​ Aşkı isteyemezsiniz Allah'ın emriyle / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

perihan reyhan ALKAN

http://blog.milliyet.com.tr/pra

29 Haziran '08

 
Kategori
Güncel
 

Aşkı isteyemezsiniz Allah'ın emriyle

Teknolojinin henüz bu günlere ulaşmadığı günleri düşünün. Hatta daha öncesini, o çarkların dişlerini gıcırdatmaya başlamadan önceleri; her şeyin bu kadar kolay, bu kadar zahmetsizce elde edilip, önümüze konulmadığı günleri. Erkeğin bunları kadından beklediği günleri ve o nedenle evine bir kadın alıp getirdiği günleri.

Buğday ekilip biçilecekti. Öğütülüp un yapılacak, kırılıp bulgur yapılacaktı. Undan ekmek, börek, çörek, makarna, tarhana yapılacaktı. Sebzeler yetiştirilip, kurutulacak, konservelenecek, hayvanlara bakılacak, sütü sağılıp peynir, yoğurt, tatlılar yapılacaktı. Yünleri eğirilip yatak yorgan düzülecek, hırkalar, kazaklar, çoraplar örülecekti. Kumaşlar dokunacak tezgâhlarda, sonra da onlar kesilip biçilip dikilecek, eskiyenleri onarılacaktı. Yine tezgâhlarda halılar, kilimler dokunacaktı, evine sermek, sıcacık yapmak için. Odunlar kesilip kırılacak, ocaklar yakılacaktı yemek pişirmek, çamaşır yıkamak için. Akşamdan küllü suya yatırılacaktı daha iyi arınması için. Daha sonra da ocaklar pompalanacaktı saatlerce yakabilmek için. Eller moraracak, şişecekti buz gibi sularla çamaşır, bulaşık durulamaktan.

Erkekler hazır bulmalıydı eve geldiğinde her bir şeyi. Kadını da dâhildi buna. Yorgunum, çok yoruldum diyemezdi kadın. O da göreviydi. Hayır demek gibi bir keyfiyeti yoktu onun. Öyle eğitilmiş, öyle yetiştirilmişti çünkü. Her şeye, kocasının istediği her şeye evet demek, peki demek, sen nasıl istersen demek üzere kodlanmıştı sanki daha doğmadan.

Sorulmadığı gibi, söylemeye de hakkı yoktu. Ayıptı, dile getiremezdi isteklerini, özlemlerini. Kendi içinde, bastırarak, özleyerek, saklayarak kendince yaşamak zorundaydı kadınlığını.

Bıktım artık, yoruldum, ben beni yaşamak istiyorum deyip de çekip gidemezdi. Ne haddine!..

Erkek de kadın için güvenceydi. Eve para getiren, esirgeyip gözeten, başında bir güç, soyadı alınan. Kendisini ana yapacak olan. Erkek olmazsa olmazdı. Eksik kalır kadın, tek başına bir hiç, yaşayamazdı onsuz.

Öyle öğretilmiş, kendisi de hiç sorgulamasız, hiç denemesiz, kiminin de işine geldiği için, yasaymışçasına kabullenivermişti eksik etekliğini, saçı uzun, ama o oranda aklının kıt olduğunu. Erkek gibi güçlü olmadığını, onun aklının yettiklerine kendisininkinin yetemeyeceğini. Erkek düşünürdü onun yerine de, erkek karar verirdi. Ona düşen uygulamaktı erkeğin yasalarını.

Çalışır, üretir, yorulurdu, ama kendi evinde, bahçe veya bağında, tarlasında. El kapılarında direnemezdi her zorluğa. Hakkını da arayamazdı gerektiğinde yumruğunu vurup da masaya. Aklı kıttı ya ezerlerdi, kullanırlardı. Ayıptı, maazallah kötü yola bile düşerdi. Bilemezdi ki gittiği yol eğri mi doğru mu, aklı yoktu onun, gözü kördü göremezdi. Güçsüzdü her konuda olduğu gibi. Bacakları da sağlam basamazdı. Dik tutamazdı başını. Eğik olmalıydı hep, öyle görmüş öyle bilmişti çevresinden de.

O aylarca bin bir zahmetle karnında taşıyıp, bin bir acıyla doğurduğu çocukları üzerinde de, hiçbir konuda söz hakkı yoktu, kendisinde de olduğu gibi. İsim koyamazdı çocuğuna, hayır benim çocuğum okuyacak, sonuna kadar okuyacak. Alıp da okuldan çalıştıramazsın tarlan veya iş yerinde çırak olarak diyemezdi. Oğluna alınacak kız, kızının verileceği erkek, babanın beğeni veya hesaplarıyla tayin edilirdi.

Erkek uzmandı da her konuda, erkek doğuramamışsa, kabahat kadınındı, ayıbını da taşımalı cezalandırılmalıydı hatta bir şekilde. Karar vermişse doğuramayacağına, bir kadın daha gelmeliydi eve, çocuk doğurmak üzere; her iki kadının da duyguları, düşünceleri, arzularının olup olmadığına bakılmaksızın. Kadın üretmek için yaratılmıştı sadece. Hem içinde, hem dışında, sadece üretmek, gerisini düşünmeye gerek yoktu. Kadınlığı mı bastırılmış, duyguları mı yoksanmış, sanki hiçbir beklentisi olmamış!

Şimdi öyle mi ya, sağ olsun gelişen teknoloji, sağ olsun kadının aklını başına alıp geldiği, ben de insanım, ben de zeyreğim, hata bazılarınızdan erkeklerin daha da ileri düzeyde, kendime yeterim dediği nokta. Erkeğe de; kadına gereksinimim yok dedirten nokta.

Erkekseniz, daha da kolay yine her zaman olduğu gibi. Üç beş kuruş ver bir hizmetli kadına gücünce, her gün mü, hafta ya da ayda bir mi, sen yokken gelsin evine. Silsin, süpürsün, yıkasın, ütülesin, yemeklerini de yapsın. Eve geldiğinde neredeydin diyen yok. Niye geç geldin diyen yok. Gün boyu birikimlerini dertlerinin dırdırlanan yok. Para isteyen, giysiler, takılar, kürkler, yeni eşyalar, seyahatler, gezmeler isteyen yok. Otur yemeğini ye, uzan televizyonun karşısına maçını izle, yine mi diye söylenen biri olmaksızın. Gazeteni, kitabını oku, bir iki telefon görüşmesi yap, smslere, maillere yanıt ver. Kimdi, neydi sorgulanmaksızın. Canın sıkıldıysa, saat hiç önemli değil, soran da yok nereye, çık git dolaş gönlünce.

Sabah uyandığında, gardırobun ütülü giysiyle dolu, giy birini, eskileri onarmaya da gerek yok at gitsin çöpe, akşam gelirken yenisini alır koyarsın yerine. Oh dünya varmış diye işe koyul. Yol boyunca hafta sonunda kiminle, nereye kısa bir yolculuk yapsam’ın düşlerini kurgula. Akşama yemek yok, çok mu dert, al marketten hazır bir şeyler, koy mikro dalgaya şıp diye hazır. Salatayı da hazır al. Çamaşırı, bulaşığı koy makineye yıkanır. Ütü, eh alışmışsındır artık, eline mi yapışır bir gömlek, bir pantolon. Üşeniyorsan da dışarıda ye, çamaşırı da ver bir çamaşırhaneye. İşte bu kadar. Bu kadar kolay, güzel ve rahat.

Kadınsan gerek yok onca yüke, didinmeye, ağız kokusu çekmeye. Senin zaten doğanda var. Bu saydıklarım çocuk oyuncağı, yaparsın. Ha sen de mi üşeniyorsun, ya da istemiyor mu canın? Kazanıyorsun artık, başın dik, ayakların da basıyor yere, kendi soyadını taşıyorsun gururla, kendin veriyorsun kararlarını, istediğin gibi uyguluyor, yönler veriyorsun kendine. Sen de erkeğin yaptığını yap, satın al o hizmetleri gönlünce. Oh ne rahat. Erkek kadar özgür olamasan da pek çok konuda, yine de rahat, yine de güzel.

İyi güzel de, hani birliktelik isteği diyeceksiz, o da kolay erkek için, ister bir gün, iyi hoşsa bilemedin birkaç ay ol birileriyle gönlünce. Ya da o hizmeti de satın al bir şekilde. Ya kadın? O zaten alışık baskılamaya, kendi içinde, kendince yaşamaya bazı duyguları. Hem kadın için ayıp hâlâ. Hâlâ alnında kara onun, erkeğin ellerindeki yıkanınca temizlenip giden kir. Aşabilenleri ise bazı şeyleri, onlar da yaşıyor zaten erkekler boyutunca bir şeyleri.

Her şey halloldu mu, bu kadarla mı sınırlı insanoğlunun gereksinimleri? Karnı tok, sırtı pek olmak yetiyor mu? Doyuruyor mu duygusuz, duyarsız birkaç dakikalık birliktelikler.

Ya ruhumuzun açlığı? Ya yüreğimizin açlığı? Onu neyle doyuracağız? O gereksinimi nereden satın alacağız?

O yalnızlık, bir insanın, bir sevilenin, sevenin yoksunluğunun verdiği yalnızlık. Hiçbir şeyle giderilemeyen, yerine hiçbir şeyin konulamadığı. Boşluğunu hiçbir şeyin dolduramadığı!

Hasta yatağımızda uzatılan bir bardak su, bir tas çorba, alnımıza konan, saçımızı okşayan şefkatli bir el, uyuyup kaldığımızda kanepede, üzerimize örtülecek battaniye, bizim için telâşlanan, kaygılanan, özleyen, seven çok seven bir yürek. Sevgiyle saracak kolların sıcacık güvencine sokulmak, sohbet etmek onunla, içilen çayın, kahvenin bir kadeh içeceğin eşliğinde, ya da özenli sofralarda baş başa yenen yemek. Kısaca paylaşmak yaşamı ve yaşanılır kılanları. Yürümek güvenle, sevgiyle, aşkla el ele yaşam denen yolda.

Çalıp da bir evin kapısını, Allah’ın emri Peygamberin kavliyle aşkınızı aşkıma istiyorum diyebilir miyiz?

Bir markete girip, yüreğimi, dünyamı, evimi her noktasına kadar dolduracak sevgi satın almak istiyorum deyip, bir fiyat biçebilir ve ödeyebilir miyiz kasiyere, ne ödersek ödeyelim satın alabilir miyiz var olsa bile.

Ya da, duygularımızı, özlemlerimizi koyup bir kaba, mikro dalga fırında 1, 2 saniye ısıtarak, buram buram sıcacık harikulâde doyurucu bir sevda elde etmek mümkün mü?

Çamaşır makineleri, bulaşık makineleri vs vs, kolay kılar mı tertemiz aşkları sağlamayı?!!

 
Toplam blog
: 290
: 553
Kayıt tarihi
: 11.03.08
 
 

İlk ve orta öğrenimimi Gölcük/ Kocaeli, lise ve üniversite öğrenimimi Ankarada gördüm. İlk okuldan..