Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mayıs '09

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
383
 

Anneler Günü'nde,bunu yazmamalıydım !..

Anneler Günü'nde,bunu yazmamalıydım !..
 

Ankara'lı olmam nedeniyle, bir ayağım başkenttedir.

İzmir-Ankara arasında sık sık ''Mekik dokurum ''...

Geçen hafta yine Ankara'daydım; ziyaret ve ticaret amacıyla, 10 gün kalıp İzmir 'e döndüm.

Havacı subay yeğenimin, Gazi Orduevi'ndeki düğününe katılmıştım.

Bizim akraba düğünlerimiz çok şenlikli olur.

Oldukça geniş bir sülâleye sahip olduğumdan ;birçok akrabamı düğünde-dernekte birarada görmenin sevincini yaşarım.

Dünkü ''Bebeklerin '' , şimdi delikanlı ya da koca genç kız oluşlarını hayretle ve ibretle izlerim.

Yine öyle olmuştu.

Geleneklerimiz gereği, oğlan ve kız evinin önünde, ''Davul dövdürmüş '' ve halaylar çekmiştik.

Yöresel halaylarımızı güzel çektiğimi iddia edenler ,beni hep halay başı'na davet ederler.

Ben de onları hiç kırmadan halayın başına geçerim. Beceremezsem de saygı gereği hiç kimse ses çıkartmaz.

Gazi Orduevine ,kurallar gereği uzun saçla, top sakalla ve serbest giysiyle salona giremeyip kırk yıllık sakallarını, saçlarını kestirmek zorunda kalan ;takım elbise giyerek geri dönen yakınlarımın hallerine çok gülmüştüm.

Neşeli bir düğünden sonra ,yeni evlileri sevinçle '' Dünya Evi'ne '' yolcu etmiştik...
. . . . . . . .

Ertesi gün, Ankara'daki evimde dinlenme faslındayken ,komşumun telaş ve heyecanla evime gelmesiyle, tüm plânlarım bozulmuştu.

Saygın bir aile düzeni olduğuna inandığım temel komşumun, lise öğrencisi olan ve hastanede depresyon tedavisi gören 16 yaşındaki kızı, hafta sonu hastane izninden yararlanıp evinden kaçmış ve bir daha haber alamamışlardı.

Üstelik aynı hastanede, psikolojik tedavi gören 22 yaşında bir genç kızla birlikte kaçmışlardı.

Hem de çantalarına birçok giysilerini yerleştirerek;annelerinin gözü önünde, ''kahvaltıya gidiyoruz ''diyerek ''Sırra kadem '' basmışlardı.

Bebekliğinden tanıdığım ve oldukça sevimli bir kız çocuğu olan lise öğrencisinin evden kaçışına bir anlam verememiştim.

Babalarının sükûnetine karşın ;annelerin göz yaşlarına yürekler dayanmıyordu.

Anneler Günü'ne bir kaç gün kala, hayırsız evlatların yediği naneye bakın !..

Ser'de ''Gazetecilik '' vardı ya...

Aynı zamanda yılların eğitimcisi oluşumuz, kapımızın aceleyle çalınmasına bir vesileydi.

Tabi ilk işimiz, savcılığa dilekçe vermek ;ayrıca Semt Karakolu'nu haberdar etmek olmuştu.

Ankara Adliyesindeki ,nöbetçi savcı beyin insaniyeti ve kibarlığı bizi çok mutlu etmişti.

Karakolda, nöbet devralan ekiplerin olaylardan habersizmiş gibi davranışları,aymazlıkları da aklımızı karıştırıyordu.

İlk 24 saat içinde, hiç bir haber alamamıştık.

Daha sonra,ardı ardına gelen ihbarlar, çevre illerden birine gittikleri;Adana'ya kaçtıkları ya da Bodrum'da bir otele yönlendirildikleri vs.doğrultusundaydı.

Birinci zanlıyı hemen yakalatıp sorgulatmıştım ve ardından salıverilmişti. Bazı ip uçları yakalamıştım !..

Liselerinin önünde nöbet tutan bir polisin ihbarına göre de kaçakların,bir pastane önünde görüldükleri doğrultusundaydı.

Hemen polisi bulup sormuştuk.

''Gördüysen, neden yakalamadın kardeşim ?.. '' Cevaba bakın !..

''Ne bileyim ben ...Arandıklarından haberim yoktu !..''


''Kardeşim karakolunuza ihbar edeli iki gün oldu !..Bu nasıl iş ?..''

''Valla haberim yok !..''


Şu görev anlayışına bakın !..Karakol yetkilileri ,söz verdikleri halde, devriyelerine haber vermemişlerdi...

Üstelik karakoldaki nöbetçi polislerden birini, internette poker oynarken yakalıyorduk !..Hem de nöbet anında...

Resmî bir kurum çatısı altında...Onca kayıp çocuk aranırken !..

Utancından, oyun sayfasını kapatıp kaçıvermişti.

Bu aymazlığı,amirlerine söylediğimizde, âmir bey ne dese iyi :

'' Hocam siz bari yapmayın Allahaşkına !..Ne yapsın adam, poker de mi oynamasın ?..''


Anlaşılan,vatandaşın can güvenliğini emanet ettiği ve ''Güvendiği dağlara kar yağmıştı !..''

Bu kadarına da ''Pes '' deyip oradan ayrılıp tanıdığım tüm emniyet âmirlerini durumdan haberdar etmiştim.

Kayıp Çocuklar Şubesindeki komiser bayanın ,ailelere verdiği yanıt daha ilginçti:

''Herkes bana yükleniyor !..Yemeğe bile gidemedim !..Bu durum beni aşar !..Karışamam !..''


Anlaşılan, özel dedektif tutmak gerekiyordu...Buna ,gerek de yoktu canım !..

Benden iyi dedektif de olamazdı...

Takmıştım kafaya bir kere...Düğün için geldiğim Ankara'da, tam bir ''şenliğin '' içine düşmüştüm !..

Son gelen habere göre, kayıp kızlar, ''gizli numaradan '', ailelerini aramışlar ve '' Ankara dışında olduklarını ; tehdit edildiklerini '' söylemişlerdi.

Çocuklarının seslerini duyan aileler, biraz rahatlamışlardı ;ama ben iz sürmeye devam ediyordum.

Bu bir ''Şaşırtma taktiği '' de olabilirdi. Hemen lisenin önüne gidip kapı önünde ,kız arkadaşlarını (?) bekleyen gençlerle (?) söyleşmeye başlamıştım.

Amacım dedektiflik görevini tam anlamıyla yerine getirmekti...

Üstelik annelere de söz vermiştim...Yavrularını birkaç gün içinde yakalayacaktım.

Konuştuğum gençler (?) ,kılıksız giysiler içinde, bilekleri, kolları kesiklerle dolu ;ayyaş tipli ve yaşından çok daha fazla gösteren gözü kanlı; her hallerinden uyuşturucu kullandıkları belli olan ;sözümona öğrencilerdi.

Çocukların zavallı halleri, ülkemin geleceği için çok ürkütücü sinyaller veriyordu !..

İşin garip tarafı, hepsi de kaçak kızları tanıyorlardı. İçlerinden birisi, ısrarla kızların Bodrum 'a kaçtıklarını söylüyordu.

Semt Karakolu'na haber vermeye gerek yoktu !..Sanırım,karakolda, internette poker oyunu devam ediyordu.

Anlaşılan, rahatsız edilmek de istemiyorlardı.

Bunlara karşın, Ankara Emniyet Sarayındaki ''Kayıplar Bürosu Elemanları '' tüm emeklerini ve becerilerini ortaya koyup emniyet teşkilatımızın yüzünü ağartıyorlardı.

İnsani ilişkilerdeki üstün kişilikleri de takdire şâyandı.

Dört günlük, ''deli gibi koşuşturmalar '' ve ''İz sürmelerim ''sonucunda, çalışmalarım semeresini vermiş ve kaçak kızlar, Bodrum'da bir apart otelde kıskıvrak yakalanmışlardı.

Kızlar, 32 saat aç kalınca , cep telefonlarını satmışlar ;iş aramak için dışarı çıkarken yakayı ele vermişlerdi.

Fukara bütçelerini zorlayan, hatıra bileziklerini satmak zorunda kalan anneler, hayatlarında ilk kez uçağa binerek ''Yavrularını '' teslim almak üzere Bodrum 'a uçmuşlar ve çocuklarını ateş çemberinden kurtarıp yuvalarına dönmüşlerdi.

Emniyet Sarayındaki kayıplar bürosundaki polislerimiz , müthiş bir başarıya imza atmışlardı.

Bana tam olarak açıklamadıkları bazı '' İz sürme teknikleri '' başarıyla sonuçlanmıştı.

Zanlıların telefonları kapalı ya da gizli numara da olsa ''Yer tesbit edişleri '' harikaydı...

Bodrum Emniyet Müdürlüğü'ne de başarılı çalışmalarından ve annelere karşı gösterdiği konukseverliğinden dolayı teşekkür ediyorum.

Bunlar ,gerçek vatan evlatlarıdır...

Bendeniz de yerli Colombo olma fırsatını yakalamış ve evime huzurla dönmüştüm.

Anneler Gününde,
tüm annelerimize, ebeveynlere ders olacak yaşanmış bir öyküdür bu !..
. . . . . . . .

Özellikle büyük şehirlerimizde, ortaöğretim kurumlarımız başta olmak üzere çoğu okullarımız,''İğneli Fıçı '' durumundadır.

Öğretmenler ve yöneticiler, bazı ''İtilmiş-Kakılmış '' öğrencilerden korkar hale gelmişlerdir.

Tarihimizde ilk kez, bir Millî Eğitim Bakanı'nın arkasından helva hazırlayıp ,lokum dağıtan eğitim personeline tanık olduk !..

''Eğitimimizin dünya çapında başarılara imza atmasını sağlayan (?) Sayın Çelik,görevde bulunduğu süre içinde tam 5 kez,''Yönetici Atama ve Nakil Yönetmeliği '' değiştirmiş !..

Hukuku çiğneyerek ''Makam Onayıyla '' atamalar yapmış !..


Hem de 500 kez...1961 'de Anayasa ile kaldırılan, ''Görülen lüzum üzerine '' diyerek !..

Açılan davaların çoğunu kaybedip fukara milletin cebinden tazminatlar ödemiş !..''(Eğitim-Sen ve Türk Eğitim Sen )

. . . . . . .

Yaşadığım kentte , ''yolsuzluklar ve eğitimde ahlâksız ilişkiler'' nedeniyle, soruşturmalarla çalkalanan kurumların başında maalesef ,Milli Eğitim Kurumları gelmektedir.

Ne yazıktır ki bunların başında, halkın eğitimi için görevlendirilmiş :Halk Eğitim Müdürlüğü yer almaktadır.

Beş yıldır ,anılan kuruma liyâkatli bir müdür atanamamıştır. Başı bozukluk sürmektedir...

Mardin'deki ''Vahşetin '' nedenini eğitimsizliğe dayandıranlar, 6 yıldır eğitim kurumlarını siyasi atamalarla lâçka bir hale getirmişlerdir.

Yeteneksiz kişiler, ''Hamili kartlarını '' alıp ;idareci sıfatıyla okullarda cirit atmaktadır.

Okullarında yeterli eğitimi alamayan çocuklarımız, ailelerinin de ilgisizlikleri karşısında, aşırı bunalımdadırlar.

Depresyonda olan ergenlik çağı öğrencilerinin çoğu, boşanmış ailelerin çocuklarıdır.


'' Zamanında gerek tımar ;öldü eşek,kaldı semer .'' diyen atalarımız ne kadar haklıdır.

'' Kızını dövmeyen (Zamanında eğitim veremeyen ); dizini döver .''

'' Üzüm,üzüme ;baka baka kararır.''

''Kız, anadan görür sofra donatmayı ;oğlan babadan görür at oynatmayı !..''

Ey anneler-babalar !..Lütfen çocuklarınıza sahip çıkınız !..



. . . . . . . . .

Dilerim , bana, gelecek Anneler Günü'nde daha güzel yazılar yazmak nasip olur.

Tüm annelerimizin ANNELER GÜNÜ'nü yürekten kutlarken, yavrularından alacakları kır çiçekleriyle yüzlerinin hep gülmesini dilerim...

Saygılarımla...










Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1521
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1626
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster