​ Annelik- hamilelik delisi kadınlar / Anne-Babalar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Şubat '09

 
Kategori
Anne-Babalar
 

Annelik- hamilelik delisi kadınlar

Annelik- hamilelik delisi kadınlar
 

Geçen Pazar günü bir arkadaşımla Moda’da küçük bir cafede brunch yapalım dedik. Efendim cafe dediğim yer de oldukça küçüktü yani. Hava da buz gibi olunca 5 metrekarelik alana ben ve arkadaşım bir de 10 kişilik bir grup olarak tıkışmış durumdaydık. Bilirsiniz böyle çok yakın ve samimi cafelerde herkes birbirinin muhabbetini dinlemek zorunda kalır. Hatta zorunda kalmayıp bunu isteyerek ve seve seve yapanlar da vardır. Ne yalan söyliyim ben de otobüste, orda burda ilgimi çeken bir muhabbet olursa kulak misafiri olmayı severim.

Neyse efendim bu gruptan biraz bahsetmek istiyorum. İnsanların içine girdikçe garipliklerini görmek de pek bir hoş oluyor. Sabahın köründe uyanmışız, üstümüze eşofmanlarımızı giyip hadi gazetelerimizi alıp kahvaltıya gidelim dedik, oturduk ama bir de ne görelim. Yanımızda bir abla oturuyor ama sanırsın ki gece 12’de İstanbul’un en seçkin klüplerinden birindeyiz. Neden mi? Çünkü ablam full makyaj badana boya bir de üstünde simli kıyafetler falan, dedik ne oluyor, yanlış bir yere mi geldik. Biz de suratlar makyajsız; göz altları geceden kaldığımız için mosmor öyle oturuyoruz. Abla ne yaptın sen yaaa? Pazar sabahı, güzelim Pazaaarrr!!!! Bir kendine gel yahuuu? O surat ne iki ton fondötene batırmış çıkarmış? Anlamadık neyse arkadaşımla birbirimize garip bakışlar attık gazetelerimize döndük.

Efendim grubun içinde bir kadın vardı ki sormayın. Hani böyle ortaokul veya en fazla lise mezunu olup da önüne gelen ilk erkeğe kakalanan anne modeli vardır ya. Avrupa Yakası Makbule cinsi. Ondan da bir adet vardı. Kadın durup durup çocuklarım diye bağrınıyordu, işte çocuk sahibi olmak şöyle güzelmiş, dünyanın en büyük servetiymiş onlar, bir kadın için en büyük başarı timsali çocuk sahibi olmakmış falan diyor kadın. Bir ara fondöten güzeline ve yanındaki erkek arkadaşına sordu: “Siz evli misiniz, çocuklarınız var mı?”. Fondöten güzeli de “yok biz sevgiliyiz” demez mi? Allahım nasıl bir gruptur buuu? Hahahah…. Neyse o sırada anaç kadına bir telefon geldi ki gelmez olaydı kahvaltımızın içine edildi. Neymiş kuzeni hamileymiş, bir yaygara bastı ki sormayın. Tam da ona göre bir malzeme değil mi? Hemen başladı erkek mi kız mı ismi ne olsa şu bu, bir de bir ağlamak hüngür hüngür sanırsınız ki kadın yıllardır kısırlıktan çocuk doğuramadı da bir anda hamile kaldığını öğrendi. Bu ne dramadır kardeşim? Arkadaşım “yürü kalk yaa içim daraldı, nedir bunlar Pazar Pazar” dediJ

İşte toplumun kadına biçtiği rol. Ya çok iyi eğitimli olup, baskın kadın karakterine bürünüp yalnız kalacaksın, ya da böyle bir sürü aptal insanın çevrende olduğu “evladım için herşeyimi veririm” diyen anne modeline bürüneceksin. Bu kadın sizce çok mu mutlu? Kesinlikle hayır. Sadece hayatta tutunabileceği ve çevresine başarı olarak aksettirebileceği tek şey çocukları. Bu arada herşeyini verdiği çocukları da bir görseniz. İkisi de birbirinden itici, onun bunun masasına saldıran, rahat durmayan iki tane mızmız ve sevimsiz çocuk. Vatana millete ne faydası olacaklarsa?

Hayatta hiçbir konuda da abartıya kaçmamak lazım...
 
Toplam blog
: 102
: 1607
Kayıt tarihi
: 26.08.08
 
 

1980 İzmir doğumluyum. Kendimi bildim bileli gözlem ve yorum yapmayı çok seviyorum. Genelde hayatı h..