Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '09

 
Kategori
Edebiyat
 

Aşk-ı Memnu skandalı, Oğuz Atay ve Halit Ziya Uşaklıgil

Aşk-ı Memnu skandalı, Oğuz Atay ve Halit Ziya Uşaklıgil
 

Oğuz Atay’ın eserleri niçin Orhan Pamuk kadar satmıyor?..

Ya da, örneğin, hiç değilse Elif Şafak kadar?.. Ne dersiniz?

Peki, Kemal Tahir kitapçı vitrinlerinde neden yok?..

Ve niçin Halit Ziya Uşaklıgil”in “Aşk-ı Memnu” adlı önemli eseri dizi kültürüne uygun bir yorumla arzı endam edebiliyor?..

Halit Refiğ’in aynı isimli filmi değil de, illaki seviyesiz dizi kültürünün bu sıradan malzemesi evlerimizin baş köşesinde traje-komik misyonu [aylardır] sürdürüyor?..

Niçin?

Çünkü, kitlelerin henüz adını tam olarak koyamadıkları bir güç, kültürümüzü talan etmeyi [şimdilik kaydıyla da olsa] başarmıştır da ondan…

Oğuz Atay çok satsaydı, “Aşk-ı Memnu” dizisi iflas etmiş olurdu…

Eğer bu halk, kültürüne sahip çıkma refleksini yitirmeseydi, Halit Ziya Uşaklıgil için mitingler düzenlenir, imza kampanyaları meydanlara yayılır… Ve bu ölçüdeki bir seviyesizliğe –asla- izin verilmezdi.

Oğuz Atay, “Günlük”ünde Halit ziya için şu satırları karalamış;

Aynen aktarıyoruz:

“Halit Ziya, Türkiye tarihinde önemli bir dönüm noktası olan Batı”ya açılışın insanını vermekle, bugünkü Türkiye’nin de önemli bir bölümünü aydınlatmak bakımından ilginç bir edebiyatçıdır.

1900’lere kadar Türk insanının ruhsal durumu, nasıl hissettiği, bir insan olarak nasıl bir duyarlılık içinde olduğu belirgin değildi.

Halit Ziya’nın kahramanları, ne adar piyanoda Chopin çalsalar, Alexandre Dumas okusalar, redingot giyseler ve XIV. Louis mobilyalarıyla evlerini döşeseler de bizim insanımızdır…

100 yıl sonra biz kendimizi daha iyi tanımak için Batı’ya yöneldiğimizi bütün kumlarımızla Batılı olmaya çalıştığımızı ileri sürdüğümüz bu sıralarda bu kahramanları daha iyi tanımalıyız…

Halit Ziya’da onları bize anlatmak için elinden geleni yapmıştır. Ve bu çabasındaki samimiyeti ve iyi niyetli olduğunu ifadeden çekinmiyor:

- Ben ne yaptıysam, iyi yapmak kastı ile yaptım… Muvaffak olamadıysam, bunun kabahati niyetimde değildir…”

Evet, alın başınızı iki avucunuzun arasına ve anımsayın televizyon dizisi olarak önünüze sürülen bu “eser”de yer alan tipleri…

Bu bir skandaldır!..

Ve bu skandalın en trajik yanı ise, hiç kimsenin kılının kıpırdamaması… İçine yuvarlandığımız umarsızlığın bu ölçede çamura saplanması…

Ve herkesin paşa paşa, miskin miskin ve hatta büyük bir ilgi ile bu rezaleti seyredebilmesidir…

Bir ülkenin kültür kaynaklarının köküne kibrit suyu dökülmektedir…

Ve o ülkenin halkı, bu trajediyi keyifle izleyebilmektedir…

Tanrı bu halka bir Halit Ziya vermiş… Ama o halk, bu büyük adamı, kırpmış kırpmış, alelade bir televizyon dizisi haline getirmiş…

Daha ne söylenebilir ki?..

 
Toplam blog
: 913
: 485
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..