- Kategori
- Deneme
Artık hiç ağlamayacaksın

Battlestar Galactica karakteri:6 Numara
Belki izlediniz veya izlemediniz... İnsanlarla ve onların yarattığı ancak sonradan evrimleşerek insana benzeyen saylonların arasındaki savaşın anlatıldığı Battlestar Galactica adlı televizyon serisi, "Hükmedemediğin şeyi asla yaratma" sloganıyla televizyon ekranlarımızda gösterilmişti.
Dizinin bir sahnesi, insanların yaşadığı Caprica adlı gezegeni saylonların işgal etmesiyle başlar. İşgal sırasında uzay gemisinden inen saylonlardan biri olan numara altı, yerde ölen annesinin kucağında ağlayan bir bebek görür ve kucağına alır. Bebeği okşamaya başlayan numara altı, "ağlama güzel bebek" der ve bebek o an susar. Çünkü saylon kadın, bebeğin boynunu kırmıştır... Son sözünü söylemek için ise ekrana döner "artık hiç ağlamayacaksın"
Saylonlar insan elinin ürettiği bir makineydi, sürekli dirilebildikleri içinde ölümsüzdüler. Doğal olarak yaşamın kıymetini anlamalarını beklemek insani bir duygu olacaktı. Belki numara altı bebeğin gerçekten ağlamasını istemediği için boynunu kırmıştı. İnsan olmadığı içinde kendi çözümünü uygulamıştı. Sanırım biraz safça bir yorum oldu.
Dikkatinizi çekmiştir mutlaka... Son dönemlerde basında, televizyonlarda ve haberlerde üçüncü sayfa dediğimiz cinayet, soygun, trafik kazaları, vur kaç tarzı haberler çok fazla yer almaya başladı. Açıkçası bu tarz haberleri duymamak için gündem ne kadar ciddi ve önemli olsa da haber saatinde haberleri izlemek istemiyorum. Ama izliyorum. Maalesef ki geçen günlerde acıklı bir trafik kazası haberine rastladım. Özel bir seyahat firmasının otobüsü arızalanınca yanlarında bulunan yeni otobüse geçen yolcuların arasına bir tır şoförü kocaman tırıyla dalarak dokuz kişinin ölümüne neden olmuştu. Görüntüler aslında trafik kazaları hakkında alışılagelmiş görüntüler olsa da yürek parçalayıcı bir can pazarı yaşanıyordu. Aslında; alışmamamız gereken, mutlaka ama mutlaka çözüm için birşeylerin yapılması gerekli önemli bir sorun olan trafik kazaları ayrı bir yazı konusudur. Ancak ben burada suçlu şoför üzerinde durmak istiyorum.
Dokuz kişinin ölümüne yol açan cani şoför olarak gösterilen kişi, boynu bükük, iki elini birbirine sıkıca kilitlemiş, kendini dış dünyadan soyutlamış adeta idam sehpasında bir suçludan farkı olmayan biriydi. Şoförün o kadar zavallı bir görüntüsü vardı ki cani ya da katil sözleri abartılı kalmaktaydı. Anlatmaya çalıştığım tır şoförü kiralık bir katil ya da azılı bir suçlu değildi, casus ya da ajan da, hilekar ya da soyguncu da değildi. Sadece işi için malını yetiştirmeye çalışan sıradan bir şofördü. Yola çıkarken "Ben bir yerde dokuz kişiyi biçip geleceğim" sözlerini dillendirmiyordur sanırım. Zaten kazayı gerçekleştirdiği andan itibaren dokuz kişinin canı onunda ruhu yani özgürlüğü gitmişti. Şoför trafik kurallarına uymayarak, hız yaparak hayatının hatasını yapmış ve başka hayatları söndürmüştü. Evet o bir suçlu, ölüme neden oldu ve cezasını çekmelidir. Ama, haberde kafamıza kazılan katil şoför görüntüsündeki zavallı adam da sonuç olarak bir insandı. Aynı fikirde miyiz bilemiyorum ama; bir cinayetteki katil, bir soygundaki zanlı kavramlarının trafik kazalarındaki suçlulara yansıtılmaması gerektiğini düşünüyorum. Kanımca, haberlerdeki bu şoför acımasız bebek katili bir saylon gibi gösterilmemeliydi. Çünkü bu olay bir trafik kazası olduğu için bambaşka, çok farklı toplumsal bir olaydır.
Alışkanlık haline gelen kaza haberlerini görmezlikten gelsek de önemle üstünde durulması gereken bir konudur trafik kazaları... Umarım er ya da geç bir çözüme kavuşulur. Yoksa her gün sayısız kişi evine dönmeden ya demir parmaklıklar arasına ya da hayatları çalınarak ebediyete giderken, onların ailelerine ve de sevdiklerine kara haberler gitmeye devam edecektir.