- Kategori
- Aşk - Evlilik
Aşkınızı yaşarken yalnız kalmak

internetten alıntı
AŞK MUHTEŞEMDİR..AMA İLİŞKİNİZDEKİ HAYAL KIRIKLIKLARINA NE DEMELİ ?
Aşk muhteşemdir. Yazılarımda da her zaman aşkınıza sahip çıkmanız konusunda sürekli yazdım. Pekiyi ya aşkınızı yaşarken yalnız kaldıysanız? Ya hayal kırıklıkları çokça yaşıyorsanız? Nasıl davranırsınız?
Milliyet blogtaki arkadaşlarımın görüşlerini ve yorumlarınıda bekliyorum ..Fakat ben kendi düşünce ve duygularımdan biraz bahsetmek istiyorum.
Genelde aşkı erkek başlatır. Hoşlanma ile başlar, daha sonra tanışmanın ilerisine adım adım gidilir. Bir bakarsınız aşık olmuşunuz..Çok kısa yazarak herkesin bildiği konuları tekrarlamak istemedim.
Şu bir gerçektir ki, aslında Aşkta en güzel dönem tanışma ve hoşlanmanın sevgilinize aktarma dönemidir. Çok titiz davranışlar görülür. Dünyanın en güzel kadınına aşık olmuşsunuzdur. Tabi kadında en yakışıklı erkeğine, prensine kavuşmak üzeredir.
Aşkın her adımı başka duygular taşır ve güzeldir. Zordur. Emek ister..
Bu emek iki sevgili tarafından da gösterilir. Tabi birde yanlış anlamalar vardır. Aslında yoktur ama orda başka faktörler vardır.Hoşlandınız, Aşkınızı dile getirmek karşı tarafa aktarmak veya teklifinizi güzel bir şekilde anlattınız.. Fakat beklemediğiniz bir hayırla aşkınıza karşılık alamadınız..İşte bu durumda insiyatifinizi kaybetmemeniz gerekmektedir. Maalesef Türk Toplumunda biz henüz hayır cevaplarına hazır olmadığımız için hemen saldırgan bir tutumla onurumuzu zedelenmesini engelleme pozisyonuna geçeriz.
Bakınız eğer siz tanıştığınız kişiye uygun zaman ve şartlarda iyi kendinizi anlatırsanız aşk yaşamamanız bile , en azından dost kalırsınız..Bu durum bana göre aşk kadar güzeldir. Hatta dost kalabilmek daha da önemlidir.
Neyse başlığımıza dönelim..Birde aradığınız aşkınız buldunuz. Muhteşem bir ilişki yaşıyorsunuz. Sevgilinizle 24 saat yoğun bir aşk yaşıyorsunuz..
Her şey mükemmel gidiyor..Gidiyor..Birden duraklamaya giren görüşmelerinizin azaldığı ve yalnız kalmaya başladığınızı düşünmeye başladınız. Yıkımın başladığını hissediyorsunuz...Ve birden merdivenleri koşar adım aşağıya doğru inmeye başladınız. İlişkinizde yapayalnızsınız..YAPAYALNIZ...Büyük bir üzüntü yıkım yaşıyorsunuz.. NEREDE YANLIŞ YAPTIK ?
ARADIĞIM PRENS VEYA PRENSES DEĞİLMİŞ...EYVAH DÜNYAM YIKILDI...
İşte bu tip durumlarda yapılan en büyük hata aşkın nefrete dönüşmesidir.. Hakaretlerin cirit attığı saygı ve sevginin bittiği andır. Neden? Çünkü insan kendisini kullanılmış ve bir paçavra gibi atıldığını düşünür..hele hele özellikle kadınlar daha fazla hisseder..
Bir aşk bitti ise bunu zorlamanın anlamı yoktur. Bir aşk yaşanıyorsa orada kesinlikle kullanmak gibi bir durum söz konusu değildir. Aşkı herkes kendine göre yaşar.. Kimi yoğun kimi sakin kimi duygusal kimi hırçın.. bir şekilde yaşanır..
Başlıklar halinde ilettiğim bu durumlar belki hiç yaşamamış belkide çok yaşamışızdır..
Bu blog yazımı yazmamın nacizane amacı şudur, ilişkilerde kötüye giden bir durum olursa, önce bitmemesi için mücadele edelim. Eğer bitmesi uygun ise, nefrete dönüştürmeden ayrılalım..Dost kalmayı deneyelim.
Şimdi son dönemin flaş görüşü, eski aşkınızdan dost olmaz..Eğer menfaatsiz sevmişseniz, en büyük dostunuz onlardır. Ama siz aşk değilde başka bir şey yaşamışsanız, sevgilinizle bırakın dost olmayı , selam verdiğiniz tanıdık bile olamazsınız..
Evet sizleri fazla sıkmadan bazı başlıklar halinde düşüncelerimi paylaşmak istedim. Bana göre yaşanan hiç bir şeyden pişmanlık duymamalı insanlar..hele aşk yaşayıpta hayal kırıklığı yaşasa bile..
AŞKTA , AŞKLA KALIN..SEVGİ VE SAYGILARIMLA..TOPRAK..