- Kategori
- İnançlar
Allahın evinde misafir olmak (4)

Sevgili Babam, babalar gününe armagan ediyorum
Birgün önce İzmir’de havaalanında saat 17.00 den itibaren işlemlerimiz yapılmak üzere hazır olmuştuk ve 20.00 de İstanbul’a oradan da 23.30 da Cidde havaalanına hareket ettik ve 14 saatlik yolculuğumuz ertesi sabah saat 7.00 de Kabe’nin onünde noktalandı. Onca geçen saate rağmen üzerimde hiç yorgunluk yoktu. Aksine müthiş bir iç huzuru ve heyacan vardı. Hiç olmadığı kadar kendimi dinç ve enerjik hissediyordum. Yapılan yolculuk tarifi mümkün olmayacak kadar güzel bir ibadet, bunu ancak, insan o kutsal topraklara gittiğinde fark edebiliyor.
Kabe, çok eski zamanlarda ve Osmanlı Döneminde etrafı açık olduğu için uzaktan rahatlıkla görülebiliyormuş. Fakat şu anda Kabe’nin etrafı daha yüksek bir yapı ile çevrili bu yüzden Kabe’nin avlusundan içeri girilmedikçe, en yakından bile görülemez. Kabe’nin yakınlarında bir yerde arabadan indik. Karşımızda yüksek duvarlar ve duvarların hemen arkasında Kabe var. Duvarların arkasındaki yüksek binaların en önemlisi Osmanlı’nın yapmış olduğu ve 2002 yılında yıkılan Ecyad kalesinin yerine yapılan 31 katlı 4668 daire ile 1220 odaya sahip beş yıldızlı bir oteli de içinde barındıran Zemzem Kuleleridir. Kabe’den gelen enerjiyi hissedebiliyordum, duvarlar bile hissettiğim enerjiye engel olamıyordu.
Kabe’yi genişleştmek için dozerler ve vinçler çalışarak yeni say alanı yapılmaktaydı. Kabenin etrafındaki binalar birer birer yıkılıyordu. O an için beni bunların hiçbiri etkilemiyordu. İçimde biran önce içeri girme isteği vardı Say yapılan kapıdan içeri girdiğimizde karşımızda 700 metrelik uzun bir koridor vardı. Say yapan binlerce insan tıpkı bir nehrin akışı gibi uzun bir koridorda akıyorlardı. Çok heyacanlanmıştım. Ayakları cıplak, üzerlerinde sadece iki parça beyaz havludan oluşan ihram giysisi vardı.
Koridorda elli metre gittikten sonra avluya açılan bölümden geçince tam karşımızda Kabe’yi görüyoruz. İçimde bir enerji dalgalanması başlıyor. Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyor. Hem büyük bir sakinlik var içimde hem de müthiş bir heyacan. Görünmeyen bir silindirin içindeyim. Daha gelmeden önce silindiri hissetmiştim ama simdi silindirin içindeyim ve içinde nefes alıp veriyorum. İnanın burası çok faklı bir boyut o silindir tüm avuluyu kaplıyor belki daha da geniş bir alanı. Ben içindeyken daha iyi farkedebiliyorum buradaki muhteşemliği.
Peygamber efendimiz şöyle buyurur: “Semanın kapılarının açıldığı ve duaların kabul edildiği dört zaman vardır. Bunlar müminlerin Allah yolunda düşmanla karşılaştıkları, yağmurun yağdığı, namaz kılındığı ve Kabe’nin görüldüğü anlardır” (Taberani, VIII, 169, 171)
Diğer bir hadisinde de “Allah bu ev için hergün 120 adet rahmet indirir. Bunun altmışı tavaf edenler, kırkı namaz kılanlar, yirmisi de ona bakanlar içindir.” Buyurmuşlardır. (Heysemi, 111, 292)
“Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe'yi) tertemiz tutun." (Bakara suresi 125. Ayet)
“Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi elbette Mekke'de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kabe'dir. “ (Ali İmran Suresi 96. ayet)
“Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin hac etmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey ona muhtaçtır.)” (Ali İmran Suresi 97 ayet)
Kabe ile karşı karşıyayım ve peygamberimizin sözleri aklıma geliyor onu gördüğüm an dualarımın kabul edileceğini ve ona bakmanın bile bir ibadet olduğunu hatırlıyorum ve o muhteşem güzelliğin karşısında gözlerim dolu dolu oluyor. Hani içinden hıçkırarak ağlamak gelir ya işte öyle bir andayım. Duygularım bir dalından düşen bir yaprağın rüzgarda titreyerek düşmesi gibi dalgalanıyor kendimi Allaha bırakıyorum. Onu tüm hücrelerimde hissetmeye başlıyorum. Karşımda muhteşem bir enerji var biran zaman ve mekandan kopuyorum sanki ya da ben öyle hissediyorum.
Daha fazla dağılmadan kabeyi ilk olarak görmüşken duamı yapıyorum hemen.
“Yarabbi la ilahe ente süphaneke inne kuntim minellezin zalimin” “Doğrusu biz zalimlerden olduk lütfen bizleri bağışla, sen bize hem ahiretin hem de dünyanın saadetini nasip et hem dünyada hem de ahirette sana komşu olmamızı sağla ve bizi bütün kötülüklerden arındır ve koru. Hem buradaki ibadetlerimizde ve yaşamımızda hemde ümreden gelip gerçek evimize dönüp zamanımızdaki yaşamalarda bizi bütün kötülüklerden koru. Herşeyi senin için yapmamızı nasip et. Bizden dua dileyen herkesin dualarını kabul et. Onlar ne istemişlerse onların dualarının kabul olmalarını sağla.”
“ Bütün bilgi kaynaklarımızı aç, insanlara, rızkımıza, çocuklarımıza, kendimize senin için doğru olan bütün bilgileri hazırlayıp insanlara bunları sunmamızı nasip eyle.”
Kalp gözümün, gönül gözümün tamamen açılması, bütün perdelerin kalkması ve tamamen açılması içinde duama devam ediyorum.
“Şeytanın almış olduğu parçalarımın hepsi geri gelsin”
“Bütün bedenlerim Allahın tertemiz yaptığı bir şekilde birleşşin ve duygularım açılsın. İçimdeki benlik bütün bunlardan pay almasın ve son anıma kadar nefsime merhamet et allahım.”
Peygamberimizin namaz kılanların üzerine burada Allahın hergün rahmet indirdiği sözleri aklıma geliyor.İnsan orada çok değişik manevi hazlar alıyor, çok yoğun ve güzel duygular yaşayabiliyor, hatta zaman zaman tarifi mümkün olmayan güzel kokular duyabiliyor. Yıllarca namaz kılmak üzere uzaktan yöneldiğim Kabe’nin hemen karşısında ve çok yakınında onu seyrederek namazımı kılmak istiyorum. Allah’ın evinde Allah’a çok yakın hissediyorum kendimi. İbadetlere başlamadan önce iki rekat namaz kılıyorum Kabe’nin altın yaldızlı kapısına bakarken, sanki gül bahçesinin içine düşmüşüm gibi gül kokuları başımı döndürürken, cennetin kokularını burada hissederken ve bembeyaz mermerlerin üzerinde kendimden geçmiş bir halde iken söyle bir duada bulunyorum;
“Allahım senin misafirin olarak geldim. Hacerrülesved taşına dokunmamı sağla. Hz İbrahimin Makamı ile Hacerrülesved taşı arasında namaz kılmamı sağla.”
“Allahım Kabe’ye senin evin olarak bakıyorum. Gerçi herşey sensin. Bizlerde bu
güzelliğin etrafında dönerek O’nun aşkına yanıyoruz. Bana ve bütün arakadaşlarıma, sevdiklerime, tüm müslümanlara Allah aşkı ile yanmayı nasip et. Ol de olsun Allahım. Bu aşkın bilgilerini de bütün bedenlerime indir Allahım.”
Duamı gözyaşları içine bitiriyorum ve içimde müthiş bir heyacan var birazdan tavaf’a başlayacağım. Bu yazıyı yazdığım günkü gibi cuma namazını Kabe’ye baka baka kılacağım. Kalbim çok huzurlu ve kendimi herşeyi gerçekleştirebilecek eminlikte hissediyorum. İçimde birşeyler ateşlendi sanki aşkın yaklaşan ayak seslerini hissediyorum.
Bir sonraki yazımda görüşünceye kadar sevgiyle kalın.
Alahattin Öztekin