Aşk ağır geldin / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '10

 
Kategori
Anılar
 

Aşk ağır geldin

Aşk ağır geldin
 

dünyanın yükünü kaldırdımda aşk agır geldin bana..


Hastane ziyaretlerimde hastayı mutlu etmek için esprili hediyeler götürmeyi severim. Bir buket çiçek içinde süpriz sevdiği başka bir hediye..

Onkoloji bölümüne girerken bu sefer elim boştu. Sağlığına bir kavuşsun ona da demet demet kucak dolusu çiçekleri evine taşırım… İçinde süpriz hediyesiyle…

Hastanede yatakta moral bekleyen ne çok hasta var. Sadece umut ve güler yüz bekleyen!

Kanser hastalığı, aslında hassas insanlarda daha çok olduğunu fark ettiniz mi? hiç!

Kimseyi kırmak istemeyen ya da hayatın onca yükünü minik bedende taşımak zorundayken ansızın çıkagelen…

Aşksa öyle bir kudrettir ki ölümcül kanserin yönünü değiştirir.

Yatağında kolunda serumu ’’ başım ağrıyor hem de çok ‘’ diyen arkadaşıma uzaktan uzun uzun baktım, yanına gittim sandalyeyi çektim. Elinin damarları dışarı çıkmış 65 kiloluk arkadaşım olmuş 43 kilo, elinin üstüne elimi koyup neşelendireceğim bir ses tonuyla ’’ ben geldim başının ağrısını geçirecek harika bir karışım getirdim’’.

Okunmuş suyun yudumlamasına yardım ettim... Her şeyin başı dua değil midir? Yapılan her iş duayla başlanırsa daha bir güzel netice alınmaz mı? Duanın gücüne inanırım ve güçlü ağrı kesicilerin yanında daha bir güçlenende duadır aslında(!)

Kısık ses tonuyla:
‘’gelmedi ne çok sevmiştim onu… Hâlbuki ne çok sevmiştim’’

…aşka her insan bir kere cidden yakalanır. Sevilmenin yaşı olmaz ve ansızın başında belirir. Sessiz ama aşk derinden gelir ve hep yarım kalır.

‘’ bu kadar geç mi gelecekti(?) ablam bu tutku… Beni yakıp gidecek kadar(!) ‘’

Yorulmasını istemediğimden…

‘’sus’’ dedim ‘’kendini yorma ve sorgulama sadece iyileşeceğin günü bekle’’

Susmadı devam etti, kısık sesiyle “kimseyi kırmadım, sevdim sadece sevdim yürekten sevdim ölürcesine sevdim ablam.’’ dedi

Gözlerinden süzülen yaşları izledim… İçimden tüm küfürleri saydım aşkına… Aşkı aşkına sahip çıkmış olsaydı yaşar mıydı(?) bunca sıkıntıyı ve bu sıkıntının sonucunda olur muydu(?) hasta yatar mıydı(?) onkolojide…

Evliydi ama mutlu değildi! Babasını daha çok küçük yaşlarda Almanya’ya uğurlamış aradan 43 yıl geçmiş ama hiç görmemişti… Yaşadığını bildiği bir babası var… Var ama yok!

Annesi 32 sinde uğurlamış sevdiğini ve sevdiğinden hiç haber almadan göçüp gitmiş bu dünyadan… Eline başka erkek eli değmeden içinde özlemiyle aşkını geride bırakarak…

Bir ağabeyi kalmış sığınacağı ama ağabeyde çoluk çocuk derken kardeşini düşünecek zaman bulamamış, elini eteğini çoktan çekmiş tek kız kardeşinden.

Üç çocuk ve her günü zindan eden bir koca… Mutsuz yaşanan bir evliliğe de son noktayı yine kendi koymuş…’’dayanırdım ablam katlanırdım ama bir kadın getirdi eve Rus bir kadın güzel mi güzel birde hamile dayanır mı bu yürek ablam’’

Ufak tefek çıtı pıtı bir kadın ama dünyanın tüm yükünü kaldıracak güçte. Kendine bir yol tutup…’’çocuklarım benim gücüm onlar yanımda oldukça vız gelir tüm dünyanın yükü.’’. deyip, üç çocuk ve kendi yeni bir hayat yeni bir serüvene yelken açmış.

Mütevazı bir ev, yarı ısınıp yarı üşüdüğü bir hayat…

İş yerlerinde yan gözle bakana mesafesini koymuş ’’abim’’ demiş ‘’amcam’’ demiş üstüne şık entari geçirmemiş ‘dulluğun’ adı yeter..

Patronları birken bin olmuş onlara da hizmette kusur etmemiş ‘’abim ‘’ ‘’amcam’’ diyerek, korumuş kollamışlar garip kuş… Azın bereketi çoktur. Azın bereketini hep çok görmüş(!)

’’Aşk beni bu kadar sarsacağını bilseydim. Tövbe ablam asla izin vermezdim’’ derken ne çok sevdiğini gözlerinde görmek… “aşk bana ağır geldin… Tüm dünyanın yüküne katlandım da bir aşkımın yükünü kaldıramadım…’’

…Söyleyemem ki! Söylenmez ki! Seninle gönül eğlendirdi diye. Denmez ki böylesi hassas hastaya…

‘’ Üzgün… Seni böyle görmek istemiyor… Hele bir düzel, sana süprizleri var. Göreceksin’’ diye telkinde bulunuyorum. Yüzümde sahte gülüşümle…

Serumu bitiyor hemşireyi çağırıyorum nabzı yavaşlıyor, gözlerini kapatıyor yavaş yavaş …‘’ablam gelmez dedin geldi ya söyleyecek iki cümlem var bizi yalnız bırak…’’ yüzünde bir gülümseme eli elimin içinde cansızlaşıyor… Sesler susuyor konuşmalar var ama duyulmuyor.

Aşk öyle bir sancı ki yakıyor ama yandığını anlamıyorsun.

Aşk öyle bir sancı ki kalbi deler kanatır ağlatıyor ama gözyaşı döktürmez.

Aşk öyle bir sancı ki boğazında kocaman bir düğüm oluyor boğulduğunu hissedersin.

Hiç girmeseydi hayatına dersin kim bilir bu hastalıkta uğramazdı o zaman… Dünyanın yükünü kaldırırda insan… Bir aşkın yükü ağır gelir sevgiliye…

Aç güzel gözlerini, gözlerinin maviliğinden bakacak daha çok günlerin var…

Aç o güzel gözlerini!

 
Toplam blog
: 63
: 1955
Kayıt tarihi
: 15.01.10
 
 

Emine Zaimoğlu 21/12/1971 doğumlu. Nişantaşı Rüştü Uzel Kız Meslek Lisesi resim bölümünü okudu. R..