- Kategori
- TV Programları
Aşk-ı Memnu'ya Geç, Diriliş'e Dur...

Diriliş Ertuğrul gibi diziler yerine Aşk-ı Memnu gibi dizileri tercih ediyorlar...
Suudi Arabistan'ın Londra merkezli televizyon şirketi MBC Türk dizilerini yayınlamama kararı aldı.
Bu kararın şirkete yıllık 100 milyon dolarlık bir zarar vereceği belirtiliyor.
Türk dizilerini izleyenleri başka rakiplerine kaptıracağı da cabası.
NBC ne yaparsa yapsın, izlemek isteyenler pek çok mecradan dizilere ulaşabilirler.
Mesela, bu yasağın nedenleri?
MBC'nin bir temel özelliği var, Türk dizilerini Arap izleyici ile buluşturan yayın grubudur.
Kanal D dizilerinden oluşan, içinde Aşk-ı Memnu ve Gümüş gibi Türkiye'de de çok izlenen dokuz dizilik bir paket alarak süreci başlatmıştı.
MBC gurubunun açtığı yolda Türk dizileri büyük rağbet görünce muazzam bir pazarın kapısı açılmıştı.
Nisbeten ekonomik getirisi düşük Türki cumhuriyetlerden sonra ilk pazar açılımıydı bu girişim.
MBC'nin bu tercihleri o günde oldukça ilginçti.
Suudi sermayeli bir kanal olarak daha muhafazakar dizileri seçmesi beklenirdi, hayır, onlar gidip kimin eli kimin cebinde olmayan, Türkiye'de bile tartışmalara yol açan ahlaki seviyesi düşük dizileri seçtiler.
Yaklaşık on yıldır da bu açılan kapıdan pek çok dizi girdi ve Arap izleyicisi ile buluştu.
Dizilerin nasıl bir etki yaptığı konusu her zaman büyük spekülasyon konusu oldu.
Araplar arasında küfür etmek için “anneni Türk dizisinde görmüşler” lafı çok yaygın bir argo olarak kullanılmaya başlamıştı.
Ben bunun etkisini şahsen bir örnek ile yaşadım. Türkiye'de üniversite son sınıfta okuyan Mısırlı bir öğrenci ile sohbet ederken, ailesine uzun süre Türkiye'de kapalı insanlar olduğunu inandıramamış.
Türkiye'yi dizilerden gören Mısırlı aile, tüm ülkeyi mini etekli kızlardan, çalışmadan villada yaşayıp lüks arabalara binen erkeklerden ibaret sanıyorlarmış.
Ta ki Türkiye'ye bizzat gelip gördükten sonra bütün fikirlerinin değiştiğini ve çok memnun ayrıldıklarını söylemişti.
“Hele Ramazan'ı İstanbul'da yaşadılar, bu onlara bir ömür yeter” demişti öğrenci kızımız.
Peki, bugün ne değişti?
Evet, Suudi Arabistan ile aramız şu sıralar limoni.
Suudi Arabistan, BAE ve Mısır ile bir ittifak içinde, ABD'nin yamacına sığınmış vaziyette Türkiye'ye cephe almış durumdalar.
İşte bu atmosferi bahane ederek en büyük Suudi yayın gurubu televizyonlarında Türk dizilerini yayınlamama kararı alıyor.
Bu kararın altında siyasi sebepler kadar dizilerin değişen içeriklerinden duyulan rahatsızlığın da olduğunu bilmemiz gerekiyor.
Herkesin herkesle ilişki yaşadığı ahlaksız dizilerin yerine, geçmişi öne çıkaran, daha tarihi ve dini duygulara ağırlık veren yapımların fazlalaşması ve seyircide büyük ilgi görmesi başta ABD ve İsrail olmak üzere Türkiye'nin bölgede ve dünyada güçlenmesini istemeyen tüm ülkeleri rahatsız etti.
Aşk-ı Memnu'daki Türkiye'den rahatsız olmayanlar, Diriliş ile ortaya konan duruş karşısında hafakanlar geçiriyorlar.
Şu an bir ABD komiseri konumunda bulunan Suudi yönetimi de, yakın zamanda göz hapsinde tuttuğu MBC kanalının sahibine baskı yaparak diziler ile ilgili kararı aldırtıyor.
Osmanlı vurgusu, milli değerlere yönelime karşı duyulan allerji, Arap toplumunda ekebileceği zararlı! fikirlerden duyulan korkudur bu kararın altında yatan sebep.
Gerçi uyduda üç yüzden fazla kanalın olduğu bir digital dünyada tek bir grubun aldığı karar etkili olmaz.
Ancak, ben yakın zamanda bu kararın başka ülke televizyonlarına da yansıyarak genişletilmesini bekliyorum. Bakalım olacak mı?
ABD ve uşakları Türkiye'nin “yumuşak güç” avantajından çok korkuyorlar.
Sadece siyasi olarak değil, sosyolojik olarak da Arap sokaklarında güçlü olabileceği ihtimali onların uykularını kaçırıyor.
Tabii ki her zaman aynı şeyi söyleyeceğiz; “Korkunun ecele faydası yok!..”
Bu tür yasaklar kısa sürede uygulanabilir gibi görünse de uzun vadede mutlaka delinecek ve ilgili daha da çok artıracaktır.
Önemli olan bizim abus sabuk diziler yerine daha sağlam karakter ortaya koyan yapımlara ağırlık vererek ihracatta bu normlara dikkat etmemizdir.