- Kategori
- İnançlar
Allah ve İbadet
Kudretini sorgulamaya gücümüzün yetmediği Allah isteseydi ne Kuran-ı Kerim hakkında, ne de inanç sistemimiz İslamiyet hakkında tek bir söz etme hakkı vermezdi. Tebliğ edilen emir ve yasaklardaki ölçüleri yorumlayanların inanç sistemine müdahale girişimleri ve ibadetlerde yaptıkları artırımlar veya ibadet şekillerindeki yorum farklılıkları günümüze kadar taşınmış olmasına rağmen halen tartışılıyor olması İslamın insanlık gelişimine hayırlı bir katkı sağlamasını engellemiştir.
Kuran-ı Kerimden öğrendiğimize göre pozitif ilimlere önem vermek, varoluş sırlarının ve ilahi kanunların yaşam süresince hangi hedefleri işaret ettiğini göstermesinden ziyade Allah' ı tanımanın önünü açarak O' na yaklaşmanın ve itaat derecesinin sınırlarını çizdiğini sonsuz itaat proğramının beynimiz içinde ilahi kudretin varlığının isbatı derecesinde olduğunu görebilmekteyiz.
Yaptığımız ibadetlere ihtiyacı olmayan Yüce Mevla'nın ibadet sınırlarında kendisine yakarış ve cennetine kabulu noktasında kalmak, Yaratan' a saygısızlık ve itaatsizlik örneğinden başka birşey olmayacağı, gece ile gündüz programlarında verdiği emanetin sarfında israf edilemeyeceğidir.
İslamda hiç bir zaman reform olması mümkün değildir. Allah' ın kendi ifadesiyle; İslam son dindir, emir ve yasakların toplandığı Kitap, son Kitap'tır. Hz. Muhammed, son peygamberdir.
İslamiyeti kolaylaştırmak adına yeni yaşam şekline göre yorum yapmak, kendini din adına konuşmaya yetkili zanneden akademik kariyer sahibi insanların dini dejenere edenlere yardım çabalarından başka bir anlam taşımadığı su yüzüne çıkmaya başlamış durumda. Gelenekçi din anlayışı ya da yenilikçi din anlayışı olması mümkün değil. Allah'ın insanlık alemine layık gördüğü her türlü varoluş ve yokoluş, hayat tarzı O' nun istediği çerçevede olmak ve devam etmek zorundadır.
Yapılan ibadetlerin yalnızca inananların vicdanlarında sorumluluğunun olması, mükafatınında Allah' ın takdirinde olması esasken, bir aracı ve ilaveten bir öğreticiye ihtiyacın olmadığı da bir gerçektir. Gönderilen Kitap ve tayin edilen Peygamber ve varisleri bu ölçünün kusursuz izahçıları, öğreticileri omuştur. Yeni bir şeyler ortaya koymanın veya yanlışlıklar bulma hastalığının temelinde dini ve din büyüklerini küçümseme, hatta cahillikle suçlama telaşı yatar. Bu tip çabalar dine sokulacak fitnelerin temelini oluşturarak dinden soğuma, başka batıllara yönelmeyi hızlandıracağı gibi adı İslam olan Allahın reddettiği bir din dogmasının önünü açabilir.
O halde anladığımız din, başlangıcı ve sonu tayin edilmiş, bir noktası ve harfi nin değişmediği, Allah tarafından korunacak olan Kuran-ı Kerim'in tarif ettiği, İslam peygamberi Hz. Muhammedin yorumladığı inaç sistemidir. İbadet şekli ve sayısı Takdir-i İlahi' nin istediği ölçüde olacaktır.
İslamın şartlarının kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekat vemek olduğuna göre, bu şartların hangi hallerde geçerli, hangi hallerde kul üzerinden kalktığı açıklandığı halde yeniden yorum farkıyla dizayn çabaları da inanan insanların inançlarına müdahale ise, kendini Allah'ın yerine söz söyleme yetkisini hissedenler hangi duruma düştüklerini de açılamak zorundadırlar.