- Kategori
- Siyaset
Allah kabul etsin...

Dini siyasete alet etmek yüzünden defalarca kapatılan bir siyasi partinin kadrosu içindeydi.
Fetullah'ın dizinin dibinde, muhterem “Hoca”sının rahme-i tedrisinde yetişti.
Sonra...
İlk önce “hoca”sına ince bir çalım atıp, partisini elinden aldı.
Az sonra...
Dizinin dibinde oturduğu kişiye "paralel" çekip, izdüşümündeki müritlerinin içeri tıkılmasının startını verdi.
Kumpasların savcısı olduğunu ilan etti, bir adım sonra, meslektaşları olduğunu ilan ettiği savcıların aleyhine bambaşka savcılara paralel iddianameler düzenletti.
Düşüncelerinden başka hiçbir "suç"ları olmayan gazetecileri terörist ilan ederek Silivri zindanlarında hücrelere kilitletti.
Ve Dünya Gazeteciler Günü'nde şöyle buyurdu:
- Medya bağımsız olmalıdır... Basında çalışanlar, gazeteciler, haberciler ne kadar özgür olursa, ülkenin demokrasisi o kadar güçlü olur.
Ne denir bu sözlere karşı?
Bizce;
- Ya Allah, bismillah!.. denir ve kuru ekmeği ıslatıp, üç kez öpüp, alna yerleştirilir.
Daha daha sonra?..
Van münit propagandası, düşmanlığa dönüştürüldü.
Mavi Marmara'da "Hak"ın rahmetine kavuşanlara ağıtlar yakıldı.
"Kanka" Esat, o zamanlar henüz Eset değildi... Ve Türkiye'de müftü yokmuş gibi Mavi Marmara mevtalarının cenaze namazına ithal müftü gönderdi...
Yani o zamanlar, "Bir koşu Şam'a girip, Emevi camiinde namaz kılma" dış-politika stratesi henüz gündemde değildi.
Henüz Türkiye "entelijansiya"sı o zamanlarda, bir babanın öz kızına şehvet duymasının "vacip olup/olmamasını" tartışmıyordu.
Kimi ulema, küçük kızın 9 yaş sınırında olmasını önemsemiyor ve babasının kucağına bu yaştan sonra oturmamasının uygun olacağını belirtmiyordu.
Geri kalan akil-seçkin-çoğunluğu ise, 9 yaş sınırı "yetmez ama, evet..." kat'iyyen oturmamalıdır, diyerek bu nitelikli tartışmaya renk katmıyordu...
Ortaya çıkan bu oldukça dini ve ilmi ve ulvi sonuçlar karşısında cumhurun en-başkanı Anayasal tarafsızlığını ilk kez koruyor ve bu seviyeli atışmaya bulaşmıyordu.
Çünkü o, "düşünce ve inanç özgürlüğü"ne saygılıydı.
Demek ki ülkemizde, bir kız çocuğu 9 yaşın altındaysa sevgili babasının kucağına özgürce oturabilirdi... Ancak, 9 yaşının doğum günü kutlamaları sonrasında bu özgürlük kısıtlanıyor ve babanın ulvi hisleri şehevi duygulara doğru ivme kazanıyordu...
İşte yıllar sonra laik cumhuriyetimizin gelip ulaştığı nokta budur.
Biz kabul ediyoruz ki, kervan yürüyor...
Allah kabul etsin.
@farukhaksal42
www.soruyusormak.com