- Kategori
- Öykü
Aşık olmak istiyorum (5)

Özlem eve geldiğinde yeni bir hayata başlayacak olmanın mutluluğunu yaşıyordu. Yeniden aşık olmuştu ve bu defa, “Yanılmıyorum beni çok seviyor. Bu defa herşey yolunda gidecek” diyordu.
Çok geçmeden bütün işlemleri tamamlayarak evlendiler. Özlem çok mutlu bir hayat sürüyordu. Geçmişte yaşadığı bütün acıları unuttu. Aşkı doyasıya yaşıyordu. Kocası onu çok seviyor gözünden kıskanıyordu. Bir süre sonra bir oğulları oldu. Onun varlığı eve mutlulukla birlikte hüzün getirdi. Bebek yedi aylık doğmuştu. Uzun süre hastanede tedavi oldu. Eve geldiğinde o kadar minik ti ki Özlem onu kucağına almaya korkuyordu. Bacağında da bir problem vardı. Büyüdüğünde bir dizi ameliyat olması gerekiyordu.
Özlem bebeğini o halde görmeye dayanamıyordu. Artık hayatlarında evle hastane arasında bir bağ olmuştu. Haftanın belirli günlerinde sürekli hastanedeydiler. Bebek büyüdüğünde fizik tedaviye başladılar. Uzun yıllar tedavi sürdü. Hemen düzelecek bir rahatsızlık değildi.
Oğlu okula başladığında hergün onu okula getirip götürüyorlardı. Öğretmenleriyle arkadaşlarıyla sürekli diyalog halindeydiler. Özlemin ailesi de bu duruma çok üzülüyor çocuğun iyileşmesi için bütün imkanlarını sunuyorlardı.
Büyük aşk çok uzun sürmedi. İşleri bozulup maddi sıkıntı içine düştüklerinde kocası Özlem’i deli gibi kıskanır oldu. Özlem ilk başlarda bu kıskanılmayı bile çok seviyordu. Aradan geçen stresli yıllar Özlem’i bunalttı bir de kocasının yerli yersiz kıskançlıkları maddi sıkıntılar evdeki aşkı sevgiyi hatta huzuru yok etti.
Özlem’in yine bütün hayalleri yıkıldı. Evde kavga eksik olmuyordu. Özlem başa dönmüştü. “Ben bu filmi daha önce seyretmiştim” dedi ve ailesine danışarak boşanma kararı aldı. Ailesi bu kararı hiç onaylamadı. Artık bir çocuğu vardı ve mutlaka evli olması gerekiyordu.
Özlem hayatını düzenlemeye kararlıydı. Gelen tüm olumsuz eleştirilere rağmen boşandı. Oğlunu alarak küçük eve geri döndü. Hayat artık onun için daha zordu. İkinci defa ailesine muhtaçtı.
Yıllar Özleme ve ailesine hiç adil davranmıyordu. Önce hayatının baharında olan erkek kardeşini feci bir olay sonucu kaybetti, ardından da çok uzun süre geçmeden gencecik evladının ölümüne dayanamayan babasını kaybetti. Üstelik babası Özlem’le ve ablasıyla barışmadan hayata gözlerini yumdu.
Özlem’in hayatı birdenbire altüst oldu. Ailesinin de durumu çok zordu. Birbirlerine sarılarak bu acı olayları atlatmaya çalışıyorlardı. Özlem bütün bu acı olayları yaşarken kendine bir felsefe edindi.
Hayat çok kısaydı ve ölüm birgün gelip onun da kapısını çalacaktı. Bu hayatta ne kadar mutlu yaşarsa ne yaşarsa yanına kâr kalacaktı. Hayattan intikamını böylece almış olacaktı. O kadar güçlüydü ki diğer aile üyeleri kendilerini bir türlü toparlayamazken, “ben yine aşık olmak istiyorum, o güzel duyguları yeniden yaşamak istiyorum” diyerek etrafındakileri şaşırttı hatta bazılarını da kızdırdı.
Özlem kimsenin sözlerine kulak asmadı. Aşık olmayı seviyordu, aşkı seviyordu
“Hayat kimse için gözyaşı dökecek kadar uzun değil, vakit varken aşık olmalı aşkı yaşamalı” diyerek yeni bir aşk arayışı içine girdi.