- Kategori
- Aşk - Evlilik
Aşka yolculuk

Bir gece okyanusun üzerine milyarlarca buz kalıbı dökülmüş. Buz kalıpları, içlerindeki kristallere aşıkmış. Kaybetmemek için kalıplarına sıkıca sarılmışlar. Birbirlerine iyice kenetlenmişler. Kalıplarıyla birlikte geceyi seyre dalmışlar. Yıldızlar ve parlaklık, ay, samanyolu çok hoşlarına gitmiş geceden memnun kalmışlar. Gece hem güzelmiş hem de kalıplarını bozmuyormuş.
Gece de buz kalıplarına aşıkmış. Onu hayran hayran izleyen pırıltıları gördükçe onları kaybetmek istemezmiş. Bazı kalıplar da kalıpları kalksın istemezmiş.
Yavaş yavaş sabahın ilk ışıkları çıkmaya başlamış. İlk aydınlıkla beraber buz kalıpları denizi farketmeye başlamışlar. Kalıplarına başka kalıplar çarpınca, canları yanmaya başlamış. Çünkü kalıplarından parçalar kopuyormuş. Denizin tehlikelerle dolu olduğunu düşünüyorlarmış. Yırtıcı balıklar, kayalıklar, dalgalar onları yıpratırken daha da sıkı kristallerine bağlanmışlar ve bir karmaşadır başlamış.
Güneş kendisini iyice belli etmeye başladığında buz kalıpları ilk kez sıcakla karşılaşmışlar. Sıcaklık çok hoşlarına gitmiş ama kalıpları çözülüyormuş. Yine acı çekmeye başlamışlar. Buz kalıplarının sıcakla çözülen bölümleri denize karışırken bilmedikleri yeni kimlikleri onları; yeni endişelere, araştırmalara, meraklara sürüklemiş. Bazı buz kalıpları kendilerini tamamen güneşe bırakmışlar. Onlara göre güneş aşıkmış. Kendilerini özgür bırakınca erimeye başlamışlar. Bu ayrışmadaki duygular onları kendilerinden geçirmiş. Güneşe aşık olmuşlar ve erimeye aşık olmuşlar. Okyanusta kalbolmaya başladıkça özgürlüğe aşık olmuşlar. Bilmeye aşık olmuşlar ve teslim olmaya başlamışlar. Teslim olmaya başladıkça aslında aşık olunan okyanusmuş demişler. Okyanusta bir su damlasına dönüşünce uzun yolculuklarında hem toprak, hem çiçek, hem dağ, hem bulut, hem yağmur olmayı…….. Aslında herşey olmayı deneyimledikçe herşeye aşık olmuşlar. Şunu farketmişler; kalıplarından iyi ki vazgeçmişler, meğer güneşten boşu boşuna korkmuşlar. İlk başta kendilerine, sonra geceye, güneşe, erimeye, okyanusa ve aşık oldukça aslında herşeyin aşk olduğunu öğrenmişler.
Ve bir gece okyanusa dökülen bir zamanlar kendileri gibi olan buz kalıplarına size aşığız demişler. İsterseniz yolu gösterelim demişler. Aldıkları cevaplara aldırmamışlar. Nasıl aldırsınlar ki?
Damla olduğunuz anda balığı öğrenmek isteyenlere balığı öğretiyorsunuz. Balığın ağzından geçerken, o kapıdan geçerken aşk olmanız yeterli. Bir su damlası olduğunuzda buhara da dönüşerek ve yok olarak ta her kapıdan geçebiliyorsunuz.
Kapıdan geçmeden önce gerçekten kişinin balığı merak edip etmediğini, yada istiridye kabuğunun içindeki inciyi merak edip etmediğini öğrenmek, emin olmak istiyorsunuz ve emin olana kadar da onun önüne kolay açabileceği kapılar koyuyorsunuz.
Herşey bir seçim; buz kalıbı olmak ta, geceye aşık olmak ta, güneşe aşık olmak ta, erimek te, aşka aşık olmak ta, aşk ta.
Kimbilir daha ne sırlar vardır öğrenilecek, daha ne sırlar vardır.......
Herkese iyi yolculuklar..
Alahattin Öztekin