- Kategori
- Kültürler
Amasra Müzesindekilerle, Bartın'lının Çeyiz Sandığındakiler Aynı.

Daha müze yokken, o civarlarda top oynayanları seyrederdik. Yorulunca da, civardan kocaman bir taş bulup, üzerine mendil serip oturur, maçı tribünlerden seyretmişçesine de mutlu olurduk.
İlgililer, düşünmüşler, taşınmışlar, “bu aklın cebe konacak yanı yok” demişler ve benim gibi taş aramağa başlamışlar. Her yerden taş fışkırıyor..
Eh, ne denir? “Taşlı tarlaya düştük denir” değil mi? İlgililer, o zaman bu işle ilgisi varmış, ilgilenmişler. Bunları yan yana getirmişler. Kol’du, bacakdı, ayakdı, kafaydı derken, aaa, bir de bakmışlar ki, ortaya taştan adamlar çıkıyor. Daha da uğraşmışlar, “sarkık memeler” çıkıyor. Daha daha da uğraşmışlar, “heykelin çükü” ortaya çıkıyor.
Hımmm. Yapılacak ne kaldı? Bunları toplamışlar bir araya. Bir akıllı çıkmış, demiş, bunları bir araya getirip muhafaza edelim..
Öyle ya. Jeton düşmüş. Amasra’nın antik bir yerleşim merkezi olması ve tarihî eser açısından zengin olması nedeniyle burada bir müze kurulması zorunlu hâle gelmiş. Bu işin öncülüğü de, bir yazardan gelmiş: “ Şair Tahir Karaoğuz” Ve ilk müze 1955 de belediyenin küçük salonundan başlamak üzere kuruluvermiş. Arkası gelmiş tabi.
Şimdiki müze, eskiden bahriye okulu imiş. Yarım yamalakmış. Bakanlıkça tamamlanarak 1982’de de açılmış. Tek katlı taş binada ' 2si arkeolojik, 2'si etnografik olmak üzere, 4 teşhir salonu bulunmaktadır. ,
Mezarlarda ele geçirilen pişmiş toprak ve cam koku, altın ve bronz süs eşyaları, ayrıca denizden çıkarılan çeşitli tipte amphoralar, testiler sergilenmektedir.Hatta gözyaşı şişerli bile bulunup, sergiye konmuş. Ölünün arkasından kimler fazla gözyaşı döküyor diye belirlemek için icat edilmiş. bu şişelerde, ağıtçının gözyaşları birikleniyormuş. Yani “Ne kadar gözyaşı o kadar para” İnsan, istem dışı nasıl gözyaşı dökebilir, anlamak güç. O devirlerde de varmış diyorsunuz yalakalık.
Sonracığıma neler var neler. Arkeolojik olarak Helenistik çağa ait bronzdan heykelcikler, bilezikler, olta iğneleri, haçlar, silahlar, kandiller ve kaplar sergilenmektedir. Bunların yanı sıra altın, gümüş ve bronzdan sikkeler de teşhir edilmektedir.
Neler yok ki burada.heykeller, heykel başları, mezar stelleri, kabartmalar, mutfak kapları, silahlar, yazım takımları, şamdanlar, mühürler, kantarlar, seramikler ve yüzükler ile Amasra yöresine özgü ağaç çekicilik sanatını yansıtan kaplar sergilenmektedir.
Etnografik Eser Salonu:nda ise: Geç Osmanlı Devrine ait yörenin giyim-kuşam zevkini yansıtan giysiler, gümüş süs eşyaları , aynı döneme ait yatak ve yastık örtüleri, Kuran-ı Kerim'ler, halılar, keseler, ve eski duvar saatleri sergilenmektedir. Ayrıca müzenin koridorunda 1852 tarihli saray matbaasında basılmış bir Akdeniz haritası sergilenmektedir. Müzenin bahçesinde de Hellenistik, Roma, Bizans, Ceneviz ve Osmanlı Dönemine ait taş eserler bulunmaktadır.
Amasra Müzesi medeniyetler tarihine ışık tutuyor Amasra Müzesi, bünyesinde barındırdığı 3 binden fazla eserle kentin 5 bin yıllık tarihini aydınlatıyor.
Ceneviz, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait arkeolojik ve etnografik eserlerin sergilendiği Amasra Müzesi,, bünyesinde barındırdığı 3 binden fazla eserle kentin Erken Tunç Çağı'na dayanan 5 bin yıllık tarihinden örnekleri bugüne taşıyor.
Nitekim 19. yüz yılda kadınların kullanmış olduğu takılar, o zamanki gelinlikler diye bileceğimiz bindallı kıyafetler ile Osmanlı'nın son dönemine ait buluntular da ziyaretçi ve araştırmacılarımızın ilgisini çeken eserler arasında."
Cam koleksiyonları, uluslararası bilim adamları tarafından ilgi çekiyor. Bartın’ın yerel kültürü ve Osmanlı kültürüne yönelik izleri bulunuyor. Özellikle etnografyanın konusuna giren bu izler, müzede izlenebiliyor. Bu gün açın bakın Bartınlı kadınların çeyiz sandığının dibinde, görürsünüz buradaki eşyaların bir kısmını.






ÇÖREKELENMİŞ BİR YILAN

MÜZE. ÖNÜNDE DE LALASI İLE BERABER FATİH SULTAN MEHMETİN HEYKELİ VAR.










AMASRA MÜZESİ HER TARAFI TAŞTAN.