- Kategori
- Müzik
Aşk Başının Tacı, Feridun Düzağaç

FD
Aşk Başının Tacı
Feridun Düzağaç
20 yıldır özgün tarzıyla, hem rock hem aşk sularında şarkı sözleri ile en güçlü müzisyenlerden biri Feridun Düzağaç… Sony Music etiketiyle, Ekim ayında yayınlanan ve diğer albümlerinden farklı olarak bizim toprakların enstrümanlarıyla tıpkı ismi gibi başka bir lezzet veren dokuzuncu stüdyo albümü “Başka” ile konserlerini sürdürüyor.
Cenk Erdem
Feridun Düzağaç’ın hem dinleyicisine hem işine olan saygısı öyle belli ki kurduğu cümlelerden bile anlaşılıyor… Sözleriyle hep güçlü bir isim olarak tanıdığımız Düzağaç, yeni şarkılarında aşkı ve efkarı sadece sözlere bırakmamış ve farklı enstrümanlarla paylaşmış… Düzağaç, yenileri arasında özellikle “Kül” şarkısının öne çıkışını saflığa derinliğe ve adanmışlığa ne kadar hasret olduğumuza bağlıyor ve ağzına sağlık dedirtiyor…En büyük aşk…
*20 yılı aşkın bir süredir özgün tarzınızla biliniyorsunuz, bunca birikimle siz tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?
Şarkı yazarlarının tarzlarını tanımlamak klasik tarzlara göre biraz daha farklı ve zor. Ben bugüne kadar hep rock müzik ekseninde tercihlerde bulundum. İlk 5 albüm için çok rahatlıkla klasik rock diyebilirim ancak son iki albümde bunu biraz başkalaştırmayı tercih ettik. 'Flu' sonrası son albüm 'Başka’ ile müziğin de sözler kadar, hiç değilse eşit derecede öne çıkmasını tercih ettik. Doğrusu en güzel tanımlamayı sanırım Türkiye'deki müzik sektörü yaptı. Çok satan albümlere pop, az satanlara rock dediler…
*Peki dokuzuncu stüdyo albümünüz "Başka" sizce hangi açılardan başka?
Birbirine kontrast düzenlemeler yaptığımız iki versiyonlu, iki şarkımız (Biçare ve Kül) ve Flu ile başladığımız 'enstrümanlara dayalı' söz müzik dengeli arayışlarımız yeni sayılabilir. Daha etkin kullanılarak sadeleşen bir söze, efkarı enstrümanlara yüklediğimiz müzikal işçilikler ekliyoruz. Buzuki cümbüş klarinet gibi daha önce aklımıza gelmeyen enstrümanları biraz onore eder gibi. Sevgili dost Ata Akdağ'ın iki kıymetli bestesi de kartelamızı daha renklendirdi sanırım. Kızıma "Sorma" adlı şarkıyı arabada dinletirken: "Senin şarkın değilmiş gibi, neşeli ve aydınlık" demişti de, ben de nedense gururlanarak: "Benim değil zaten" demiştim.
*Kelimelerle çok güçlü bir ilişkiniz var ve şarkı sözleriniz öne çıkıyor, peki hikayeler hep sizden mi?
Evet. Troll şarkım yok ne mutlu ki ve bu sanırım dinleyicimle aramdaki güçlü bağın en sağlam ilmeğidir. Ama geldiğim istasyonda yani 20 yıl ve onlarca şarkının ardından bu sahicilik ve direkt kendi ruh hallerimi şarkılar üzerinden ifşa etme halimi geçmiş üzerinden sorguladığımda 'fd7' deki gibi gerçeklik hatta çırılçıplaklık eşiğini çok yüksek tutmamak gerektiğini söyleyebilirim.
*Aşk şarkılarıyla akla gelen isimlerden birisiniz, sizce son dönemlerde ilişkilerde aşk ne hallerde?
Aşk yegane sermayem ve başımın tacı. Bu bilişim çağında, ne benim şarkılarımda yücelttiğim kadar derin ve mahrem olmasını beklemek mümkün, ne de sosyal medyanın ve tv programlarının soktuğu hal kadar pespaye ve ucuz olduğuna inanmak. Son albümde 'Kül' şarkısının çok sevilmiş olmasını saflığa derinliğe ve adanmışlığa ne kadar hasret ve mecbur olduğumuz gerçeğine bağlıyorum. Sokaklarda hayatı yaşarken en mutlu olduğum anlar, elele yürümekte olan yetmiş yaş üstü aşıklarla karşılaştığım anlardır. Ve en çok imrendiğim zamanlardır. Aşkta bu denli başarmış olamamak da en büyük efkarımdır. 'Kül'deki saflık ve efkar bundandır.
*İster istemez bazı şarkılarınız en sevilenler oluyor; peki son albümünüzde konserlerden aldığınız tepkilerle öne çıkanlar hangileri?
Doğrusu dinleyicilerin ellerinde yeni çıkmış albümün kartonetleriyle yeni şarkılara eşlik etmek için geldiği zamanlar benim için bile bir nostalji oldu artık. Onlar ki iyi ki varlar, yeni şarkılara çok da aldırmadan konserlerime yükledikleri o müstesna anlamı solumak için geliyor gibiler artık. Ama son albümden 'Kül-demli versiyon' u sadece kendi dinleyicilerime değil, kitleye sevdirmiş olduğumuzu mutlulukla ve müsterihen gözlüyorum ki bunu en son “2008 Beni bırakma” ile yaşamıştık, özlemişiz. Mutluyuz…
*Sözleriniz her zaman kuvvetli ve edebiyatla ilişkinizi hissettiriyor; peki en çok ne tür kitaplar okuyorsunuz ve sevdiğiniz şairler?
Dünyamız ve güzel ülkemizdeki yoğun siyasi atmosfer ve konjonktüre bağlı olarak rüzgarların etkisiyle biraz gazeteci kitaplarına dadandım bu ara. Roman, öykü, hikayeciyimdir, genelde. Bu gibi son derece kişisel ve görece alanlarda bir kaç isim saymayı diğerlerine haksızlık gibi görsem de, Turgut Uyar nasıl bir dil nasıl bir okul ve nasıl bir okyanustur, O'nu ayrı tutabilirim…
*Sizi sokak röportajı yapar gibi esnafa sordum ve tekrar eden kelime "sıra dışı" oldu; sizce neden olabilir?
Sıradanlığımı bildikleri içindir belki de. Mahallemde komşum gibi hissettirmiş olduğum içindir. Belki de sıra dışı benim yüklediğim kadar pozitif bir tanım değildir…
*Sonbaharda çıkan yeni albümle birlikte sırada neler var?
20 yılın nasıl geçtiğine ikna olmak zor. Belki bu yirmi yılı özetleyeceğimiz bir hediye albüm düşünebilirim, dinleyicilerim için… Onun dışında gelecekten tek beklentim huzur… Telaffuz edemeyecek kadar umutsuz olsam da 'barış'…