- Kategori
- Engelli Eğitimi
Anlat anne duyamasam da belki, bellimi olur?

Özürlü bir çocuğun var ise ve doktorun "artık yapılacak bir şey yok alın götürün" diyorsa...Alır götürürsün bu duyarsız söylenişin ardından gözyaşını sel ederek.
Annesin pes etmezsin elbet, onu götürdüğün bir rehabilitasyon merkezinde hiç umudunuzu tüketmeden aksine elinden geleni, gelmeyeni yapıp, çocuğuna şevkatle yaklaşarak onu nasıl rahatlatabiliriz, onu ne mutlu eder deyip çabalayıp annenin umutlarına minikte olsa filizler katan, sıcacık sevgi dolu o fizyoterapistin annesiyim ben...
Ve çocuğumuz yine kaçınılmaz sondan kurtulmadı ama sonrasın da annenin benim kelebeğime gelerek siz hep çabaladınız, oğlumdan hiç vazgeçmediniz, sevgi ile sımsıcak davrandınız, sevgi dolu kollarınızla beni ve oğlumu kucaklayıp o zayıf ve çaresiz anımda güç verdiniz deyip ve bunu da özürlü çocuk sahibi olan annelerin çocuklarına yazdığı mektuplardan oluşan kitabı armağan edip o güzel satırları yazarak verilen desteğin ve şevkatin yerine ulaştığını hissettirdi.
Tedavi için gittiği bir bebek vardı kızımın sormuştum onu nasıl buldun kızım? diye...Yanıtı yüreğimi incesinden acıtmıştı. "Bezden bir bebek düşün anne" demişti. O şanslı bebeklerden idi aslında (bu nasıl şans diyorsunuzdur ) Ona sevgi ile yaklaşan seven ilgilenen bir ailesi vardı en azından. Üstelik tedavi olmak şansı da.
Hediye edilen "ANLAT ANNE" adlı kitaptan küçük bir alıntı...
Anlat Anne Projesine Katılan Özel Bir Annenin Kaleminden
“…
Ne çabuk büyüdün. Bazen kendi dünyana kapanıp sessizce, bazen çığlık çığlığa, kaygılarınla,
kaçırdıklarınla büyüdün.
“İstiyorum” diye bir oyuncakçının önünde eylem yapamadın...
Akranlarınla güzel oyunların olamadı, mızıkçılık yapamadın, küsemedin, barışamadın.
Başardıklarınla gurur duyup, başaramadıklarına üzülemedin.
Şakalarıma gülüp, üzüntülerimi anlayamadın.
Çocuk olmalıydın; olamadın.
Sen kaçırdığın çocukluğunu kendince yaşarken, hepimiz için hayata yeni bir bakış sundun. Eğittin,
öğrettin.
İnsanları oldukları gibi kabul etmeyi, umudu, sabrı, gereksiz şeylere kaygılanmamayı, hüznü, yetinmeyi,
küçük mutlulukları kaçırmamayı, en zorlu anlarda bile gülümseyebilmeyi ve yürekten sevmeyi seninle
öğrendim. Yaşıyor olmanın gerçek anlamını bugün biliyorum.”
Bu sadece bu anlamlı kitaptan minik bir mektup, bu anneleri anlamamız için mutlak okunması gereken bir kitap.
www.saygi.com.tr Bu adresten bu mektuplara ulaşmanız mümkün.
3 aralık Dünya özürlüler günü...Onları ne kadar yakınız acaba? Annelerin yazdığı mektuplarla az da olsa duygu olarak yakınlaşacağız en azından. Sevgi dolu sağlıklı günlere.
Annesin pes etmezsin elbet, onu götürdüğün bir rehabilitasyon merkezinde hiç umudunuzu tüketmeden aksine elinden geleni, gelmeyeni yapıp, çocuğuna şevkatle yaklaşarak onu nasıl rahatlatabiliriz, onu ne mutlu eder deyip çabalayıp annenin umutlarına minikte olsa filizler katan, sıcacık sevgi dolu o fizyoterapistin annesiyim ben...
Ve çocuğumuz yine kaçınılmaz sondan kurtulmadı ama sonrasın da annenin benim kelebeğime gelerek siz hep çabaladınız, oğlumdan hiç vazgeçmediniz, sevgi ile sımsıcak davrandınız, sevgi dolu kollarınızla beni ve oğlumu kucaklayıp o zayıf ve çaresiz anımda güç verdiniz deyip ve bunu da özürlü çocuk sahibi olan annelerin çocuklarına yazdığı mektuplardan oluşan kitabı armağan edip o güzel satırları yazarak verilen desteğin ve şevkatin yerine ulaştığını hissettirdi.
Tedavi için gittiği bir bebek vardı kızımın sormuştum onu nasıl buldun kızım? diye...Yanıtı yüreğimi incesinden acıtmıştı. "Bezden bir bebek düşün anne" demişti. O şanslı bebeklerden idi aslında (bu nasıl şans diyorsunuzdur ) Ona sevgi ile yaklaşan seven ilgilenen bir ailesi vardı en azından. Üstelik tedavi olmak şansı da.
Hediye edilen "ANLAT ANNE" adlı kitaptan küçük bir alıntı...
Anlat Anne Projesine Katılan Özel Bir Annenin Kaleminden
“…
Ne çabuk büyüdün. Bazen kendi dünyana kapanıp sessizce, bazen çığlık çığlığa, kaygılarınla,
kaçırdıklarınla büyüdün.
“İstiyorum” diye bir oyuncakçının önünde eylem yapamadın...
Akranlarınla güzel oyunların olamadı, mızıkçılık yapamadın, küsemedin, barışamadın.
Başardıklarınla gurur duyup, başaramadıklarına üzülemedin.
Şakalarıma gülüp, üzüntülerimi anlayamadın.
Çocuk olmalıydın; olamadın.
Sen kaçırdığın çocukluğunu kendince yaşarken, hepimiz için hayata yeni bir bakış sundun. Eğittin,
öğrettin.
İnsanları oldukları gibi kabul etmeyi, umudu, sabrı, gereksiz şeylere kaygılanmamayı, hüznü, yetinmeyi,
küçük mutlulukları kaçırmamayı, en zorlu anlarda bile gülümseyebilmeyi ve yürekten sevmeyi seninle
öğrendim. Yaşıyor olmanın gerçek anlamını bugün biliyorum.”
Bu sadece bu anlamlı kitaptan minik bir mektup, bu anneleri anlamamız için mutlak okunması gereken bir kitap.
www.saygi.com.tr Bu adresten bu mektuplara ulaşmanız mümkün.
3 aralık Dünya özürlüler günü...Onları ne kadar yakınız acaba? Annelerin yazdığı mektuplarla az da olsa duygu olarak yakınlaşacağız en azından. Sevgi dolu sağlıklı günlere.