- Kategori
- Öykü
Aşk şampiyonu kalbimde-4. Bölüm

"RESİM:ALINTI"
Selim kendini kontrol edemediği bir dürtü ile;
“Siz …Siz…Arz ve talebin tanımını yapabilir misiniz..”
Tüm sınıfın odak noktası olmuştu Esma bir anda…
Ama görüntüsünün sınıfta olmasına karşın ruhunun sınıfta olmadığı oldukça aşinaydı kızın.
Selim büyük adımlarla kızın yanında bir mantar gibi bitivermişti bir anda.
“Evet… Arkadaşlarınız sizden arzın ve talebin tanımını duymak istiyor…”
Esma sanki uykudan uyanmışçasına sarsıldı…e o anda kendisine dikilmiş pek çok gözle karşılaştı…
“ Bana mı söylediniz.”
“Evet “dedi Selim eliyle burnunu kaşıyarak…
Esma soruyu anlamamıştı…
“Şey… Ne sorduğunuzu kaçırdım ben “diyerek bakışlarını kaçırdı ve başını öne eğdi kız.
“Arz ve talep… Sorduğum çok basit… İlkokula giden bir çocuğa sorsaydım eğer..” dedi yeşil gözlerini kıza dikerek Selim.
“Allah kahretsin … Fener kaybetti diye hırsını benden çıkarıyor şimdi.”diye düşündü kız…
Kendinden emin bir şekilde ayağa kalktı… Ve yeşil gözleri delercesine bakarak cevapladı soruyu.
“Arz, bir ekonomide üreticilerin, üretmek arzusunda ve gücünde oldukları üretimdir.”
Selim can kulağı ile kızı dinliyordu…
“Toplam arz, bir ekonomide toplam talebi karşılamak üzere mevcut olan mal ve hizmetlerin toplam miktarı…”
“Hiç beklemiyordum bu cevapları…Bu kız beni şaşırtmaya devam edecek gibi “diye düşündü Selim…
“Talebe gelince…” diyerek yutkundu Esma…
“Bir malı, hizmeti, faktörü hem satın alma isteği, hem de satın alacak mali güce sahip olma durumudur…”
Selim bu kez de kaybetmiş gibi hissetti kendini ve
“Üretim nedir peki” diye sordu kendinden emin bir şekilde… İçinde bir şekilde kızı bastırma hissi duyuyordu…
Sınıf sanki bir stadyuma dönmüştü ve peş peşe gelen karşılıklı goller ikisini de yormuş gibiydi…
“Üretim faktörleri kullanılarak mal ve hizmet elde edilmesidir…”
Esma cevap verdikçe Selim ‘in nedensiz kızgınlığı artıyordu…
“ Peki… Nedret Kanunun açıklayabilir misiniz “dedi gülümseyerek Selim…
Esma öylece baktı…Gözlerine öyle büyük bir öfke yerleşmişti ki kızın..
“Hocam ders bitti… Çıkabilir miyiz? “dedi öğrencilerden biri…
“Bir saniye… Önce sevgili hocamızın sorusunu cevapsız bırakmayalım…”dedi kız bilmiş bir biçimde…
“İhtiyaçlarımız fiili olarak sınırsızdır ve tam olarak karşılanamazlar… Oysa ekonomik kaynaklar sınırlı ve kıttır. Bu durumda insanların ihtiyaçlarını karşılayacak olan kaynaklara verdiği önem derecesini Nedret(Kıtlık) kanunu olarak ifade edebiliriz… Mesela hava, su gibi kaynaklar bol olarak görüldüğünden maddi değer ifade etmezken, elmas gibi kıt bulunan madenlerin değeri yüksektir…”
Esma hocasının istediği soruyu yanıtlarken amfi neredeyse boşalmıştı…
Ama ne Selim ne de Esma hırsını alamamıştı. Kız sıranın üzerindeki kitaplarını aldı ve… Baktı yeşil gözlere…
“Bir de kazanılan şampiyonluklar kıttır… Maddi değer ifade etmez belki ama zaferin tadı çok yüksektir… Bu nedenle de kasıp kavurur insanı “ diyerek orada hiç beklemediği cevapla şaşkına dönen adamın yanından salınarak geçti gitti Esma…
Selim çenesini ovuşturdu…
“Ne garip bir kız… Asla ödün vermiyor düşüncelerinden…Dersine girmem, hocası olmam bile etkilemedi onu…Ama bu burada bitmedi Esma Hanım…Daha çok maçlarımız olacak…Siz bugün ki zaferinizle avuna durun..Bakalım büyük sınavda ne yapacaksınız.” Diyerek kürsüsüne gitti ve eşyalarını topladı… Çıktı amfiden… Düşünceleri az önce sınıfta yaşadıklarına takılı kalmıştı…
“Selim Bey… Selim Bey… “diyerek yanına yaklaştı Derya…
“Selim Bey…”
“Hhı.”
“Ne kadar dalgınsınız… Seslendim ama duymadınız…”
“Kusura bakmayın. Duymadım gerçekten de düşünüyordum da.”
“Önemli değil… Ben de sizi görünce… Nasıl geçti ilk dersiniz…”
“İlginç… Çok ilginç…”
……………..
Esma bahçedeki banklardan birinde almıştı soluğu…Yanaklarını şişirmişti yine.., Her sinirlendiğinde aynı hareketi yapardı ama bu sefer öfkesi öyle büyük ti ki aynı zamanda dudaklarını da ısırıyordu.
“Bu adam ne sanıyor kendini ya…Pis Fenerli ne olacak… Kuyruk acısı var ya aklınca onu çıkaracak..Sıkıştırdı ya köşeye… Sınıfta herkesi bıraktı … Soru üstüne soru… Sorgu memuru mübarek ama ben pabuç bırakır mıyım ona…Hiç beklemiyordu ama nasıl da verdim ağzının payını… Anlasın ilk günden benim gibi bir Galatasaraylı ile başa çıkamayacağını.. O kime tosladığını bilmiyor daha… Galatasaraylı olduğumu öğrendi ama feminist olduğumu bilmiyor daha…”
Esma önünden geçen çiftin karartısıyla kaldırdı başını oturduğu banktan boncuk boncuk baktı geçenlere.
Derya Hoca ile Selim hoca koyu bir sohbete dalmış otoparka doğru ilerliyorlardı .
Esma ‘nın gözleri ister istemez takılmıştı bu ikiliye.
Hiçbir şey olmamış gibi karşısındaki kadınla gülerek sohbet edişi çileden çıkarmıştı kızı. Öyle ya kendisi hala hırsından kudururken …
Kısa ama samimi bir sohbet sonrası isimlerdeki hanım, bey sıfatlarını kaldırmıştı Selim ve Derya.
“Dediğim gibi Selim… Yardıma ihtiyacınız olursa.”
“ Üniversite hakkında epey bilgi sahibi oldum senin sayende.
Gülümsedi kızıl saçlı kadın..
İçinde çok büyük bir öfke hissetti Esma… Selim’i başka bir kadınla gayet neşeli bir şekilde sohbet ederken gördüğü için miydi öfkesi yoksa az önce derste yaşananların etkisinden kurtulamamış mıydı hala.
“Yarın görüşürüz “dedi Derya..
“Görüşürüz…” diyerek arabasına yöneldi Selim… Arabasına binerken bankta oturan garip diye nitelendirdiği kızla göz göze geldi. Ona doğru ilerledi… Kız gözlerini dikmiş öylece bakıyordu hiç istifini bozmadan.
“ Ben… Çok üstüne geldim galiba sınıfta… Zorladım seni… Aslında…”
“ Siz sadece görevinizi yapıyordunuz.”dedi kendinden emin bir şekilde.
“Ayrıca zorlanmaktan hoşlanırım ben…”
“Doğrusu şaşırttın beni… Sorduğum her soruya verecek bir cevabın vardı…Hepsi de tam yerindeydi cevapların..”
“Demek ki ben sizi şaşırtmışım… Eee…Galatasaraylıyım ben..”
Gülümsedi Selim…
“Seni burada görmek sürpriz oldu benim için… O gün palas pandıras gitmiştin …Ve bir daha görüşebileceğimizi sanmıyordum…”
“Yyaaa…Ben de…Şans mı şansızlık mı ?“diye mırıldandı kız.
“Bir şey mi söyledin..”
“Yyo..”
“İstersen gideceğin yere bırakayım seni.”
“Buna gerek yok. Yani sırf sınıfta öyle davrandınız diye … Vicdanınızı rahatlatmanıza…Rahat olun.”
“Oradan bakıldığında rahatsız mı görünüyorum…”
“Yyo…Değil aslında.Okulda ilk gününüz olmasına rağmen ortama adapte olduğunuz çok belli..”
“Öyle mi… Nerden anladınız bunu.”
“Arkadaş bile edinmişsiniz…”
Kısa bir an düşündü Selim ve az önce Derya ile konuştuğunu hatırladı.
“ Meraklıyız da “dedi gülümseyerek.
“Ben meraklı değilim… Ama merak ettiğim bir şey var .”
“Sor o zaman.”
Yanaklarını şişirdi kız.
“Sizin gibi bir Fenerli’nin… Ne işi var Galatasaray Üniversitesinde.”
Şimdi soruları cevaplama sırası bana geçti demek ki..” diyerek ışıl ışıl gözleriyle baktı Selim.
“Bu benim tercihim değil.Okulu burslu bitirdiğim için …Zorunlu hizmet yerim bu üniversite… Her ne kadar Fenerli de olsam…”
“Geliyor musun? Merak ettiğin başka şeyler varsa onları da sorabilirsin yolda...”
“Söylemiştim o günde…Neden arabanıza bineyim ki…Sizi doğru dürüst tanımıyorum bile…”
“Hala birbirimizi tanımadığımızı mı söylüyorsun?”
O an yanlarına yaklaşan delikanlı Esma’nın kimle konuştuğunu bilmiyordu elbette.
“Esma… Seni arıyordum… Dünkü notların yanında mı?”
“Aramıştın ya dün gece… Aldım yanıma.”
“Hadi gel hem notların fotokopisini alalım hem de seni gideceğin yere bırakayım…Peder Bey arabayı bana bıraktı bugün…”
Esma zafer kanmışçasına baktı Selim’e…
“Çok sevinirim Teo…” dedi gözleri ışıldayarak…
Döndü…
“İyi günler “ dedi orada öylece kalan adama…
Selim arkalarından bakakaldı.
“Tuhaf çok tuhaf bir kız… Kim olduğuna bakmadan nasıl da kafa tutuyor insanlara…”diye düşünerek arabasına doğru ilerledi Selim.
……………
“Kimdi o konuştuğun bahçede.”
“O mu? Yeni İktisatçımız…”dedi Esma umarsızca… Ve döndü arabanın camından dışarı seyretmeye başladı.
DEVAM EDECEK...