Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '10

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
357
 

Asi

Uzun zamandır bağlamamıştı hiçbir dizi beni delicesine, ekrana mıhlamamıştı beni her Cuma akşamı.

Hatırlıyorum 2008 ortalarıydı, askerden yeni gelmiştim. Kanallardaki diziler tek tek sezon tatiline giriyordu. Bir akşam öylesine takıldım ona. Sebep neydi o zamanlar adlandıramamıştım. 30.bölümdü izlediğim derken bir ay sonra tatil oluverdi dizi.

Bir boşluk vardı sanki, hiçbir şey anlamamıştım. Olaylar nasıl gelişti, bu anlatılanrın başı nasıldı, varılan noktaya ne şekilde gelinmişti kestiremiyordum.

Derken aklıma internet geldi. Dizilerin eski/yeni bölümlerinin yayınlandığı birçok web sitesi vardı. Oturdum, hergün bir bölüm izledim. Ve ondan sonra başladı bendeki bu ASİ aşkı....

Eğri oturup doğru konuşmak lazım. Tuba 'büyük' ve 'üstün' bir oyunculuk yeteneğine sahip değil. Ancak o güzelliği, altında yatan doğallığı, ASİ'nin ruhunu kusursuz yansıtıyordu. O bölgeye has kıyafeti ve fiziki özellikleriyle tam bir toprak kızıydı.

Toprak kızıydı derken...anlatılan hikayenin altında yatan 'toprak teması' doğru işlenmiş, üzeri aşkla bezenmişti. Asi ve Demir'in hesapsız, tutkulu ve delidolu aşkları ihanet ve entrika barındırmıyor, en yalın haliyle anlatılıyordu.

Antakya çok güzel bir mekandı. Antakya bu aşkın doğduğu, anlatıldığı tek yer ve şahidiydi. Gerek tepeden, gerek tarladan, gerekse ASİ kıyısından çekilen her sahnede hep geleneksel Antakya izleri, Arap tınıları ve doğal olan güzellikler vardı.

Şehir karmaşası yoktu bu dizide, ihanet yoktu, entrika yoktu, korku yoktu. Evet silah vardı belki ama o da çok az yer buldu. Öylede olmalıydı, zira silah bu ülkenin bir gerçeğiydi.

Dizi salt Asi ile Demir'in aşkıyla şekillenmiyordu. Kerim ve Defne'nin, Ziya ile Gonca'nın ve tabiki İhsan-Neriman-Süheyla üçlüsünün ilişkileri, aralarındaki duygusallık ve nefrette başarıyla anlatılıyordu.

Oyunculuk anlamında dizinin en favori karakteri tabiki Neriman Hanım'dı. Nur Süer normalin üstündeki performansı, mimikleri, hareketleri, cevapları hem en komik hemde en dramatik karakter olmasını sağlıyordu.

ASİ verimlide bir diziydi aslında bakarsanız. Tüm yıldız oyuncuların o sezon sinema filmleri girdi vizyona. Murat Yıldırım'ın Güz Sancısı, Cemal Hünal'ın Issız Adam'ı ve Onur Saylak'ın Sonbahar'ı girdi hayatımıza. Kimi bol ödüllü, kimi bol gişeli, kimi de fenomen oldu çıktı.

Derken final sahnesi geldi ekrana. Çok fazla dizi izlememiş olsam bile, öyle bir final sahnesi ne duymuş ne de görmüştüm. Oyuncuların sona yaklaştıkça kameraya göz kırpmaları, şakalaşmalar ve tabiki son sahne; fener alayı. Hem dizi için hemde dizinin çekildiği yer olan Antakya (ve halkı) için müthiş bir deneyimdi.

Sonuç olarak belki Aşk-ı Memnu kadar sükse yaratmadı bu ülkede ama değerini yine 'eller' bildi. Her işimizde, her sahip olduğumuz değerde olduğu gibi....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 2013
Kayıt tarihi
: 05.08.10
 
 

1983 İzmir doğumluyum. Doğduğumdan beride bu şehirde yaşıyorum. İlk, orta, lise ve üniversite hay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster