- Kategori
- Güncel
Aptallaştırma siyaseti geri teperse ne olur?..

Halkı aptal yerine koyup yönetmede başarıya ulaşırsanız, sonuçta aptal bir halkı yöneten bir kişi olursunuz.
Halkı aptal yerine koyarak yönetme eğiliminin dibinde, bilinçli bir halkı yönetemeyeceğini bilen bir liderin kendine ve örgütüne güvensizliği vardır.
Halk, üzerine örtülmek istenen aptal örtüsünü aralayıp, iyinin ve kötünün, doğrunun ve yanlışın ayırtına vardığı gün onları bir sürü gibi güdemeyeceğini düşünen liderin çaresiz yılgınlığıdır sözünü ettiğimiz şey…
Halkın gözü/kulağı ve sonuç olarak bilinci kör edilmişse, meydanlarda ipe sapa gelmez her türlü nutku kolaylıkla atabilir, parsalarını toplayabilirsiniz.
Halk, sürdürülen medya politikaları nedeniyle gerçekleri öğrenme imkânından yoksun bırakılmışsa, insanların gözü ve kulağı tıkalı demektir.
Demokrasinin olmadığı bir ortamda ise, demokrasinin ilerisini tartışmak asla inandırıcı değildir.
“İleri demokrasi” deyimi, olsa olsa ayrılıkçı terörün hedefine hizmet eden bir “özgürlük”ten ibarettir.
Cumhuriyet değerlerinin kemirilmesine hizmet eden ve bir devrimle inşa edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’nin milli [ve üniter] devletini Ortaçağ karanlığına doğru sürükleme stratejisinin bir parçasıdır.
Peki… Halk, üzerine örtülmek istenen aptal örtüsünü aralayıp, gözlerini dört açıp, doğrulduğu zaman ne olur?..
Bizce öncelikle ve ana hatları ile aşağıdaki gelişmeler yaşanır:
1.- Siyasetini halkın aptallaştırılması ve gerçeğin saptırılması üzerine kurmuş olan politikalar iflas eder, tasfiye sürecine girer…
2.- Rotasını Ortaçağ karanlığına doğru çevirmiş olan “milli eğitim” politikası yönünü yeniden aydınlanma devriminin uygar değerlerine doğru çevirir.
3.- Ülkenin milli değerlerini, ulusal kaynaklarını, en stratejik ve en karlı işletmelerini özelleştirerek yabancıların eline geçmesine imkân tanıyan “felsefe”nin sahipleri, bir zamanlar olduğu gibi [yine] bir yabancı gemiye atladıkları gibi bu ülkeden kendi istek ve iradeleri ile “gönderilir…”
4.- Hukuk, yeniden bağımsız olur. Adalet, hiçbir siyasi güç ya da çıkarın etkisi altında kalmadan işler ve o saygın terazisine yeniden kavuşur…
5.- Türk Silahlı Kuvvetleri, yeniden “yurtta sulh cihanda sulh” ilkesinin ışığında savunma görevine devam eder.
6.- Demokrasinin “ileri” patentli cilası kazınır ve yerine gerçek demokrasi ideali yerleştirilir. Halkın yönetime her alanda katılabilmesinin önündeki yasal ve bürokratik engeller kaldırılır. Doğrudan demokrasinin kurumları inşa edilir.
7.- Ülkeyi yönetenler, artık yurttaşlarını birer müşteri olarak görmekten vazgeçer ve Devlet’in bir hizmet organizasyonu olduğu gerçeğini çalışmalarının pusulası haline getirirler…
11.- Terör biter, kesin olarak biter… Terörden beslenen çıkar odakları ülkeden sürülür ve emperyalist devletler artık bu ülkenin topraklarına aç gözlü bir iştiha ile bakmaktan vazgeçmek zorunda kalırlar.
Ve bu ülkede daha neler, neler, neler olur…
Eğer yaptığımız bu tespit bir gerçeği yansıtıyorsa bu gerçeğin irdelenmesi bize önemli bir gerçeği daha ifşa eder: Demek ki, yaşamakta olduğumuz bütün gelişmelerin tek sorumlusu gözünü açıp gerçekleri yeterince göremeyen halktır.
Ve onun gözünü açması yönünde enerjisini yeteri kadar seferber etmeyen biziz, bizleriz, hepimiziz”...
@farukhaksal42
www.soruyusormak.com