- Kategori
- Hayvanlar Alemi
Alçak Sürünenler

Sıcak yaz günlerinde, yüksek eğrelti otlarının ya da süpürge otlarının arasına boylu boyunca uzanıp yatmak ne güzel şey! Her taraf ne kadar da sakin olur!.. Kuşlar bile sıcaktan bunalıp, cıvıldamaktan vazgeçmişlerdir sanki...
Sıcaktan cayır cayır yanan kayaların üzerinden küçük bir gölge hızla geçiverir... Sonra, az ileride birden durur! Bir kertenkeledir bu! Belli ki sıcağı çok seviyor. Kısacık dört ayağının üzerine abanmış, başını dikmiş, yapışkan dilini ara sıra bir şimşek hızıyla çıkararak sinekleri, böcekleri avlıyor. Tamamiyle zararsız bir hayvandır, yaklaştığınızı görür görmez kaçıverir. Hatta bazen kaçarken kuyruğunu da bırakıverir. Evet, kertenkelelerin böyle bir meziyetleri vardır... Kendilerini aşırı tehlikede görürlerse, kolayca kaçabilmek için kuyruklarını atarlar. Lakin üzülmeye mahal yoktur, zira atılan kuyruğun yerine yenisi çıkacaktır.
Omurgalılar şubesinin bir sınıfı olan sürüngenler, yaz sıcağından pek hoşlanırlar. Bunlar değişik ısılı hayvanlardır. Fakat yine omurgalılar sınıfından kuşlar ve memeliler ise, bunun tersine, aynı ısıyı korumak için sürekli çaba harcarlar. Omurgalıların öbür iki sınıfına, balıklarla amfibyumlara gelince, bunlar iklim değişikliklerinden pek etkilenmezler. Lakin sürüngenlerin bilhassa sıcağa ihtiyaçları vardır, soğuk onları aylar boyunca hareketsiz bırakır. İşte bu nedenledir ki, en büyük sürüngenler, en sıcak yerlerde yaşarlar. Bunlardan timsahlar ve kaymenler, sıcak bölgelerin özellikle sulak ve bataklık kesimlerine sığınırlar.
Sürüngenlere bu adın verilmesinin nedeni, uzun gövdelerini kısacık bacaklarıyla zar zor sürünerek hareket ettirdiklerindendir. Sürüngenler arasında, bacakları mevcut olmakla birlikte, gövde iskeleti içerisinde körelmiş, dolayısıyla dıştan görünmeyen türler de vardır. Buna örnek olarak kör yılan gösterilebilir. Bazı sürüngenlerde ise ne görünürde, ne de iskelet içerisinde ayak belirtisi vardır. Aynen yılanlarda olduğu gibi.
Sürüngenlerden çekiniriz, onların canlılığı bize ürküntü verir. Oysa, bizim iklimimizde yaşayan sürüngenlerden sadece bir tanesi tehlikelidir ki, o da engerek yılanıdır. Bu esmer renkli yılanın, uç kısmı sivri olan ve üzerinde "V" biçiminde iki şerit bulunan, üçgensi bir başı vardır. Sırt kısmında ise, iki sıra halinde ve enlemesine, siyah benekler bulunur. Engereğin zehiri tehlikelidir, hatta öldürücü olabilir. Hayvan, çeneleriyle kıstırarak ısırdığı yere, o sırada açılan zehir kesesinden boşalan zehiri, dili aracılığıyla akıtır. Bu zehirden etkilenmeyen bir tek hayvan kirpidir. Bu sayede kirpi, avladığı engerekle kendisine güzel bir ziyafet çekebilir! Ama aynı kirpi, 5- 6 metre boyunda olan ve bir süt kuzusunu, çiğnemeden, kolayca yutabilen boa yılanıyla başa çıkamaz tabii ki.
Kara yılan, boanın ufak bir modelidir. Boa yılanında olduğu gibi, onun da çene kemikleri eklemeli değildir. Bu sebeple kurbağa, yer sıçanı, kertenkele, balık, hatta kabuklulardan ibaret avlarını bütün olarak yutar. Hafif yassı olan başı, gövdesine boğumsuz olarak bağlıdır.
Kara yılanlar engereklerden daha uzun, daha iridirler. Bazılarının boyu 1.20 metreyi bulan tatlısu kara yılanları, kurbağalar ve diğer su hayvanlarıyla beslenirler.
Kör yılan, bazı yerlerde "cam yılan" diye anılır. Gerçekten de bu hayvanın kuyruk kısmı cam gibi kırılıverir. Ancak, tıpkı kertenkelede olduğu gibi, kör yılan için de bu kırılmanın tehlikesi yoktur ve vücuttan ayrılan parçanın yerine yenisi çıkar. Boyu 40 santimetreyi geçmeyen bu hayvanın silindirsi, kaygan ve ışıltılı pullarla kaplı bir gövdesi vardır. Sırtı siyaha yakın esmer, karnı parlak sarıdır. Dolayısıyla onu, boyu 60- 70 santimetre olan engerekle karıştırmak mümkün değildir.
Tıpkı balıklar ve amfibyumlar gibi, yılanlar da yumurtlarlar. Ne var ki balıklar ve amfibyumlar, yumurtalarını suya gelişigüzel bıraktıkları halde, sürüngenler toprağa, önceden hazırladıkları bir yere bırakırlar.
Kara yılanın yumurtaları, güneş ısısı veya içerisinde bulunduğu gübre yığınının sıcaklığı sayesinde açılır ve bunlardan 5- 6 santimetre boyunda yavrular çıkar.
İkinci zamanda dünyanın hakimi olan sürüngenler, artık yok olmaya yüz tutmuşlardır!.. Gerçekten de bu hayvanlara tabiatta seyrek rastlıyoruz. İçimizde, onları başına buyruk dolaşırken hiç görmemiş olanlar bile vardır mutlaka değil mi? Eminim şimdi "eksik olsun, Allah göstermesin" tarzı veya benzeri bir alt yazı geçti kafanızdan... Ne diyebilirim?.. Siz de haksız sayılmazsınız.