​ Alex'in hayat çizgisi; Manisa için ölüm, Fenerbahçe için yeni bir başlangıç / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '09

 
Kategori
Futbol
 

Alex'in hayat çizgisi; Manisa için ölüm, Fenerbahçe için yeni bir başlangıç

Alex'in hayat çizgisi; Manisa için ölüm, Fenerbahçe için yeni bir başlangıç
 

Maçın kaderini değiştiren adamlar - Hakem-Güiza-Alex-Semih


Fenerbahçe adına çok kötü bir geceydi ancak son saniye golüyle puan hanesine 3 yazıldı. Derler ki böyle maçları kazanıyorsan iyi yoldasın; futbolun şans perisi senin yanındadır. Zaten biraz daha iyi oynarken maç kaybetmezsin.


Manisaspor ilk yarı Fenerbahçe'nin ilk hattı üzerine baskı kurdu. Çok sert oyun oynayarak Fenerbahçeli oyuncuları yıldırmak istedi. Çok da başarılı oldu. Santos, Alex, Carlos, Kazım oyundan koptular.

Alex Emre'nin oyundan atılma anına kadar sahanın kayıp ismiydi. Ancak O, Alex olmanın kolay bir şey olmadığını, Alex'siz olmayacağını ispat edercesine neredeyse tek başına maçı Fenerbahçe'ye döndüren adam oldu. Güiza'ya sol ayağının üzeriyle verdiği pas sanki hayat çizgisi gibiydi. Manisaspor'u hayattan koparacak, Fenerbahçe'ye hayat verecek kadar ölçülüydü. Puan çıkaracağını umut eden Bakkal dondu kaldı.

İkinci yarı Manisaspor'un yorulacağını, kendi alanına çekileceğini beklerken; askine aynı oyunu devam ettirebiliyor olduğunu gördük. Bu da Mesut Bakkal farkıyla açıklanabilirdi herhalde. Fenerbahçe Emre atılana kadar olumlu tek bir iş yapamadı.

Sağ kanatta Gökhan Gönül'ün yerini alan Bekir de oldukça aksadı. Bekir kademede yanlışlar yaparken kaptırdığı ilk toplarla da takımı defansta eksik bıraktı. Bekir ya hazır değil ya da o bölgenin adamı değil. Bir kere çok yavaş ve dönemiyor.

Gökhansız Kazım'ın da aksadığına şahit olduk. Demek ki Kazım'ı Kazım yapan fark Gökhanmış. Kazım ile Bekir'in birbirleriyle küs oyunu Fenerbahçe'nin sağ kanadını tamamen yok etti. Kazım'a birinin halı sahada, saha parasına maç yapmadığını söylemesi lazım. Top Kazım'a gelmeden oyuna girmiyor. Hakemden önce düdük çalıyor. Rakibi ile garip bir didişme içine giriyor. Anlamak mümkün değil. Sert oyunda da yok.

Santos da takımdan ayrı oynuyormuş gibi sahada geziniyordu. İnanılmaz ve kendisinden beklenmeyecek top kayıpları yaptı. O çıktıktan sonra da, daha iyi görünen Baroni'nin, Santos'un aksayan oyununu devraldığını gördük.


Carlos iyi niyetine rağmen artık istediği hareketleri yapamıyor. Yaşı buna engel oluyor. Carlos'un adı sahada kalmasına neden oluyor gibi bir şey var. Carlos'un ligin ikinci yarısında ülkesine dönme kararı alabileceğini tahmin ediyorum.

Kırmızı kartla oyun dışı kalana kadar sahada hırs küpü bir oyuncu vardı; Emre. Her neyi yanlış yapıyor olursa da ayakta alkışlanacak bir mücadele veriyor. Gidiyor geriden top alıyor, kapıyor, paslaşıyor, çalım atıyor, topu kaptırıyor, bir kere daha alıyordu. Emre bu sene başka bir Emre sanki. Atılışı onun son zamanlarda takındığı antipatik görüntüsünden kaynaklanıyor. Tanrılar kurban arıyordu ve bu uzun zamandır Emreydi. Hakem bütün futbol aleminin gazını almış oldu.

Ancak sezon başından beri Emre'ye yapılan ve hakemler tarafından görmezden gelinen sertliği kimse konuşmuyor.

Hakemler bu maçta da çok konuşulacak sanırım. İstikrarsız kararları devam ediyor. Birinci dakikada Kazım'ın taban gösterdiği pozisyona devam verip, bir kaç dakika sonra Kazım'a yapılana düdük çaldı; çift vuruş verdi. O atış direkt olarak kaleye gitti ve gol oldu. Ya bir kişiye çarpsaydı?

İkinci yarının hemen başında Bekir'in kontrolsüz müdahalesi bence penaltıydı. Çalamadı. Emre konusunda ne kadar cesursa, penaltı için o derece korkaktı. Ancak şunu biliyordu ki bütün Türkiye Emre'nin atılması konusunda arkasında duracaktır.

Ayrıca Maninasporlu oyuncuların futbol dışı sertliklerine fazla tolerans gösterdi. Futbol bu kadar sert oynanmıyor. Aynı sertliği Fenerbahçeliler yapınca faul çalmaktan da geri durmadı. Manisaspor'un kırmızı kartsız oyunu bitirmesi ise ayrıca çift soru işaretlik bir durumdu.

Güiza; attığı golde de, 90+3,5'da Alex'e verdiği asistte de kalite vardı. Son dakikada oradan şut çekeceğini bekledim. Ancak gol atmış olmanın verdiği rahatlık Güiza'yı asist yapmaya yönelti. O Fenerbahçe'nin kader anıydı. Çünkü Güiza gol atmamış olsa oradan şut çekecek, top büyük bir ihtimalle dışarı çıkacak ve bütün Fenerbahçeliler saç baş yolarken de iki puan Kadıköy'de bırakılmış olacaktı. Futbolcunun içinde bulunduğu psikolojinin takımın kaderine ne kadar etki ettiğinin bariz bir göstergesi gibiydi o an. Asist anında Semih ofsayttaydı ancak Alex topa vurduğunda değildi. Semih direkten dönen topa vurduğunda ofsaytta değildi yani. Ancak bu pozisyon tam derslikti.
Bugün Brezilyalıların büyük bölümü sahada yoktu. Onlar olmayınca da Fenerbahçe oyunun büyük bölümünde kontrolü ele alamadı. Sertlik Brezilyalıların yumuşak futbolunu ortadan kaldırdı. Fenerbahçe'nin nazik futbolcuları çıkıp, topa ayağını, kafasını koyan adamlar girince Manisaspor'un sertliği işlemez oldu.

Semih'in Fenerbahçe'ye kazandırdığı maçların puan istatistiğini artık çok merak ediyorum.


Uzay Gökerman

Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..