- Kategori
- Siyaset
Anladıklarım, anlıyamadıklarım
Bir süredir elim bir şey yazmaya gitmiyordu. İmralıdaki kerameti kendinden menkul zatla sürdürülen ve artık siyasi platforma taşınan görüşmelerle ilgili, aslında yapılabilecek üç şey vardı. Kendilerine yandaş adı takılan birileri gibi, sevinç çığlıkları atabilir, kürt meselesinin bittiğini, barışın geldiğini, artık anaların ağlamıyacağını yazabilirdim, veya yapılanın ihanet olduğunu sonunda bölüneceğimizi, vatanın satıldığını söyler savunur ve yazardım. Doğal olarak bunların ikiside yanlıştı. Siyasi konularda yazı yazanlar, en azından bunu denemeye çalışanlar, resmin tamamını görmek ve bunu aktarmak zorundadırlar. Bizde olduğu gibi her konuda futbol takımı tutar gibi siyasi yorum yazmak çözülmeye çalışılan konunun sadece daha da kemikleşmesine yol açar ve hiç bir zaman sonlandırmaya yardımcı olmaz. Öncelikle yanlış siyasi uygulamalar nedeniyle çözümsüz hale getirilen bu sorunda, anladıklarıma ve anlıyamadıklarıma bir göz atalım;
Siyasi iktidarlar, bu ve benzeri etnik problemler içeren meseleleri, kendi beklentileri doğrultusunda çözmek için siyasi adımlar atmaya karar verebilirler. Bu doğrudur. Siyasi kararın ne zaman uygulamaya sokulacağına ilişkin zamanlama da sadece o siyasi parti tarafından veririr. Bu da doğrudur. Sakin olup, ne vatan elden gidiyor ağlamalarına, ne oh demokrasi geldi artık analar ağlamıyacak çığlıklarına, inanmak gerekir. Her ikiside sadece teferruattır. Olayın çözümü için siyasi karar alanlar, ki bu genelde yürütmeyi elinde tutan erktir, doğal olarak bir başarısızlık halinde önlerine bir fatura çıkacağını ve bunu siyasetten silinerek ödeyeceklerini bilirler. Bizde de böyle olmuştur. Başbakan Erdoğan, önce MİT i İmralıdaki zatla görüşmekle görevlendirmiş bunu uzun süre inkar etmiş, hatta ''yaptığımız herhangi bir görüşme yok, bunu söyleyen şerefsizdir'' bile demiştir. Size tuhaf gelecek ama, Başbakanın siyasi üslubundaki seviye dışında, yapılan doğrudur. Siyasi iktidarlar, eli silah ta tutsa çiçekte tutsa diyalog kapılarını asla kapatmazlar ve olay medyaya yansıdığında ise durumu inatla inkar ederler. Buradaki amaç hem sorunu istediği biçimde kurgulamak hemde karşı gelenleri ikna edecek bazı sloganlar bulmaktır. Bu iştede analar ağlamasın veya demokrasi geliyor sloganları baştan beri vardır ve kullanılmaktadır. Başbakanın neden bu zamanı seçtiği ayrı bir konudur, ancak tek cümleyle özetlemek gerekirse, bu konuyu çözebilirse, Cumhurbaşkanlığı seçiminde köpürterek kullanacağı kuvvetli bir tutamak olacaktır.
Bana göre doğru olmayan ve anlayamadıklarıma gelince o kadar fazla ki;
Herşeyden önce işlediği suçların cezasını çekmeden tek amacı hapisten çıkmak olan zatın gücü arttırılmıştır. BDP nin yoğun çabalarıyla o olmazsa çözüm olmaz sloganı uzun süredir pompalanmaktadır. Bu doğru değildir. Öcalanın pkk üzerinde tartışılmaz bir hakimiyeti yoktur. Başka deyişle kandil ve avrupa bu zatı artık köşede oturması, arasıra danışılması gereken biri olarak görmektedir. Karayılan gurubu hafiftende olsa imralıya destek çıksa da gerek avrupa gerekse bohoz erdalın başını çektiği gurup silah bırakmaya, teslim olmaya kesinlikle karşıdır ve doğal olarakta Türkiyedeki kürtlerin haklarıyla ilgileri de yoktur. Onlar ne ana dilde eğitime nede kürtlerin kendilerini yönetmelerine aldırmaktadır. Durum sürdürülmelidir çünki bunda kişisel ve akçasal çıkarları vardır. Buradaki tek doğru Başbakanın İmralıyı, Kandili ikna etmekte kullanmasıdır.
BDP nin ne yapmaya çalıştığını hiç bir zaman anlıyamamışımdır. Bana göre bu kerameti kendinden menkul bir gurup insan , iddia ettikleri gibi Türkiyedeki kürtleri temsil etmemektedir. Bazı şehirlerde olayın gerçekten çözülmesini isteyen sessiz çoğunluk BDP ye oy vermiştir ancak çok ta pişmandır. Başından beri İmralının eteğine yapışmış, ne olduğunu anlayıp içime sindiremediğim kavramları açıklamakta başarısız olmuşlar şimdide buna son görüşme tutanaklarının basına sızdırılması eklenmiştir. Başbakanın yanlışı ve benimde anlayamadığım nokta neden görüşme düzeyini siyasi seviyeye yükselterek bu karmaşık gurubu işin içine dahil etmesidir. Görüşme düzeyi Mit seviyesinde yükseltilebilir gelişmelerin kontrolü daha kolaylaşabilirdi.
İmralı görüşmesinin sızdırılan tutanaklarına sakince değerlendirildiğinde okunan, tarafların kendi pozisyonlarını koruduklarıdır. Öcalan, hapisten kurtulup özerk kürdistan adını taktığı Türkiye Cumhuriyeti toprağında, başkan olarak devam etmek istemekte, BDP liler şimdilik mektup geitirip götürerek resmin içinde kalmaya çalışmakta, Başbakan Erdoğan ise sonu gelmez talepleri karşılamanın ve bunu anlatmaya çalışmanın zorluklarını açıkça görmekte ve işin içerisinden nasıl çıkacağını bulmaya çalışmaktadır. Kandil ve Avrupa Öcalanın yazdığı uzun mektupları değerlendirmeye aldığını açıklayarak şimdilik kendi görüşlerini açıklamaktan kaçınmaktadır. Aslında belirtildiği gibi sorun, ana dilde eğitim, kürtlerin kendi kendilerini yönetmesi, veya kan dökerek kazanılmış bu topraklarda yönetim yapısını esnek federasyona dönüştürüp büyük kürdistan hayalini gerçekleştirmek te değildir. Sorun uyuşturucu ticaretinden ve haraçlardan gelen büyük paraların nasıl paylaşılacağı, kurulu sistemin devamının nasıl sağlanacağıdır. Başbakan ve ekibinin bunu anlamaması ve görmemesi mümkün değildir ancak kafalarında henüz bir karşı çözüm oluşmamış, meseleyi dalgalanmaya bırakarak uzlaşılacak bir nokta aramaya çalışmaktadırlar.
Göz önüne alınması gereken bir diğer nokta askerin tutumudur. Başbakan, pkk silahlarıyla sınır dışına çekilirken onlara gerekli emniyetin sağlanacağı, operasyon yapılmasına izin verilmeyeceğini açıklamıştır. Ancak faaliyetleri, ıssız dağ başlarında eli tetikte izleyenlerin önünden silahlarıyla geçenlere ateş etmelerini nasıl engelleyeceğini, Ankaradan emir vermekle bu işi nasıl durduracağını henüz bilmemektedir. Asker şimdilik sessizdir ve bu ürkütücü bir sessizliktir.
Bundan sonra ne olacak sorusuna gelince ; Hükümetin planı uygulanırsa ilkbahar başlarında Türkiyedeki pkk unsurlarından bir bölümü silahlarıyla kuzey Irak a geçeceklerdir. Siyasi lakaplarıyla ünlü, Barzani Talabani ikilisi gelenleri silahtan tecrit etmek için hiç birşey yapmayacak ve Hükümet gene mit aracılığıyla pkk ile silah bırakma görüşmelerine başlayacak bdp de siyasi unsur olarak devrede bulunacak ve Öcalanın isteklerini taraflara kabul ettirmeye çalışacaktır. Bu yol fazla yanlış değildir ancak silahtan tecrit edilmeyen bir gurupla müzakereye oturmanın dünyada örneği olmadığı gibi tarafların isteklerinin kabul ettirilmesi çok zordur. Böylesine bir durumda ancak taraflar karşılıklı büyük tavizler alarak ve vererek çözüme ulaşabilirler. Peki Türkiye üniter yapıyı bozacak bu tavizleri vermeye hazırmıdır işte Başbakanın büyük ve çözemediği problem budur. Üstelik çözüme çok güvendiği %47 oy ve parlemento çoğunluğu da yetmemektedir...