- Kategori
- Haber
Amerikan kültürü varmış…

Hele şükür…
Elbette Hakan Şükür değil, Allah’a şükür…
Şu mübarek Ramazan ayının içinde Yüce yaratan Allah’a hamdüsenalar olsun ki, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN, Amerika’da yayımlanan Wall Street Journal Gazetesi kıdemli editörlerinden Robert Pollock’a “Heppened” dememiş.
Robert Pollock, Başbakan Erdoğan'la röportajında "Başbakan bana 'Happened'(yaşandı, oldu) diye bir kelime kullanmadı. Ben 'Happened'' kelimesinin Başbakan Erdoğan'ın bana anlattıklarının özetlemek için kullandım" diyerek düzeltmiş.
Pollock yazısının yanlış anlamaya yol açmasından rahatsız olduğunu da belirterek, yazısında ne demek istediğini “Amerikan kültürüne vakıf” herkesin kolayca anlayabileceğini vurgulamış…
A be kardeşim, bizler sizin kilometrelerce doğusunda bir ülkenin insanı olarak “Amerikan kültürü”nü nasıl bilebiliriz?
Robert Pollock’u doğrulayan bazı Amerikan vatandaşları da olayı şöyle özetlemişler: “Ne kadar İngilizce bilseniz ve hatta ne kadar Amerikan kültürü ile iç içe yaşıyor olsanız yine konuyu anlamama ya da yanlış anlama olasılığınız vardır. Bu her ülke için geçerlidir. Ancak Amerika'da yüksek ve uzun süreli eğitim görmüş olmayan ve Amerikan kültürünü yaşıyor olmayan kişilerin Wall Street Journal, New York Times, Washington Post, Los Angeles Times gibi gündem belirleyen siyasi gazetelerin, üstelik editörleri tarafından yazılmış yazıları idrak etmeleri vurgulanan noktaları belirlemeleri her zaman mümkün olmamaktadır. Bu da uzmanlık isteyen bir iştir"
Demek ki neymiş?
Eğer Amerikan kültürüne “VAKIF” değilseniz, uzun zamandan beri Amerika’da yaşamıyorsanız, onların gazete editörleri ki, gündemi de onlar belirliyorlarmış, aba altından gösterdikleri sopanın ağaç cinsini ve uzunluğunu bilemezmiş siniz.
Peki, ne yapmış Sayın Başbakanımız?
Atatürk’ün lehinde de aleyhinde de bir şey söylememiş.
Bu zaten bizim için şaşırtıcı bir şey değil. Türkiye’de yaşamayan, Osmanlı’nın küllerinden nasıl devlet kurulduğunu bilmeyen, devrimlerin neden yapıldığını idrak edemeyenler de zaten bunu anlamazlar. Bu da “Amerikan kültürü” gibi Türkiye’ye özgü bir durumdur. Yaşamayan anlamaz, anlamayan da böyle abuk-sabuk anlayıp aktarmaya gayret gösterir.
Burada Atatürk’e “Heppened” demediğini anlayınca elbette rahatladık da, bu arada bir şey daha aklıma geldi.
Hani gazetelerde günlerce yazıldı durdu. Sayın Başbakan’ın danışmanlarından Cüneyt ZAPSU, Amerika’da Dışişleri Bakanlığı bilgisi dışında Başbakan adına yaptığı ve “Başbakan’ı kanalizasyona süpürmeyin, kullanın” dediği (Galiba böyleydi) günler…
O zaman da gerek Başbakanlık, gerekse bizzat Cüneyt ZAPSU tarafından yapılan açıklamalarda böyle bir şey söylenmediği ifade edilmişti.
Demek oluyor ki “Amerikan Kültürü” denilen şeyde, ne dediğiniz önemli değil, ne demek istediğinize bakılacak. Sonunda da “O cümlenin anlatmak istediği şey şuydu” diye yeni bir açıklama gelecek. Yani “Gündem” yaratılacak, tartışma olacak, o arada da sen ne yapmak istiyorsan, kargaşadan yararlanıp işini göreceksin.
Hele Türkiye’de bu kadar önemli meseleler varken, neden ikide bir gündemi “Gereksiz şeyler” işgal ediyor diye düşünüp duruyordum. Demek ki biz de “Amerikan kültür”ünden etkilenmeye başlamışız.
Geç mi uyandık dersiniz?
Yok canım, çok da geç uyanmadık. Etrafınıza bir bakın, her yanımız “Amerikan kültürü” ile süslenmiş durumda.
Siyasette de “Amerikan bağımlısı” değimliyiz, sigara bağımlısı, uyuşturucu bağımlısı gibi. Ancak işin olumsuz yanı Amerika’da yaşamıyor olmamızdan kaynaklanıyormuş.
Öyle diyorlar.
Gerçi, Amerika’da yaşayanlar da anlamazmışlar ya…
Bizim anlayamamış olmamız, o gözle baktığınızda çok normal…
01 EKİM 2007