- Kategori
- Dünya
Arap kızı camdan bakmıyor !
Tunus ve Mısır’da başlayarak birçok Arap ülkesine yayılan “Halk ayaklanmaları” bütün dünya kamuoyunu şaşırttı. Çünkü beklenmeyen bir durumdu.
Niye yalan söyleyeyim, ben de bu kadarını beklemiyordum.
Ben de,
“Yağmur yağıyor, seller akıyor,
Arap kızı, camdan bakıyor.” tekerlemesinin, bilinçaltına yerleştiği bir birey olarak Arapların sessizliklerine son vereceğini düşünmüyordum.
Yıllardır kangren haline gelen Filistin halkının mücadelesine en ufak desteği bile esirgeyen Arap ülkeleri ve halklarının vurdumduymaz halleri gözümün önüne geliyor, bu kadar büyük nüfusa ve ülke sayısına sahip olan Arapların, İsrail devletine karşı neden bu kadar sessiz olduğunu kabullenemiyordum.
Ama ne olduysa oldu!
Yıllardır, diktatörlerin zulmü altında inleyen, yoksulluğun en katmerlisini yaşayan, yeri geldiğinde kitlesel katliamlara uğrayan ve bu insafsızca muamelelere karşı en ufak bir tepki bile gösteremeyen Araplar, son yılların ABD destekli “Renkli Devrimler”inin aksine, kendi demokrasi taleplerini haykıran bir hareketlenme, bir ayaklanma başlattılar.
Bu ayaklanmaları “Renkli Devrimler”den ayıran temel özellik, ABD’nin yıllarca desteklediği diktatörlere karşı ve ABD çıkarlarına karşı yapılmış olmasıdır.
ABD, bu ayaklanmaların tamamen dışında mı?
Tabi ki hayır!
Bu ayaklanmaları yönlendirici bir etkisi var mı? diye soracak olursak da, bu etkinin olmadığını söyleyebiliriz.
Bu durumda, bu ayaklanmaların ilerici ve demokrasi talep eden yönünün çok önemli olduğunu söyleyebilirim.
Ortadoğu’daki enerji kaynaklarını ve doğalgaz boru hatlarını kontrol etmek amaçla planlanan ve ilk uygulaması olan Irak’ta batağa saplanan, çıkmaza giren ve büyük oranda revize edilen Büyük Ortadoğu Projesi, Kuzey Afrika’da da akamete uğramıştır. Belki de bu ayaklanmalarla birlikte rafa kaldırılacaktır. Çünkü bu projenin dizayn etmek istediği hiçbir ülke, bu projeye destek vermemiştir.
Bu ayaklanmaların bir başka yönü de, düzenli bir ordusu olmayan, silahtan yoksun, örgütlenmesi bile bulunmayan, ancak ayağa kalktığında karşısında hiçbir diktatörün ve ordunun duramayacağını gösteren “Halkın Gücü” nü göstermesidir.
Bu ayaklanmaların, sosyalizme evrileceğini söylemiyorum ama devrimler çağının kapandığını ve “Tarihin Sonu”nun geldiğini ilan eden burjuva ideologlara bir ders veren mahiyette örnekler olduğunu söyleyebilirim.
Şimdi ayaklanmaların olduğu ülkelerde hükümetler yenileniyor, halk temsilcileri aracılığıyla ülke yönetimlerine katılmaya başlıyor. Bundan böyle halkın desteğini alan hükümetlerin, ABD politikalarını harfiyen uygulayan kukla yönetimlere dönüşmemesi gerekiyor. Bu da o ülkelerdeki muhalif hareketlerin niteliğine başlı olan bir durum.
Artık “Arap Kızı” uyandı!
Artık “Arap Kızı” camdan bakmıyor!
“Arap Kızı” ve bütün Arap halkı sokağa indi, meydanları doldurdu.
Artık, sokakta yağmur ve sel yerine Arap halkı akıyor!
Artık camdan, sokakta sel haline gelen Arap halkına, ABD ve ABD’nin desteklediği diktatörler bakıyor.
Bize de tekerlemeyi değiştirmek düşüyor.
“Yağmur yağıyor, seller geliyor,
Arap halkı sokaklara akıyor,
Diktatörler ve ABD camdan bakıyor.”