- Kategori
- Siyaset
Ankaralı seçmenin önünde iki seçenek var

BU BALONU KİM SÖNDÜRÜR?
Düşüncemizi açıkça söyleme sıkıntısı çektiğimiz zamanlar olur.
İçinde bulunduğumuz “kararsızlık”, sıkıntının başlıca nedenidir. Mesajlarla bu sıkıntımızı dağıtma, sorunu çözme yolunu seçeriz. “Muhatap olan”a, sıkıntımızı giderme beklentisi içinde olduğumuzu sezdiririz.
“Yok!” demek yerine, “muhatap olan”ın, “Ben yokum!” demesi beklenir.
Mesaj/lar bu amaca yöneliktir.
Mesaj/lar, yerine ulaşır ya da ulaşmaz.
“Muhatap olan”, mesajımızı nasıl algılar?
Burada önemli olan, mesajı alması gerekenin tavrıdır. O tavırda bir “katılık”, “direnme” varsa, sorunun nasıl çözüleceği bir süre buzdolabına konulur. Bir başka deyişle iş, zamana bırakılır. Çünkü zaman, sorunların çözümünde en önemli ilaçtır!
*****
“Aday adaylığı”dan “aday”lığa giden yolda piyango, Melih Gökçek’e vurdu!
“Zor”layan ve “zor”lanan Gökçek, böylece “sessiz mücadele”yi kazanmış oldu.
Kazananın olduğu yerde mutlaka bir kaybeden vardır?
O zaman kaybeden kim?
İlkin, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği “mesaj”a bakalım:
“Bir belediye başkanı olan arkadaşımız ilanihaye belediye başkanlığında kalacak diye bir şey yok. ‘Eğer beni genel merkezim bu işe uygun görmüyorsa, bırakabilirim.’ demeli. ‘Ama ben tekrar burada yoluma devam etmeliyim.’ gibi bir anlayış da bana göre doğru değil.”
İkinci olarak, AKP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli’in söylediklerine bakalım:
“Üç dönem belediye başkanlığı yapmış bir insan dördüncü dönem aynı heyecanı taşımaya*bilir, başarılı olsa bile. Artık oraya yeni bir heyecan, yeni bir vizyon gerekebilir. Bizim tüzükte milletvekilleri için üç dönem şartı var. (...) yeni kadroların gelmesi bir değişimin olması dinamizm katar.”
Bu iki “mesaj”, “ayrı adresi” işaret ediyordu; “muhatap olan”, Melih Gökçek’ti.
Söylenenlelerin Türkçesi şuydu:
Melih Gökçek, yiğitlik sende kalsın, “Aday değilim!” de!
Gökçek, “mesaj”ları anlamazlıktan geldi.
Direndi!
Ve sonunda Sayın Erdoğan’ın ağzından, “dürüst, liyakat sahibi, eğitimli, tecrübeli” sıfatlarıyla adaylığını ilan ettirdi.
Böylece, Bülent Gedikli’nin, tüzük gereği olduğunu söylediği “milletvekilleri için üç dönem şartı”, Melih Gökçek için geçerli olmadı. Sayın Erdoğan, bu “üç dönemlik şart”ı hayata geçiremedi; Gökçek’i milletvekillerinden ayrıcaklı kıldı.
Şimdi, “Kim kazandı?”, “Kim güçlü?” sorularının yerine şu soruyu sormak gerekecek:
Sahi, kim kaybetti?
*****
Şimdi söz sırası Ankaralı seçmende.
Bakalım sandıktan kim çıkacak?
AKP’li Melih Gökçek mi?
CHP’li Murat Karayalçın mı?
MHP’li Mansur Yavaş mı?
Anlaşılan o ki, yarış, Karayalçın ile Gökçek arasında geçecek!
Ankaralı seçmenin önününde iki seçenek var:
Defterini dürmek!...
Bağrına basmak!...