pantolon. Ayagimda espandiriller. Sile gomlegin yakasi neredeyse gobege kadar acik. Tatildeyim. Sac, sakal karismis. Ayagimda ki ayakkabinin topuklarina basiyorum. Agzimda bir cigara. Yas 21-22 hala...
Koca siyah bir arabadan birileri iniyor. Belli ki ozel soforleri de var. Arabadan inen kelli felli adam beni gorur gormez caketinin dugmelerini kapatti. Kemal Bey, diye bana dogru segirtiyor. Once sasirdim. Sonra anladim. Bizim yuvasini kurtardigimiz Yedek Subay Adayi!...
Esi beni bir seye benzetemediginden, kocasinin asiri saygili davranmasina saskin, bana yukaridan bakiyor. Kocasi durumu anladi. Kulagina dogru egilip beni hanimina tanistirdi:
-Bizim komutan Mustafa Kemal Bey...
Hanimefendi bayiliyordu...
***
Ferdi: http://biryardimeli.bz.tc
NOT: Daha once yayinlanmis bir yazi. 18 Aralik 2006
Babam bahceden anama cagirirdi: Kizzz....
Soylenirdi. Kari bu is boyle olmayacak, diye.
Avrat, derdi. Gulerek. Avrat. Seni cok severim.
Kocakari, diye Gaye'nin babaannesini cagirirdi. Kocakari.
Arife Nine'me de kocakari derdi.
Hem koca, hem de kari. Ikisi de saygideger. Bir araya gelince, cok saygideger.
Gaye'nin babaanesinin cok hosuna giderdi. Babamin onu kocakari diye cagirmasi.
Hanimefendi dedigi de olurdu. Yenge de.
Baci?
Derdi. Baci da.
Biz hanimlardan soz ederken, icimizden geldigi gibi; hanim, hanimefendi, bayan, kari, baci, ana, kiz, kizim, yenge, teyze, hala, nine, babaanne, dabbir dedigimiz olur.
Bazan kari dedigimizde anamizi, avrat dedigimizde karimizi, baci dedigimizde komsumuzu, fistik dedigimizde kizimizi tarif etmisizdir.
Bu sayfalar, bizim, ailemizin, dostlarimizin sayfalaridir.
Sozunu ettiklerimiz de, sevdiklerimiz, asik olduklarimiz, hayran olduklarimiz, begendiklerimiz, inandigimiz kadinlardir. Kan baglantimiz olmasa, aileden sayilmasalar bile, yureklerimizde yer etmislerdir. Hayallerimizi, ruyalarimizi suslemeye devam ederler.
Kesirikli Fadime de, anam da, bacim da, Seher ve Senem teyzeler de bizim Gokce Bostanli "kari" lardir.
Osman Efendinin, babamin, abimin, Yirigin, Sirrinin, benim Gokce Bostan'li "herif"ler oldugu gibi...
13.10.2006