- Kategori
- Futbol
Andorra’yı unut, Romanya'ya bak!..

Andorra, düne gelene kadar oynadığı 6 maçta ne yapmıştı?
17 gol yemiş, hiç gol atamamış, puan alamamış; ilk maçta da bize kendi sahasında 2-0 yenilmişti.
Ve biz, böyle bir takımı dün 5-0 yendik.
Brezilya’ya giden yolda, Andorra’yı 5-0 yenmek, o kadar önemli mi?
Yanıt ve sonrası, “Önemli” diyenlerin olsun, biz önemli bir soru soralım:
10 Eylül Salı günü deplasmanda Romanya’yı yenmek, “mucize”ye giden yolun ilk adımı olur mu?
Evet!..
İşte o zaman, Fatih Terim’in getirdiği/ getireceği “ruh”tan, ülke genelinde gittikçe zayıflamaya başlayan “milli ruh”tan söz edilebilir. Bu durumda, kimse de kalkıp, bu futbolcuların daha önce niye öyle “ruhsuz” oynadıklarından söz edemez!..
Herkes kendince buna bir “gerekçe” bulabilir, ama artık onların bir değeri olamaz.
(Hani, nerede Andorra maçı?
Nasıl oynadık?
İlk gol gelene kadar çektiğimiz neydi o?
Sonra goller...
Andorra maçı, ancak, puan yitirseydik “haber” değeri taşırdı.)
*****
10 Eylül Salı önemli bir gün... Puan tablosu da öyle söylüyor:
(Kalan maçlar:
10 Eylül: Romanya- Türkiye, Andorra-Hollanda, Macaristan-Estonya
11 Ekim: Hollanda-Macaristan, Andorra-Romanya, Estonya-Türkiye
15 Ekim: Macaristan-Andorra, Romanya-Estonya, Türkiye-Hollanda)
Salı günü umutlar daha bir yeşerecek ya da “Zaten baştan yitirmiştik” denecek, önümüze bakacağız.
Umudumuz, bana sorulursa, sürmesi yönünde... O bakımdan, yıllar önce yazdığımız şu dizelerin dudaklardan dökülmesini erken buluruz:
“umut
umut olalı
umut hep sonraya kaldı
umut bir dahaki bahara kaldı”
http://www.facebook.com/turgutcelik
https://twitter.com/#!/turgutcelik