​ Anadolu Kağnısı / Hayat Bir Tiyatro / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Anadolu Kağnısı / Hayat Bir Tiyatro

Anadolu Kağnısı / Hayat Bir Tiyatro
 

****Başrolde biz, sahne evimiz!****


Bugün, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü. Hayatımız, aslında bir tiyatro oyunu gibi. Bize biçilmiş rolleri oynuyoruz; bazen komedi, bazen trajedi. Olayları algılayışımız oyunculuk yeteneğimizle sınırlı, başarılı olan başrolde, başaramayan figüran kalmaya mahkum. Sahne performansımızla kendi yolumuzu çiziyoruz, seviyoruz, seviliyoruz.

Kutlu olsun Dünya Tiyatro Günü!

******

Son bir haftadır yazamadım, sadece yorumları ve mesajları okuyabildim. Kaçırdığım yazılar oldu kesin, yorumsuz bıraktığım arkadaşlar da. Aslında yazabilirdim kendimi zorlasam, ilham perilerim kaçmıştı bir kere, çağırdım çağırdım, gelmediler. Yazmak, okumak, dinlemek hatta konuşmak bile keyfin yerindeyse güzel oluyor, değilse sıkıntı veriyor.

Keyifsizliğim benden kaynaklanmıyor, çünkü kendimi her koşulda mutlu ve olumlu tutabilecek davranışları geliştirdim, en olumsuz şeylerde bile olumluya çevirebilecek düşünce yapısına sahibim ve hiçbir şey benim önceliklerimin yerini değiştiremez. Son bir hafta keyifsizdi, çünkü artık iyice yaşlı ve hasta olan kayınvalidem bizdeydi, hasta ve yaşlılara saygı diyoruz, ama hastanın sorunu psikolojikse, bakanlara da Allah sabır versin. Ne yapsan memnun edemiyorsun, gülemiyorsun, kızamıyorsun, sabır, sabır bir yere kadar! "Oğlunu seven, anasına katlanır," deyip oluruna bırakıyoruz işte...

İyi ki oğlum yok, bana kimse katlanmak zorunda kalmayacak!

Bu hafta, üstelik yaşlılar haftasında, bana senaryo gereği hasta bakıcı gelin rolü verildi, çok başarılı ve keyifli oynadığımı söyleyemem. Ben, diğer yazar-çizer, futbolsever, anne-eş rollerinde daha başarılı olduğumu düşünüyorum.

******

Kitap okumak, maç izlemek ya da benzeri şeyleri her koşulda yapabilirim. Örneğin bir düğünü ya da bir eğlenceyi bile es geçebilirim.

Şimdi haftasonu derbi maçı var ve benim arkadaşlarımdan birinin kızının da nişan töreni. Sıkıntı bastı şimdiden. Aklım maçta olacak, yazım geç kalacak, yenilirsek karşı taraftarlar, "bak yenilince yazmıyor, "diyecek...Nişana gitmesem de arkadaşıma ayıp olacak. Neyse bir yolunu bulacağız elbette!

Maç yorumuma gelince, içimdeki ses her zaman ki gibi kazanacağız, diyor. Favori gösterilmek iyi olmuyor, tüm yorumcuların favorisi Fenerbahçe, kadro açısından kaliteliyiz, tek dezavantaj Beşiktaş tribünleri. Ama yine içimde bir his var, neden bilemem. Sanki Beşiktaş Tribünleri, herkesi şaşırtacak ve bizim oyuncuları çoşkuyla ayakta alkışlayacaklar!

Son maçlarda öyle gözüküyor, yönetime ve oyunculara tepki gösterecekler gibi geliyor bana. Belki de tersi olacak! Hakem faktörünün etkili olmadığı, sadece futbolun gündemde olduğu bir maç olsun. Herşeyin sonu değil galibiyette mağlubiyette...

Kazanırsak şampiyonluk yolunda büyük bir avantaj sağlarız, Beşiktaş'ın yenmesi zorunlu olacak ve bu nedenle hücum edecekler, arkayı boş bırakırlarsa da bizimkilerin ayakları armut toplamayacak tabii ki, üstelik bu hafta Zico, dede oldu, her özel günde hediye verdi bu takım, torun hediyesi de olacaktır...

Bol gollü bir maç olacak diyorum yine...Beraberlik olasılığı bence az, beraberlik, GS'nin ekmeğine yağ sürmek olur.

Kim bilir belki de Sivas şampiyon olur!..

******
Sivas dedim de, akşam Milli maçı izlerken, aklınıza yanayım, dedim. Eksi 6 derecede, bozuk zeminli bir sahada vasat bir takımla oynayıp bize işkence çektirmek kimin fikriydi acaba? Taa oralara gitmek yerine, aynı koşullara sahip ve daha iyi takım var, hem de burada. Alın Sivaspor'u karşınıza, gül gibi oynayın! Yenebilirseniz de yenin!

Hem kadro da bir acayip. Sivasspor kalecisi Akın niye yoktu? Tolga'dan daha başarılıydı bu sezon. Sivasspor'un savunma oyuncuları var kale gibi. Nazar boncuğu Sabri'den çok daha iyi oynarlar. Kendi takımında oynamayanları bile toplamış Fatih Terim. Ben takımı hiç beğenmedim. Tuncay ve Tümer golü atmasalardı ne olacaktı?

Dün akşam bir çok milli maç vardı, değişik kanallarda. Azar azar izledim. Brezilya ve İsveç maçında gözüm bizim Daniel Alvez'e takıldı. Çok koşuyor ama 'kontrolsüz güç, güç değildir,' dedirtircesine. Bu arada gelecek sezon için transfer listesinde onun adı da geçiyor. İngiltere-Fransa maçına takıldım biraz. Eeee, İngilizleri artık tanımak gerek, olası rakipler de İngiliz sonuçta...

******
Basketbolde erkek takımımızın derbisi vardı. İlk başlarda çok etkili ve 20 sayı farkıyla önde olan Fenerbahçe takımı, son çeyrek de başabaş mücadeleye götürdü takımı ve berabere bitti. Sonra uzatmalarda 76-72 kazandılar. Ne olduysa 51. sayıda bir takıldı takım, bir türlü geçemediler. Genç Semih Erden kurtardı takımı, aynen Genç Semih Şentürk gibi...

Basketbol Erkekler Takımı ligde 3. sırada ama Avrupa'da ilk kez çeyrek finale kaldılar. İki kulvarda birden yarışmanın zorluğu ve yorgunluğu vardı takımın üzerinde. Kolay değil, koş, koş, koş bitmiyor...Biri bitiyor biri başlıyor.

******
Bugün kağnımın yükü yine spor, ben kategorimi değiştireyim bari... Kültür-Sanat olaylarını takip edemiyorum! Gazetelerde cinayet haberlerinden geçilmiyor. Okudukça geriliyor insan.


Haydi size iyi akşamlar!


 
Toplam blog
: 480
: 2046
Kayıt tarihi
: 27.03.07
 
 

Üstkimliği ile insan, altkimliği yeterince kalabalık birisi; Eş, anne, öğretmen emeklisi. Doğa, H..