​ Artık dur demenin zamanı gelmedi mi? / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '11

 
Kategori
Haber
 

Artık dur demenin zamanı gelmedi mi?

Artık dur demenin zamanı gelmedi mi?
 

internetten alıntıdır.


Klavyenin başına geçtim.

Kâğıdın, kalemin gölgesindeyim.

Yazı yazmaktı niyetim.

Belki deneme, belki şiir ya da yemek tarifi yazabilirdim!

Olmuyor!

Satırlara başka başka şeyler yazmıyor kalemim.

Karalanıyor, çiziliyor üstü kelimelerin, müsvettelerin.

Gına geldi!

Sen yazmaktan bıkmadın amma biz okumaktan bıktık diyebilirsiniz!

Bu konuları sıklıkla dile getirme diye sitem de edebilirsiniz!

Bana da gına geldi!

Ben istemez miyim?

Neşe dolu, tebessüm ettiren, gönül hoşluğu hissettiren, mutluluk ve sevgiden dem vuran satırları dizeleyim.

Ama ne çare?

Yine kan, yine şehit, yine acı, yine gözyaşı!

Daha bugün, (emniyet mensubu)yaralı yunuslardan birini yitirdik!

Bu kez, Siirt Pervari’de Benoluk jandarma karakoluna uzun namlulu silahlarla hain saldırı!

Üstüne üstlük, karakola yardıma gidecek olanları da saf dışı bırakmak için köy yoluna mayın döşendiği, yardıma gelen helikopterlere de ateş açıldığı ve çatışmaların halen devam ettiği haberi geldi.

Şimdilik 5 şehit, 7 yaralı(inşallah sayı artmaz!)

Diyarbakır’ın Hani ilçesinde de saldırıda iki emniyet mensubu yaralı!

Her gün, her gece! Şehit haberleri paralıyor yürekleri.

Acıyor içim(iz), çaresiz(iz)!

Bu hain saldırıların, ne zaman, nerede, nasıl, kimi hedef alacağı, kimlerin canına kast edeceği belirsiz!

Geçtiğimiz günlerde, Ankara’daki O menfur saldırıda kaybettiğimiz canlar!

Siirt’te uzun menzilli silahlar ve el bombaları ile vahşice katledilen dört genç kızımız!(İkisi de hastanede yaşam savaşı vermekte.)

Onlar! Hayata veda yemeğine gitmek için mi çıkmışlardı yola?

Bir gün, bir gün daha! Ne kadar sürecek bu sarmal, buVAHŞET, bu hain pusu, kıyılan canlar?

Ruhum, içim, aklım, yüreğim isyanlarda!

Ülkemizin üzerinde kapkara bulutlar!

Güneş solmuş!

Kalın bir sis perdesi kaplamış her yanımızı!

Sınır tanımayan hain saldırılar had safhada!

Gündemin dış politika ile yoğunlaştığı ve yoğrulduğu ve de tozun dumana katıldığı bir ortamdayız!

Milletin vekiliyiz diye ortalık yerdegezenler!

‘’Bizden korksanız iyi olur’’ deme küstahlığını göstermekte beis görmemekteler!

‘’Herkes görevini yapıyor!!!’’

Sıradan bir vatandaş olarak soruyorum.

Peki! Bu katliamların, vahşet saldırılarının emirlerini verenlerin Kürt olmadıklarını ve Kürtçe dahi bilmediklerini kaç kişi biliyor? Kim bu hainler?

Ülkemizi kaosa sürüklemek için kimlerden destek görüp, kimlerden emir alıyorlar?

Kim düğmeye bastı?

Son dokuz yıl içerisinde kaç hain saldırı oldu?

Kaç vatan evlâdını, vatan toprağına emanet ettik?

Kaç ocak söndü?

Kaç ana baba yandı?

Kaç kişi bu olayların üstüne gitti, irdeledi?

Ne yazık ki bu zaman zarfında 850+? şehit vermişiz!!!

Herkesin dinlendiği, ortam dinlemesine veya teknik takibe takıldığı bu dönemde!

Üstelik küresel güç sahibi olanlarla istihbarat paylaşımları yapıldığı dile getirilirken!

İstihbarat nerede?

Belki terör belası bizi pazarda, alışveriş merkezinde veya okulun önünde veyahut otobüs durağında beklerken bulacak! Bilmiyoruz ki! Belki canlara kast edenlerle aynı dolmuşta yan yana oturuyoruz! Belki de sokakta burun buruna geliyoruz!

Üst kademelerde görev yapanların, olayları yumuşatma çabaları!’’ Ne şiş yansın, ne kebap’’ tavrı içeren ‘’terör örgütü ile pazarlık( pardon görüşme) yaptıkları ve de bu görüşmeler ortaya dökülünce!!!’’ Bu görüşmeler normal! Yapılaması gerek’’ diyen en yetkili ağızlarda dillendirilmesi!

Normal mi?

Güvenlik güçlerinin, kendi güvenliklerinin bile olmadığı, bir zaman diliminde yaşadığımız ülkemizde!!!

Vatandaşın güvenliği ne durumda?

Üzülmemek mümkün mü?

Hadi gel de yazma! Sorma! Sorgulama!

Selâmete çıkmak dileklerim ve saygılarımla…


Ayşen Arslangiray Kura

25.9.2011/İzmir

 
Toplam blog
: 533
: 1375
Kayıt tarihi
: 14.11.10
 
 

Aydoğdu; kızgın güneşinde Ağustos'un, sararmıştı altın sarısı başaklar. Kırlangıçların göç dansın..