- Kategori
- Güncel
Anayasa'nın ilk üç maddesi ve yargıda çifte standart

Ülke gerçeklerini konuşurken yaşanan çifte standarda söyleyecek söz bulamıyorum.
Ülkedeki fiyat artışları çarşı pazarda almış başını gidiyor! Kâğıt üzerinde düşürülen işsizlik hala halkın belini bükmeye devam ediyor. Biz ileri demokrasi diye diye ülkeyi bölünmenin eşiğine getirmişiz, hala çifte standart uyguluyoruz.
Gelin nasıl çifte standart uyguluyoruz, hep birlikte bakalım.
Anayasa Mahkemesi’nin hukukçu olmayan başkanı: “Değişime karşı çıkan, çağın nabzını tutamayan, statükonun kibirli mensupları artık halkı ikna edememektedir.” Diyerek, iktidar dışında herkese gerekli mesajı verdi. Mesajı aldığını belirten Kemal Kılıçdaroğlu küçük bir çıkış yaparak, meydanı yardımcılarına bıraktı!
Haşim Kılıç’ın statüko dediği neydi? Anayasanın ilk üç maddesi ile ilgili dokunulmazlığı savunmak!
Nedir o ilk üç madde?
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Birinci Kısım, Genel Esaslar başlığının ilk üç maddesi şöyledir:
“I. Devletin şekli
MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
II. Cumhuriyetin nitelikleri
MADDE 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti
MADDE 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.
Başkenti Ankara’dır.”
Buraya kadar bir sorun var mı? Yok! Sorun 4. Madde’de:
“IV. Değiştirilemeyecek hükümler
MADDE 4- Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.”
Yani…
“Statüko”, Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde “süregelen düzenin korunması durumu” olarak tanımlanıyor.
Anayasanın 4. Maddesi ne diyor? İlk üç maddenin değiştirilemez olduğunu.
İlk üç madde değiştirilemez görüşünü savunan herkes “statükonun kibirli mensupları” oluyor. Üstelik bu hükmü Anayasal düzene uygunluğun garantisi olan Anayasa Mahkemesi Başkanı veriyor. Yandaş basından ve ‘Yetmez ama Evet’ diyenlerden ses seda yok!
Sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı konuşuyor.
Ne diyor? Danıştay'ın, Yargıtay'ın hadi onları geçtik, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin türban kararlarını hatırlatıyor.
Üniversite'de türbana izin vermenin kanundışı olduğunu söylüyor.
Ortalık birbirine giriyor.
AKP'li vekiller bir yandan, TBMM Başkanı diğer yandan köpürüyor.
'Bir kişinin bunu söylemeye hakkı yok! Rejime müdahale, hemen özür dilesin, halkın iradesine saygısızlık'
Yani halkın iradesi dedikleri şey onlara istediklerini yapma özgürlüğü veriyor. Gerisi mi? Laf-ı güzaf!
Kanun, kural, yargı ve hatta evrensel yargı fasa fiso...
Yani…
Bizden olan istediği gibi konuşup, siyasi partileri eleştirebilir. Ancak ülkedeki kanunları uygulamakla yükümlü olanlar, kanunları uygulamaya kalkamaz! Anayasa Mahkemesi Başkanı konuşunca her hangi bir sorun yok, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı konuşunca, rejimin düşmanı öyle mi?
Söyler misiniz kim rejim düşmanı?