- Kategori
- Dilbilim
Anlam
Anlam işi, kişinin anadilini tanıması – kullanması – ile yaşam bulur.
Anadilini kullanamayan, kurallarıyla birlikte uygulayamayan kişi, anadilinden uzaklaşacağı gibi anlam işini de gerçekleştiremez.
Kısaca, anadilinden uzaklaşan kişi anlama gücünü yitirir.
Türkçe sesçil, yalın, bir dildir.
Bu kolaylığı başarabilmenin yolu kuşkusuz anadili bilincinden geçmektedir.
Anlama
dinleme / okuma
metin / düzyazı,
paragraf,
tümce,
sözcük
boyutlarında edilgen biçimde gerçekleşir.
METİNDE / DÜZYAZIDA ANLAM
Düzyazı,
dilbilgisi kurallarına göre paragraf, tümce ve sözcüklerden oluşan anlatım türlerine verilen genel addır.
Bu genel ad, metin / düzyazı, “şiirden düzyazıya geçiş düzyazının tiyatro türünde önem kazanmasıyla geçekleşmiştir.” (Cevat Çapan, Değişen Tiyatro) Bizim yazınımıza da Tanzimat’tan sonra Batı kökenli düzyazı türleri girmiştir.
Bu düzyazı türleri Türkçenin sözdizimi kuralları içinde işlenip geliştirildi.
Bunlar
düşünsel ve yazınsal
genel başlığı altında toplanabilir:
Düşünsel türler:
Düzyazıda bir amaç için oluşturulan, bilgi veren gazete ve dergi yazıları olarak da adlandırılanlardır.
Bunlar:
makale,
deneme,
eleştiri,
köşe yazısı,
söyleşi,
gezi yazısıdır. Bir de gerçek yaşam ve yaşantıdan
anı,
günlük,
yaşam öyküsü,
gerçek özyaşam öyküsü,
mektup
türlerini sayabiliriz.
Yazınsal türler
Gerçekleri düş gücüyle kurmaca bir dünyaya dönüştüren, duygusal, çağrışımsal anlatım özelliği taşıyan yazılardır.
Örneğin,
öykü,
roman,
masal,
dramatik türler,
şiir
olarak adlandırılabilir.
Şiir,
tüm düzyazı türlerinin işlevini üstlenen insanın ilk anlatım yoludur.
Yazınsal ilk tür şiirdir. İlkel insandan bu yana gelişen bütün yazınsal türler şiirden doğup gelişmiş, şiir onların anası olmuştur. (Cristopher Caudwell, Yanılsama ve Gerçekçilik; George Thomson, Şiir Sanatı)
METNİ / DÜZYAZIYI OLUŞTURAN ÖĞELER
Bir yazıda sözü edilen nesne, ele alınacak durum, anlatılan olay, açıklanan düşünce ya da çözümlenmek istenen sorun
konu’dur.
Yazı neyin üzerinde duruyor, neden söz ediyorsa konu odur.
Örneğin,
“. Örneğin,
Orhan Pamuk’un
Yeni Hayat
adlı romanında
yeni hayatın peşinden koşan bireyin öyküsü anlatılıyor.
İnci Aral’ın
Yeni Yalan Zamanlar
adlı romanındaysa
çözülmenin, yozlaşmanın hızla yaşandığı bir ortamda kimliklerini yitiren insanlar, kimliklerini, yaşamı sorgulayarak çevrelerinde olup bitenleri adlandırmaya çalışıyor.
Yazarlar, konuyu okurlara kavratabilmek için sınırlandırırlar.Konunun sınırlandırılması şu noktaların belirlenmesiyle gerçekleşir:
1.Konu
2. Görüş Açısı ( Bakış Açısı )
3. Anadüşünce
4. Yardımcı Düşünceler