- Kategori
- Kişisel Gelişim
Armağan

“ Unutma” demişti babaannem, “Hayatına giren herkesin, başına gelen her olayın, sana bir armağanı mutlaka vardır. Yaşadığın anda öyle görünmese bile.”
Geçmişimize iz sürsek neler buluruz kim bilir ?
Hayatınıza giren dost, düşman, sevgili, öğretmen, öğrenci, arkadaş vs. herkesi şöyle bir hatırlayın..
Lisede katıldığınız çalışma kampında patates çapalarken döktüğünüz terleri..
Vapurda karşınıza oturan çok beğendiğiniz kırmızı elbiseli kızı...
Okulun basketbol maçında attığınız ilk baskette sırtınızı sıvazlayan antrenörünüzü...
Cıvıl cıvıl bir Mayıs günü okulu kırıp gittiğiniz çay bahçesinden çıkarken sizi görüp annenize yetiştiren üst kat komşunuzu...
Üniversite sınav sonuçlarını kapınıza müjdeyle getiren postacınızı...
Aşık olduğunuz ama size pas vermeyen havalı platonik sevgilinizi...
Okumayı ilk söktüğünüzde yakanıza kırmızı kurdeleyi takan öğretmeninizi...
İlk şiirinizi okuduğunuzda sizi alkışlayan aile dostlarınızı...
Muhteşem kekler yapan komşu teyzenizi...
Pazar sabahları sıcacık poğaçaları evinizin kapısına kadar getiren satıcı amcayı...
Zilini sallaya sallaya üzeri kaymaklı Silivri yoğurdunu satan yoğurtçunuzu...
Hıdırellezde mahallenizin ortasında yakılan kocaman ateşin üzerinden atlayan o çok özendiğiniz abileri, ablaları...
Yazlık sinemadaki yer göstericiyi...
Plajda yaptığınız kumdan kaleleri yıkan haşarı çocuğu...
Suda taş kaydırmayı öğreten arkadaşınızı...
İş aradığınızda size çalıştığı yerde iş bulan tanıdıklarınızı...
Ağladığınızda saçınızı okşayanları...
Kızdığınızda kalplerini kırdıklarınızı...
Yargıladıklarınızı, haksızlık ettiklerinizi, aşağıladıklarınızı...
Aşık olduklarınızı, çok sevdiklerinizi, asla onsuz yapamam dediklerinizi...
Kokusunu içine çektiklerinizi, gülüşleriyle içinizi titretenleri, yüzüne hep kocaman gülümseme ile baktıklarınızı, endamına hayran kaldıklarınızı...
Hadi devam,
Sizi en çok üzenleri...
Size ihanet edenleri...
Sizi çok sevdiğini sonradan anladıklarınızı...
Düşmanım dediğiniz ama hayatta size en önemli dersleri öğretenleri...
Sizi kendi hayatlarını yaşamak için terk ettiklerinde arkalarından günlerce öfke duyup ağladıklarınızı...
Şimdi sizden çok uzakta olsalar da, hala yüreğinizin birlikte çarptığını hissettiklerinizi...
Hepsinin bir armağanı vardı değil mi?
Bu armağan neydi hiç düşündünüz mü?
Onlar bizi bize armağan ettiler.....
Ayşegül Tekfidan