- Kategori
- Siyaset
Askeri ve sivil erkan palavrası; hepsi resmi erkan

Hayatmız boyunca hep şunu duyduk; Askeri ve Sivil Erkanın Katılımıyla falan filan yapıldı... Oysa oradaki herkes Resmidir...
Resmi olan nedir? Neyi temsil eder? Sahipleri kimlerdir, kimlerin olması gerekir? Aynı soruları sivil olan içinde sorabiliriz… Bu karmaşayı acilen çözmemiz gerekiyor… Birileri bizle fena halde dalga geçiyor…
Resmi kavramının sahip olduğu her şeyi teke indirgeyip, adeta ‘’Asker’’ ile eşleştirdi birileri… Resmi devlet yapısının ideolojisi Anayasa tarafından belirlenmiştir… Başka yerlerde başka şeylerde aramaya gerek yok… Bu Anayasa ile kurulmuş tüm kurumlar resmidir… Bu kurumların ideolojileri de resmidir… Bu resmi kurumlar resmi ideoloji temelinde her gün devleti oluştururlar…
Fakat birileri bu gerçeği iyice saptırmaya başlamışlardır… Resmi olan sadece askeriyedir… Asker ve asker olmayan, resmi sivil ayrımın temelini oluşturmaktadır bunlara göre… Günümüzde bu iyiden iyiye sömürülmektedir… Asker olmayan tüm kurumlar kendilerini sivil olarak görmektedir… Kendilerini sivil gücün temsilcisi saymakta ve yaptıkları her şeyi sivil gücün isteği doğrultusunda yaptıklarını rahatça savunabilmektedirler.
Resmi olan her şeyin (kurumun) bir yaptırım gücü vardır… Bu hakkı Anayasadan alırlar… Aynı zamanda sorumlulukları vardır… Bu sorumlulukları da Anayasa vermektedir onlara…
Bir devletin yarısı resmi (askeri) bir yarısı sivil olarak algılanamaz… Bu vahim bir hatadır… Muhtardan tutun belediyelere kadar ve devletin yerel yöneticileri dahil, merkezdeki tüm bakanlıklar ve Anayasal kuruluşlar bu Resmi kavramına girer… Savunması, yargısı, yürütmesi ve yasamasıyla bir bütündür Resmi olan… Resmi olmak ayrıdır, resmi olanı beğenmemek onu değiştirmeye çalışmak ayrı bir şeydir… Resmi diye alay etmek, küçümsemek çok ayrı bir şeydir…
Resmi olan her şeyden gücünü alıp, sorumluluklara gelince ben sivili temsil ediyorum demek kendini inkardır… Bu belirli süre sonra kendine muhalefet etmeyi beraberinde getirir… Bir Vali, bir General, bir Milletvekili, bir Savcı, bir Başbakan ve Cumhurbaşkanı asla sivil olmadan Resmi kavramı içinde değerlendirilmelidir… Çıkış yerleri, makama geliş şekilleri o makama oturduktan sonra önemini yitirir… Resmi olanı temsil ederler, gücünü resmiyetten alırlar… O zaman sorumlulukları da resmidir…
Resmi olanı isteğe bağlı olarak kullanmak, deli bir boşluk yaratır… Bu boşluğu doldurmak elzemse, günün birinde doldurulması da kaçınılmaz olacaktır…
Sivil olan bu resminin dışında kalandır… Gücünü, haklarını ve sorumluluklarını Devletten almayan, üretim koşullarından ve örgütlenmeden alan her şey sivildir… Bunları sivil toplum kuruluşları temsil eder… Meslek odaları, sendikalar ve dernekler bunların örgütlenmelerdir…
Burada tek üzerinde durulması gereken resmiyi etkilemesi, evirmesi, değiştirmesi ve geliştirmesi gerekirken, tüm işlevi yürütme ve yasamaya egemen olmak olan Partilerin bir sivil kuruluş mu yoksa resmi olanı mı temsil ettiğine karar vermektir…