- Kategori
- Güncel
Aramızda bir şeyler var: Sehven

Bahçemdeki kuşları özgür sanıyordum...
7 Eylülde doğmuşum, kimliğimde 10 Kasım yazıyor sehven…
Çocuktum, büyüdüm sehven doğarak,
Karadeniz’in hırçın dalgalarında yüzmüşüm, geceleri o sesle uyumaya çalışmışım sehven…
Kumlarda sere serpe yatmışım, çakıl taşları yürürken ayaklarımı acıtmış sehven…
Okumayı yazmayı öğrenmişim, soğuk kış günlerinde dalgalar yolu döverken korkarak gitmişim okula sehven…
Zor gelmiş ana kucağından ayrılmak 13 yaşında yollara düşmüşüm okumak aşkına sehven…
Kastamonu, İzmit, Karabük, Kastamonu derken bitivermiş lise sehven…
Ankara’da hukuk görünürken kısmette İstanbul’da Matematik öğretmenliğine düşüvermiş yolum sehven…
Bitmiş okullar, başlamış yaşamın yollarında yarışlar sehven…
Ceyhan, Zonguldak, Karamürsel derken İstanbul’da buluvermişim kendimi sehven…
Yolları yollara, yılları yıllara bağlamışım dünya dönerken ben de dönmüşüm sehven…
Bir gün gözlerimi Tanrıların ülkesinde Zeus’un kızı Artemis’in tapınağının olduğu yerde açıvermişim gözlerimi sehven…
Yıllar mı yaşanmış yoksa yaşanmış mı yıllar diye düşünürken buluvermişim kendimi sehven…
Düşüvermiş aklıma “Uzun ince bir yoldayım” diyen deyişleri Âşık Veysel’in sehven…
Tutturuvermişim türküleri kıyısında Mandalya Körfez’inin sehven…
Utanmazlıkların, yolsuzlukları, soysuzlukların, sahtekârlıkların yaşamın aralıklarından süzülmesi girmesi evlerimize sizce sehven olabilir mi?
Bu denli sehven yapılanların yaşamımızı zindan etmesi sehven olabilir mi?
Aramızda bir şeyler varken bunların hepsine sehven diyebilir miyiz?
Bakmayın benim yaşamımın sehven oluşuna…
İnsanların zulüm hanelerde çürütülmeleri, yaşamlarından çalınan saniyeler sehvendir denir mi?