31 Ocak '13
- Kategori
- Gezi - Tatil
Aşıklar diyarı Paris

NE KADAR GÜZEL OLURSAN OL,İSTANBUL UM KADAR OLAMAZSIN
Benim doğduğum şehir kadar güzel olmasada, dünyanın sayılı şehirlerden biride Paris. 2 milyon 200 milyon oturanı ile aşıklar diyarı ,buram buram sevdalar kokuyor. Napolyon un eşi Josefine ye duyduğu sonsuz aşkın izlerini taşıyor.
İlk gidişimde çok fazla inceleyip anlama imkanı bulamadım, bu sefer doğum günümüde bahane ederek, her köşesini içime sindererek gezebildim. Gece ışıl ışıl yanan Paris'te tekne turu yaptık, öylesine muhteşemdiki, hele akşam 7 den sonra ışıklandırılan Eyfel kulesi nin renk cümbüşü içindeki manzarası, Şanzelize de yapılan uzun yürüyüş sonrası, içilen bol kremalı kahvenin tadına doyum olmuyor. Gece 10 dan sonra minik barların sokağında, meşhur Fransız peyniriyle içilen kırmızı şarap tadı damakta asla unutulmaz. Notredam, ince Fransız mimarisiyle yapılmış köprü, kiliseler, Napolyon un yaralı askerler için yaptırdığı hastane unutulmayacak yerlerdi.
Duyduğum güzel hikayede, Napolyon'un Leonardo Da Vinci nin yaptığı Mona Lisa tablosunu alıp, eşi Josefine nin bu tabloyu çok kıskanıp duvara astırmaması, ülkeleri savaşlarda dize getiren Napolyon un çaresiz kalıp resmi aylarca yastık altında saklaması, bana oldukça ilginç geldi. Kralda olsan, kıskanç kadına söz geçirebilmenin imkansızlığı. Her metrekaresi, Fransız mimariyle donanmış bu şehri gezmek,muhteşemdi. Belki sizlerde yüreğinizdeki aşk kıvılcımlarının dışarı yansımasını hissedebilirsiniz, ya da bellimi olur yeni bir aşkın alevlenmesi, umarım öyle olur.