- Kategori
- Ankara
Ankara ve Melih Gökçek

Ankara,Türkiye Cumhuriyet'inin başkenti...
Armudu, balı, kavunu, dutu, çiğdemi, keçisi, kedisi, Fidayda'sı, Seymenleri, söğütleriyle ünlü bir kentimiz.
Kurtuluş Savaşımızla özdeşleşmiş, "Ankara'nın Taşına Bak" ve Uğur Mumcu'yla birlikte anılan "Ankara Kar Altında" şarkılarıyla ünlü kentimiz.
Bir zamanlar, Anadolu insanının başkente gelişlerinde mutlaka uğradıkları "Gençlik Parkı"şimdiki hüzünlü haliyle bize bakıyor...
Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı ve ilk meclis binasının bulunduğu, Ankara'nın ilk kuruluş yeri Ulus, tarihsel dokusunu korumaya çalışıyor.
Ülkemizin kalbi olan bu kentin tarihi de oldukça eskidir.
Londra, Paris ve Madrid'ten daha eski bir tarihe sahip...
Atatürk, Bozkırdan bir dünya kenti yaratmak için, çok istekli ve planlıydı. Bozkır, verimsiz bir arazide bir orman çiftliği kurarak, geleceğin Ankarasına yeşil bir kuşak hediye etmek istiyordu. Şimdiki Kızılay ve Mustafa Kemal Bulvarının planlarıyla yakından ilgiliydi. Kültürel ve sanatsal yönden Ankara'nın gelişmesi için çok çalıştı. ( Şimdilerde bu çiftlik ucundan kıyısından adım adım yokedilmeye çalışılıyor)
Melih Gökçek, yaklaşık yirmi yıldır bu kentin belediye başkanı (Keçiören Belediye Başkanlığı dahil)
Kendisini ülkenin dördüncü büyük adamı olarak görüyor.
Yirmi yıl bir insan ömrü için çok uzun bir yıl. Bir kentin gelişim sürecinde de önemli bir zaman dilimi.....
Melih Gökçek, önce "Böyle sanatın içine tükürürüm." diyerek, sanat anlayışını ortaya koymuştu. Ankara'nın simgesi haline gelmiş, Hitit Güneşi'ni değiştirmesiyle beynindeki Ankara'yı yaratmaya çalışıyordu...
Çağdaş Avrupa kentleriyle, Ankara'yı karşılaştırdığımız zaman ne yazık ki büyük hayal kırıklığına uğrarız.
Ulaşım sorunu çözülememiş. Metro çalışmaları yeterli düzeye gelmemiş, dolmuşlar, otobüsler çok sağlıksız ve gürültü kaynağı haline gelmiş. Dolmuş kuyrukları, sıkış tepiş dolmuş ve otobüsler... Tüm bunlara rağmen ulaşım çok pahalı hale getirilmiş. Su sıkıntısıyla karşı karşıya kalınmış ve çare olarak, Kızılımak'ın kızıl suyunu, Ankaralı içer duruma gelmiş. Beton yığınına dönen Ankara, gökdelenlerle çepeçevre sarılmış, dört bir taraftan kuşatılmış gibi duruyor...
Sosyal ve kültürel faaliyetler, Ankara ile özdeşleşen , Ankara'ya özgü bir festival, Ankara'yı dünyaya tanıtacak sanatsal kültürel önemli bir çalışma yok... Yavan bir kent olma yolunda hızla ilerleyen Ankara'yı çağdaş bir Avrupa kenti yapmak için yeni çağdaş anlayışlara ihtiyacımız var...
Yirmi yıl az bir süre değil...Akıp gitti bunca yıllar...
Belediye Başkanları, ayrım yapmadan bir kentin tümünü kucaklayan bir anlayış içinde görevini yapmalıdırlar. Melih Gökçek ise görevde olduğu süre içinde zaman zaman siyasi parti lideri gibi, siyasi düşünce ve görüşlerini hep ön planda tutarak bir ayrımcılığın içine girmiştir.
Melih Gökçek, basınla didişme, polemikler yapma yerine bu zamanını Ankara'ya harcasa daha iyi yapacaktı. Uçup giden yıllar ve geride sorunları dağ gibi büyümüş bir Ankara...
Yeni bir değişime hazır mıyız !
Çağdaş bir Dünya kenti için görev biz seçmenlere düşüyor...
Oyumuzun kıymetini bilelim.
Sıra bizde...


