- Kategori
- Basın Yayın / Medya
Albay ve kuyruklu yıldız

İngilizce çalışıyoruz. O sıralar ne bulursak okuyoruz. Nereden buldum, kim verdi? İngilizce bir öykü. Diyelim ben bu öyküyü 20 yıl önce okudum. Öykü belki 30 yıllık. Bilim-kurgu.
Uzay gemisi uzayda yol alıyor. Herşey güllük gülistanlık. Birden bire alarmlar, ziller, anonslar, bağirtilar. Geminin basinç sistemi bozulmuş, 10 dakikaya kadar gemi uzay da parçalanacak. Komutan emir veriyor:
"Gemiyi terkedin! Uzay kiyafetlerinizi derhal giyip, gemiyi terkedin. 9 dakikaniz kaldi. Sekiz dakika! Yedi!.."
Uzay kiyafetini giyen kendini kapkaranlik uzaya firlatiyor. Ozel uzay kiyafetlerini biliyorsunuz. Sirtlarinda ki tuplerde hava var ama, ne kadar dayanir? Birbirleri ile de haberlesiyorlar. Oleceklerini bildikleri icin de olumden degil, oradan buradan sohbet ediyorlar.
Gemi personeli kirk kisi. Kirki ayri ayri yerde. Kirki ayri ayri istikametlere, buyuk bir suratle, uzayin karanligi icerisinde yildirim gibi gidiyorlar. Yokluga, yok olmaya dogru.
Bir ara Gemi Komutani Albay konusuyor. Kisa bir konusma. Kirk kisilik murettebat dinliyor.
Albay:
"Sizlere komutanlik etttigim icin gurur duyuyorum." diyor. Ses yok.
"Iyi sanslar." diyor. Herkes sususuyor. Kimsenin konusmaya hali yok.
Saatler oylesine geciyor.
Bir ara Albay soruyor:
"Yuzbasi Co neredesin?"
Yuzbasi cevap veriyor. "Buradayim komutanim."
Ne yapiyorsun?
Sevdiklerimi dusunuyorum. Sevgililerimi. Asik olduklarimi. Kapilarina saatlerce beklediklerimi. Sevdigim insanlari. Onlara yaptiklarimi. Onlarla gecen zamanimi. Onlarin bana verdiklerini.
Albay: "Sen zaten iyi bir asker olamadin. Aklin fikrin hep birileriyle beraber olmakti!"
"Iyi yapmamis miyim Komutanim? Bakin bu karanlikta binlerce insan gozumun onunden geciyor. Bir film seridi gibi."
Albay: "Aramizda ne fark var?" diye soruyor. "Sen de, ben de hayal ediyoruz. Farkimiz ne?"
"Oyle demeyin Komutanim" diyor, Yuzbasi. "Ben dusunurken yuregim daha hizli carpiyor, gogsumde bir seyler akiyor. Deneyin. Siz bunlari hissedemezsiniz."
Albay zorluyor kendini. Hayal ediyor. Birilerini aklina getiriyor. Ne yureginin atisi hizlaniyor, ne de icinde bir seyler akiyor.
Itiraf ediyor. "Ne yapmam lazimdi?"
"Birilerini karsiliksiz sevmeniz, birilerine karsiliksiz el uzatmaniz, birileri icin birseyler yapmaniz gerekirdi."
Cok mu Gec mi kaldim, diye Albay soruyor. Cok mu gec, birseyler yapmam icin?
Yuzbasi, hayir, diyor. Hala birseyler yapabilirsiniz!
Albay birde bakiyor dunya atmosferine girmek uzere. Yanacak. Kul olacak. Bitecek! Tanrim, diyor. Tanrim. Olmeden once hic olmazsa bir kere bir ise yarayayim. Ne olur?
Yer yuzunde kucuk bir cocuk annesine yanarak atmosfere giren Albayi gosteriyor.
"Anne anne bak! Kuyruklu yildiz!" Anne, aman bir niyet tut, diyor. Gerceklesir.
Cocuk niyetini icinden tutuyor ama, hikaye bu ya, bizim komutan tamamen yanmadan once kucuk cocugu duyuyor. O anda Icinden birseylerin aktigini hissediyor. Keyifle gulumsuyor. Kendi kendine mirildaniyor:
"Tesekkurler Tanrim! Tesekkurler!"