- Kategori
- Siyaset
Amerika Rotasına Doğru; 1950'lerin Başı
Batı ile ilişkilerimiz hep aşağılık kompleksi içerisinde oldu. Bu konuda gerçekten de eksiklerimizin olduğu önemli bir gerçekti. Öncelikle Sanayi Devrimini pas geçmiş olmamız bize pahalıya mal olmuştu. Zayıf olan bir de düşman geleneksel düşman olursa aç kurtların ormanda buldukları kuzuyu parçalamaları gibi Osmanlı İmparatorluğu’nun sonu da böyle oldu ve sonuçta Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.
Güçlünün yanında yer almak genel bir kuraldı. Daima da öyle olmuştur. Yaşamak uğruna çoğu zaman birçok kişi ya da grubun olduğundan farklı görünmek, çoğu zaman bireylere hayatta kalmak gibi bir faydası olmuştur. Kimi zaman da ciddi yıkımlarla karşılaşılan savaşlara girilmesine neden olmuştur. Vietnam bu bedeli ABD’ye hem ödemiş, hem de ödetmiştir.
2. Dünya Savaşı’nın son anlarında ABD’nin keşfi olan atom bombası, onu bir anda dünya liderliğine çıkarmıştır. Bir görüş; zıddını ortaya çıkarıp mücadele ettiği, karşısındakinin ölümcül tehdit olduğunu, bu tehdidin korkutucu, öldürücü, yok edici olarak tanımlandığı sürece güçlenmiştir. Prof. Dr.Türkkaya Ataöv’e Amerika Nato ve Türkiye adlı eserinde “Amerika’nın da 2. Dünya Savaşından sonra güçlü bir dış düşmana ihtiyacı olmasına rağmen, Naziler en fazla darbeyi Rusya üzerine yöneltmişler, Ruslar 20 milyon ölü, 88 milyon Sovyet vatandaşın oturduğu topraklar işgal edilmiş,15 büyük kent, 1710 küçük kent, 17 bin köy, 6 milyon yapı, 31.850 endüstri kuruluşu, 65 bin demiryolu, 56 bin mil karayolu, 90 bin köprü, 10 bin, elektrik istasyonu, 1135 kömür madeni, 3000 petrol kuyusu, 98 bin kolektif çiftlik, 2890 traktör-makine istasyonu, 40 bin hastane, 84 bin okul, 43 bin kütüphane, 44 bin tiyatro, 427 müze, 110 milyon kitap 2800 kilise yıkılmış, 61 milyon büyükbaş, 110 milyon kümes hayvanı telef olmuş, öldürülmüş” olduğunu belirtilmiştir. Böyle bir ülke aslında tam da 2. Dünya Savaşının sonlarına tamamen bitik, bitirilmiş bir haldeydi. Böyle halde bir devletten güçlü bir düşman yaratmak aslında Rusya’dan çok Amerika’nın işine gelebilecek bir durumdu. Ve de onları da başardılar. 2.Dünya Savaşından sonra üç büyük ve arkasından iki yardımcı personel, aslında İngiltere, ABD ortaklığında Rusya’ya verdikleri yardımcı role ilave olarak, Fransa ve Çin’in dünyayı şekillendirmelerinden ibaret olan dünyada kurallar yeniden değişiyor olmalı. Amerikan hisselerine sahip onlarca devlet var. Ülkeler kendi ülkelerinin vergilerinden biriktirdiklerinden 6,3 trilyon dolar hisse Amerikan Hazine bonosu almışlar. Bu rakamın 1.240.800.000.000 doları Çin Halk Cumhuriyeti,1.147.700.000.000 doları Japonya, 231.800.000.000 İngiltere 90.900.000.000 Rusya, 53.000.000.000 doları Fransa’ya aittir. Amerika dünyayı kendine borçlandırmamış, borçlanmıştır. Ancak bu borcun dönmesi demek aynı zamanda ABD’nin varlığına bağlıdır.
Dünyaya dair bilinenlerden çok bilinmeyenler var. Bu dünyada ayakta kalabilmek için bilinmesi gereken en önemli şey “güçlü” olmaktır. Güçlünün yanına geçip, halkına, milletine ihanet etmek değil. Güçlü olmanın yollarını bulmamız gerekiyor.