- Kategori
- Güncel
Anadolu ateşi

Anadolu Ateşi
Başkasının Kokusu [12. Yazı]
Giriş nasıl yapılır ki Olayın gidişatı ateşli girişi de ateşli olmalı en “Anadolu Ateşi” cinsinden. Çünkü ne pamuk gibi yanacak bir Çukurova var ne de keten helvası Davos’ta. Sadece Recep Tayyip Erdoğan var, alnı gibi parlayan Anadolu Ateşi temsilcisi. Troya değildir bu oyun umarım..
Bakıyoruz geçmişe…. “Sayın” Perez katıldığı toplantılarla ezici uslübu ve hareketleriyle muhataplarını adeta alaşağı ediyor. Ve bu insanın geçmişine baktığımızda Nobel barış ödülü almış futbolseverlerin yakından tanıdığı “Dede” lakaplı Aragones misali birisi. Bu insanın ne kadar yüce olduğunu anlatmam için sizlere bir örnek vermem gerekiyor sanırım, kanıtlarla konuşmak lazım
“Peres’e ‘Sen’ diye hitap edemezsiniz. Uluslarası ilişkide böyle bir üslup yok. Sayın başbakan çok yanlış yaptı. ”
Hiçbir partinin ideolojik düşüncelerini savunmuyorum ben. Savunsam da oyum yok hiçbirinize, yaşım tutmuyor abiler ablalar. Eh o zaman neden konuşuyorsun sen ufaklık diyecek olursanız, size yine kanıt gibi bir cevabım vardır Atamızdan ;
“ Bugünün küçükleri, yarının büyükleridir. ”
Lakin böyle bir düşünceye sahip olan insanın dün itibariyle %10-15 lik dilimde olduğu anlaşılmıştır kanımca. Bu ülke duygusaldır “sayın” abicim hatta vekilim, sen bu açıklamanla halkın değil bulunduğun dilimin konuşmasını yapmaktasın. Sen de gayet iyi biliyorsun ki bu halk duygusaldır, gerçeği değil mazlumu görerek davranır;yapılan ne olursa olsun mazlumun ve ezilenin yanındadır. Eline koz geçmiş iken asıl senin böyle bir açıklama yapman yanlış.
Ortada var olan bir gerçek var. Ölen ve yaralanan yüzlerce insan, ardından kalan viran şehircik ve yüzlerce dram. Bunu gören benim halkımın ve benim elbet varolan insanlığının her zerresi darbe alacaktır, bu darbeler ben ve halkımda nefret ve kine dönüşmeyecektir, dönüşmemiştir. Çünkü bu saf ve temiz “Anadolu Ateşi” halkının düşünceleri genelde başındakilerle bir değildir. Üzülerek belirtiyorum ki bu dram karşısında Dünya ve Dünya liderleri de sessiz kalmıştır. Kimsesizlerin kimi, mazlumun haykıran sesi olamamıştır. Oysa ki bizler bu dramı haykırdık, haykırdık ve haykırdık. Biz aslında sadece bu drama değil tüm insanlık dramlarına haykırdık. Bosna’ya, Sri Lanka’ya, Endonezya’ya, Irak’a, Afganistan’a, Gürcistan’a, Alexandros’a, Filistin’e…
Ve bu devletin öyle bir özlemi vardır ki, masaya yumruğunu vuracak, sünepe olmayacak yönetici özlemidir. Tabii ki kimse Ali kıran baş kesen değildir. Herkesin bir kredibilitesi vardır ve onu kullanmaktadır. Başbakanın en büyük kredisi desteğini halktan almasıdır genel itibariyle. Lakin şu sıralar Türkiye elinde iyi kozlar bulundurmaktadır ve bu kozlar içimizdeki ve dışımızdaki saçma muhalefet yanlılarının dediği gibi elimizde patlayacak kozlar olarak gözükmüyor. Nabucco, Ortadoğu, diyalog ve diplomasi elbet Türkiye’ nin güncel fazladan diye tabir edebileceğimiz kredileridir. Türkiye’ nin bu çıkışla diplomasi yanlışı yaptığını düşünenler, diplomatik konumumuzun ve itibarımızın geçmişe nazaran daha yükseklerde olduğunu ve bu sayede ayakta kaldığı gerçeğini görecekler.
Türkiye Ortadoğu’ yu elinde tuttuğu sürece görmezden gelinecek bir ülke olmayacaktır. Çünkü vaadedilen topraklar çok kutsal ve önemli olduğu gibi, Dünya’nın yönetileceği yer olacaktır.
Ve Türkiye’nin “sayın” başbakanı bu topraklarda olan zulme duygusallığının da etkisiyle “siyasi” bir tepki vermiştir. Olay moderatör olayı değildir, moderatör tarafını belli etmiş ve olayın patlamasına vesile olmuş kişidir. Her ne kadar olayda günah keçisi moderatör olarak gösterilse de moderatörün göstermiş olduğu tavır halkın sesinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Duacıyız moderatöre
Kendimizce karalamaya çalıştık konuyu, hatamız olduysa affola..
30 Ocak tarihli bu yazımı sizlere şuan ulaştırmaktan dolayı üzüntü içerisindeyim. Bunu Milliyet Blog sistemindeki acemiliğime bağlıyorum. İnşallah yeni yazılarımda bu şekil rötarlara yakalanmayacağım. Saygılarımla...