- Kategori
- Edebiyat
Ana sütü gibi helâl olan Türkçemiz !..

Arı dil yakışır bize...
Bin yıla yakın zamandan bu yana,yerleştiğimiz Anadolu'da, bizden önce yaşayan ve sonra bizimle kaynaşan o kadar değişik dillerdeki kelimelerin bugüne kadar geldiği bilinir.
Bu kaynaşma sonucunda, kefalden istavrite kadar pek çok balık adının Rumca ;bugün bile kullandığımız birçok gemicilik terimleri İtalyancadır.
Tren, ray, istasyon, pardon, bütçe, plan, proğram ve kuaför gibi binlerce kelimenin Fransızca olduğu gerçektir.
Yabancı dillerden gelen birçok kelime de aslını yitirip Türkçe dil kurallarına uyarak Türkçeleşmiştir ve'' bizim ''olmuştur.
Bu yenileşme süreci halkımızın dilinde olgunlaşarak yeni biçimini almıştır...
Kısacası,yasa zorlamalarıyla sözcük benimsetmek olası değildir.
Halkın nabzını çok iyi tutan Atatürk,bu alanda da bir deha olduğunu kanıtlamış ve Aritmetik alanında birçok Arapça kökenli sözcüğün yerine Türkçesi olan :
Üçgen, dörtgen, beşgen, açı, açıortayı, çizgi, teğet, kiriş ,izdüşümü gibi yüzlerce sözcüğün Türkçeleşmesinde de önder ve örnek olmuştur.
Çarşamba (Châr-ışem ); Perşembe (Penç-ü şem ); kaymakam (Kâim ); kaynana, patlıcan (Baad-ül cân );merdiven(Merdüban), çerçeve(Cıhar-ı çöp);Bahçıvan, televizyon, İstanbul...gibi binlerce kelime buna örnektir.
Atatürkün Dil Devrimi, Arapça ve Farsça hayranı olan İstanbul aydınlarınca önceleri tepkiyle karşılamışlarsa da sonra değişim hareketi,onlara da ''pes '' dedirtmiştir.
Arnavut ,Çerkez,Gürcü,Laz, Boşnak,Arap,Kürt,Türkmen,Rum,Çıtak,Avşar,Ermeni,Azeri vb...onlarca etnik kökenden gelen İstiklâl Savaşçıları, Çanakkale Ruhiyatçısı bilim adamları ,Gazi'nin önderliğinde,Türkiye Cumhuriyeti adını verdikleri büyük kubbe altında ,Türk Bayraklarını açarak yeni bir ulus yaratmanın keyfini sürmeye başlamışlardı.
Hatta,bu devrim hareketi,o yıllarda, çok ilginç ve komik dizelerin de yazılmasına vesile olmuştu...
Örneğin :
'' Yek-bir atlı-süvâri, bâb-ı âli-yüce kapısından, duhûl edip geçerken...'' gibi :)
Eskisi ve yenisi bir arada olan sözcükler,notalar gibi dans ettirilmiştir...
Goethe: ''Dil, kendi içine almadığı kelimelerle değil , kendi varlığına uydurarak, kendine mal ettiği kelimelerle canlanır.'' Sözüyle dil hazinesinin nasıl zenginleşebileceğini vurgulamıştır.
Yaşayan Türkçemiz de bunu kanıtlamaktadır.Yıllardır TDK'nın dilde özleşme çabalarına karşı eski dil savunucularının sert polemikleri sonucunda, dilimize çok yeni sözcükler girmiş;bazıları da tarihteki yerini almıştır.
Etilerden, Firiglere, Selçuklulardan Osmanlıya kadar Öz Türkçe sözcüklerin yanısıra binlerce Arapça-Farsça sözcük de dil hazinemizi güçlendirmiştir.
1928'lerden başlayan yeni kelimelerin üretimi sonunda toplum sadece beğendiği kelimeleri kendine mal etmişti.
Türk Toplumu:''Sayıştay'' ve ''Danıştay''kelimelerini kabul etti ;ama TBMM anlamına gelen ''Kamutay ''a pek yüz vermedi.
Temyiz Mahkemesi : 'Yargıtay '' olarak tutuldu ve çok sevildi...
Özleşme taraftarlarıyla eski dil savunucularının tartışmaları sonucunda kaynağı bilnmeyen ''Komik''söylemler de gündeme gelmişti.
Örneğin: Hostes:''Gök konuksal avrat ''...Otobüs :''Oturgaçlı götürgeç ''
Sigara :''Tütünsel dumangaç ''... Kibrit:''Çak da geç''...İstiklal Marşı :''Ulusal Düttürü '' gibi uydurma kalıplara toplum, hiç yüz vermemiş ;bunların TDK tarafından üretildiğine de inanmamıştı.
''Computor '' yerine Bilgisayar...E-Mail yerine :İleti sözcükleri çok beğenildi ki bugün sempatiyle kullanılıyor.
Futboldaki terimlerden, korner yerine :''Köşe gönderi'' hiç de fana değildi.
Bungee -jumping:''Zıp zıp...'' Faks :''Belge geçer ''...
Euro:Avro...Global:''Küresel''...Non stop:''Duraksız''...Fatal:''Ölümcül''...Plaster:''Yara bandı''...
Solvent :''Çözelti''...Likit:''Sıvı ''...
Herbal :''Bitkisel ''Analjezik:''Ağrı kesici''...
Daha yüzlerce örnek başarıyla dilimizde yerini almıştır.
Ana dilimizin daha da zenginleşeceğine inancımız tamdır...Yeter ki yeni sözcükler,kültürel zevkimize,dil musikimize ve ruhumuza uygun olsun...