- Kategori
- Gündelik Yaşam
Anne karpuz alalım

Anne karpuz alalım
Bir kaç gün önce markette alış veriş yapıyordum, orta yaşlı bir hanım da yanında 6-7 yaşlarında bir erkek çocuğu ile alışveriş yapıyordu.
Çocuk devamlı annesinin eteğini çekiştirip ''anne karpuz da alalım'' diye ağlamaklı bir sesle mırıldanıyor, anne ise hastahanelerdeki hemşire resmi işaret yapıp sus diyordu.
Gayri ihtiyari izlemeye başladım.
Anne biraz soğan, biraz patates, birkaç sivri biber, birkaç patlıcan, biraz da domates seçip durdu, çaktırmamaya çalışarak parmak hesabı yapmaya başladı besbelli parasının yetip yetmeyeceğini hesaplıyordu.
Çocuk ise karpuzların başından ayrılmıyor etrafında dolanıp duruyordu.
Anne ise hesap işi bitince orta boy bir karpuz seçti kasaya yöneldi, iş parayı ödemeye gelince parası yetmemiş olacakki karpuzu oracık ta bıraktı.
Çocuk yeniden ağlamaya başladı ancak annenin yapabileceği bir şey yoktu, ben de yanlış anlaşılabilecek olmanın tedirginliğiyle bir şey diyemedim, yapamadım.
Ve düşündüm o an baş örtüsü, türban, özgürlük deyip altlarında en lüks model arabalar, ellerinde en yeni model cep telefonları olanların hangisinin eşi gittiği markette çocuğunun eteğini çekip ağlayarak istediği bir şeyi bırakmak zorunda kalıyordu acaba.
Tabiki hiçbiri.
Hem belki de o annede aynı partiye oy vermişti, birden lükse kavuşanlarla.
İki kişiden biri değilmiydi iktidara oy veren.
Acaba iktidara oy veren iki kişiden biri de lüks ve sefahat içinde yaşayacak diğeri çocuğuna karpuz da mı alamayacaktı.
Hangi iktidar olursa olsun bu annenin kaderi değişmeyecek miydi?
Hala da düşünüyorum.
Bir belki de mi yok.
Belkiyide mi kaybettik yoksa hı?
Selamlar sevgiyle kalın.
Çocuk devamlı annesinin eteğini çekiştirip ''anne karpuz da alalım'' diye ağlamaklı bir sesle mırıldanıyor, anne ise hastahanelerdeki hemşire resmi işaret yapıp sus diyordu.
Gayri ihtiyari izlemeye başladım.
Anne biraz soğan, biraz patates, birkaç sivri biber, birkaç patlıcan, biraz da domates seçip durdu, çaktırmamaya çalışarak parmak hesabı yapmaya başladı besbelli parasının yetip yetmeyeceğini hesaplıyordu.
Çocuk ise karpuzların başından ayrılmıyor etrafında dolanıp duruyordu.
Anne ise hesap işi bitince orta boy bir karpuz seçti kasaya yöneldi, iş parayı ödemeye gelince parası yetmemiş olacakki karpuzu oracık ta bıraktı.
Çocuk yeniden ağlamaya başladı ancak annenin yapabileceği bir şey yoktu, ben de yanlış anlaşılabilecek olmanın tedirginliğiyle bir şey diyemedim, yapamadım.
Ve düşündüm o an baş örtüsü, türban, özgürlük deyip altlarında en lüks model arabalar, ellerinde en yeni model cep telefonları olanların hangisinin eşi gittiği markette çocuğunun eteğini çekip ağlayarak istediği bir şeyi bırakmak zorunda kalıyordu acaba.
Tabiki hiçbiri.
Hem belki de o annede aynı partiye oy vermişti, birden lükse kavuşanlarla.
İki kişiden biri değilmiydi iktidara oy veren.
Acaba iktidara oy veren iki kişiden biri de lüks ve sefahat içinde yaşayacak diğeri çocuğuna karpuz da mı alamayacaktı.
Hangi iktidar olursa olsun bu annenin kaderi değişmeyecek miydi?
Hala da düşünüyorum.
Bir belki de mi yok.
Belkiyide mi kaybettik yoksa hı?
Selamlar sevgiyle kalın.