​ Anafor / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Anafor

Anafor
 

Hızlı adımlarla kalabalık bir caddede yürüyorum. Sanki karşımdan bana doğru yüzler, tabelalar, binalar, afişler, vitrin dekorları yürüyorlar. Gözlerim adımlarımdan daha çok yoruluyor. Gürültülü bir görüntü şelalesi akıyor gözlerimden içeriye. Gözler, ait oldukları bedenin ve beynin iki delikli süzgeci gibi, bazı görüntüleri eleyip içeri alıyor ve orada işliyor, bu arada diğer görüntülere, seslere adeta kör, sağır bakıyor. Aynı caddeyi benimle arşınlayan onlarca insan kimbilir, beyinlerinin hangi caddelerinde yürüyüp, imgelem yolculuğunu sürdürüyorlardır. Biraz dinlenmek üzere her zaman oturduğum kafeden içeriye giriyorum.

Kahvemi içerken tam karşımdaki duvarda asılı duran manzara fotoğrafı, beni bulunduğum ortamdan, seslerden ve tatlardan yalıtıyor…

Doğanın ortasındaki kıvrımlı yolun kenarında nicedir duran cılız ağaç, yolculuğumun başlangıç noktası oluyor. Ağacın yıllardır dokunup da yürüyemediği yol, yeni görüntüler üretmem için beni usulca içine alıyor. Kent yorgunu yüreğim de fotoğraf çalışma isteği ile çarpıyor, elimde boş valizim yola çıkmışım bile...

Saçlarımı dağıtan rüzgârın sesini, otların kokusunu, güneşin sıcaklığını duyuyorum. Doğanın bir parçası olduğumu anımsamak içimdeki insanı aydınlatıyor. Artık o ağaç gibi bu yolun kenarında kök salmadan yürüyeceğim…

Her virajda doğa yeni bir parçasını sunacak, ben alıp valizime koyacaktım... Bulacaklarım belki de, doğanın bir parçası olup da ondan uzaklaştıkça insan olmanın doğal özelliklerinden de uzaklaşan modern insanın yitirdiklerinin karşılığı olacaktı. Bu uzun soluklu yolculukta doğa ve yürüdükçe ağırlaşan valizim belki beni yoracak ve zorlayacaktı. Ama sonuçta valizimden çıkan doğa parçaları insan bedeniyle fotoğraflarımda buluşacaktı. Doğadan kente taşıdığım izler insanın kendini ifade etmesinde aracı olup dile gelecekti.

Kefede otururken tıpkı bir anafor gibi beni içine alan fotoğraf ve doğa ile kentin uğultulu anaforu arasındaki kavşaktan bir çığlık gibi seslenecekti fotoğraflarım.

… Böylesi dilekler ile başlayan yürüyüşümün sonunda arzuladığım ise fotoğrafın, gerçek bir anafora dönüşmesi ve izleyeni içine alıp onların kendi arayışlarında yeni yolculuklar yapmalarına aracı olmasıydı, tıpkı şimdi duvarda asılı duran ve içine girip başladığım yürüyüşle üretmemi sağlayan o siyah beyaz kare gibi…

 
Toplam blog
: 25
: 1059
Kayıt tarihi
: 16.01.08
 
 

İşletmecilik eğitimi ve sonrasında finans sektöründe bir dönem profesyönel çalışmanın dışında, 19..