- Kategori
- Güncel
Anayasa değiştikçe her şey güzelleşecek mi?

İkisi de değişecek olan iki üst yapı kanunu:1987'den beri değiştirilen 1982 Anayasası ile 1973'ten beri değişikliklere uğrayan TBMM İç Tüzüğü
Bilindiği gibi Türkiye yeni bir sürece girdi. Bu sürecin toplumsal, kültürel, ekonomik, hukuki ve eli kanlı olduğu da vurgulanan saldırgan teröre dönük pek çok sosyolojik temellendirilmesi yapılmaktadır. Yapılacaktır da.
Aylardan beri açıklandığına göre TBMM çatısı altında yeni anayasa tartışılarak yazılacakmış. Bu arada 1987'den beri pek çok maddesi yirmi kez değiştirilen 1982 Anayasası gibi 1973'ten beri değiştirile değiştirile kalbura çevrilen TBMM İç Tüzüğü de değişecekmiş. Sağlıklı, kişilikli, adil, yansız, eşitlikçi, kişilikleri de toplumu da koruyucu her eylem gibi bu tasarının da hayırlara vesile olmasını dilerim şimdiden. Bence 'yeni anayasa' için tutulan 'tartışma ve müzakere yolu' pek de akıllıca bir seçim değil. Bu süreçte ne gibi uyuşmazlıklar doğacak ve kimi tartışmaların kamuoyunu nasıl gerebileceğini yakında göreceğiz. Anlaşılan o ki 'çala çala bir havaya döner' diye düşünüyor siyasi irade sahipleri.
1982 Anayasasına oy vermedim. 2010 Referandumunda 'havet' diyecektim ne yazık ki YSK dahil 'kanun koyucuların' kimliği göstererek oy kullanma hakkımı elimden almalarından dolayı yaşlı annemin hastalığı için gittiğim yerde oy kullanamadım. Oyumu kullanmak için son üç gün içinde çırpınsam da sürenin dolduğunu söyledi yetkililer. Anladım ki yolcuların oy kullanma hakları yok. Yolcu bu ya belki yorgunluktan yalan yanlış bir işler çevirir ya da kimliğinde en umulmadık bazı değişiklikler yaparak referandum sonuçlarını ters yüz edebilir, diye geçirdim aklımdan. Çok da üzüldüm bir 'seçmen olarak varlığımı' gösteremediğim için. Bunun hesabını ne yazık ki hiç kimseye soramıyorum. Bu bakımdan manevi yönden 'mutazarrır' (zarara uğramış, itelenmiş, ötelenmiş) ve yurttaşlık görevlerimden birini daha yerine getirememiş olmanın ezikliği içindeyim.
Bence seçilmişlerin 'kürsü dokunulmazlığı' dahil bütün ayrıcalıkları kaldırılmalıdır. Çünkü düşünce özgürlüğü kapsamında da olsa TBMM çatııs altında içilen Milletvekili Yemini'ne göre kanunlara bağlı olması gereken her kes gibi milletvekili de o kanunları çiğneyecek söz ve eylemlerde bulunamaz. Çünkü her şeyin bir ölçüsü vardır. Ayrıca ne benim vekilim ne de arkadaşımın vekili benden üstün olamaz. Benim duygularımda insanlık tarihi de bunun pek çok örnekleri ile doludur.
Biliyoruz ki yürürlükteki Anayasa'nın 10. maddesinde geçen yıl değiştirilmiş olduğu biçimi ile herkes 'kanun önünde eşittir' diye yazılmış olsa da gerçek anlamda 'eşitlik' sağlamaktan uzaktır. Bu kapsamda 'milletvekili' de 'memurlar' da en küçük bir duyumda ya da ihbarda bir yurttaşın sorgulanmaya alınması gibi sorgulanmalı ve yargıç karşısına çıkartılmalıdır. Zaman aşımı, makam, işim gücüm var kardeşim gibi adaletten kaçmaya dayanak teşkil eden durumlar da ortadan kaldırılmalıdır. Savcının ya da yargıcın kararına göre her kim ki bir zanlı durumıunda ise bir an önce sorgulanmalıdır. Olur ya deliller karartabilir, yurt dışına uçabilir söz konusu zanlı kişi. 'Kanun önünde eşitlik' bu olsa gerek.
Yine de şunu söylemeliyim: Anayasa parça parça ya da bir bütün olarak değiştikçe her şey güzelleşecek, hiç bir şey artık eskisi gibi olmayacak değil mi?
Umarım her şey 'süt liman' olmasa da adalet yerini bulacak, adil paylaşımın nimetleri her işimize her düşüncemize yansıyacaktır, değil mi?
Yeni yepyeni bir anayasa ya da 'yeni Türkiye' ile 'yeni Ortadoğu Projesi' için umarım yeni yepyeni bir oyuna getirilmek istenmiyoruz!
Ah Anayasa ah; değiştikçe güzeleşeceğine inanmasam senin için kılımı bile kıpırdatmam biliyor musun?
Şunu da bil ki eğer istediğim gibi değişmez, istediğim gibi terbiyelenmez, istediğim gibi eşitlikçi olmaz isen karşında beni bulursun; bunu da unutma emi? Çünkü senden ve seni yazanlardan ve seni değiştirmek kararlılığı gösterenilerden neler neler çektiğimi bir ben bir de ALLAH bilir.
2012 Anayasası haydi yolun açık olsun!