- Kategori
- Siyaset
Aslında herşey tükenmez kaleme "tükenmez" dedikleri kadar yalan

Alıntı'dır.
Evet! Bunlar ülkemizde mevcutturlar.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın internet sitesinde yer alan linkten, hangi siyasi parti üyesi olup olmadığımızı kontrol edebiliyoruz. Bir vatandaş bunu yapmış ve kendisinin, AKP partisi üyeliğine rastlayınca, soluğu ilçe teşkilatında almış. Islak imzalı bir başvuru ile, TC Kimlik numarası, anne kızlık soyadı gibi özel bilgilerin verilmesi gerekir üyelik için. Parti üyeliği resmi bir işlemdir ve partilere üyelikte de kişilerin kendi imzaları olmalıdır. İlçenin AKP başkanı da durumda bir yanlışlık olduğunu söyleyerek özür dilemiş, kaydın silineceği sözünü vermiş ve hemşehri oldukları için durumu büyütmemek gerektiğini söylemiş. İşte bu kadardı, bir özür dilemek kadar. O dönem herkesin birbirine sorduğu sorunun cevabıdır da bu: “Kime sorsam ben oy vermedim diyor, nasıl bu kadar oy aldı o halde bu AKP? “
Gizli üyelik! Haberi olana; “bir yanlışlık olmuş özür dileriz “ diyerek, olmayana; “Allah razı olsun” diyerek. Kendi iktidarlarını sağlamlaştırmak için. İş işten çoktan geçmişti oysa ve hatta üzerinden “bizimle bir alakası yok” oyunu oynanarak da yıllar geçti; Hala buradalar. Bütün bunlar oldu/bittiye getirildiğine ve şimdi ülke satılırken, halk soyup soğana çevrilirken herkes nerede? Ortada bir gariplik yok mu? Bu gariplikler, Başbakanın kürsüden söylediği pembe yalanlarla başlar. Siyasi irade uğruna tasfiye planları yapmakla başlar. Kayıtsız şartsız yandaş olunması yönünde baskı ve özgürlüklerin kısıtlanmasıyla başlar.
Her fırsatta yapılan yalakalıkları ödüllendirmekle devam eder. Çünkü bu zihniyete göre yandaş değilseniz, karşısınızdır. Halkın gerçekleri görme ve öğrenme hakkının üzerini çizerek, bu anlamda gerçekleri yansıtan ve yayınlayan bazı medya kuruluşlarına gıyabında baskı yapıp basın özgürlüğünü ellerinden alarak, ellerindeki gücü hissettirmeleri ile devam eder. İp cambazlığını iyi biliyorlar oysa. Yakında, gazete yayınlarının durdurulması, haber programlarının yayından kaldırılmasıyla, halkın bazı gerçekler hakkında bilgi alması engellenirse de hiç şaşmamak gerek!
İşsiz kalan, evlatları şehit olan aileler, üreticiler, çiftçiler, öğretmenler, öğrenciler bu ülkede, vicdanı rahat, alnı ak, kendisi ve örgütüyle gurur duyan, geceleri başına yastığı rahatça koyup uyuyan bir başkan tarafından yönetiliyor.
Başbakan’nın 12 Aralık 1997'de Siirt'’te topluluğa konuşma yaptığı bir miting sırasında Ziya Gökalp'in 1912 yılında Balkan Savaşı için yazdığı Asker Duası'nın bir bölümünü değiştirerek, orduyu öven dizeyi söylememesi ve konuşmasının sonuna "her devrin Firavun ve Nemrutları olduğunu, bunun karşısına çıkacak Musa ve İbrahimlerin engelleri aşarak pislik dolu yolları temizleyeceğini" söylemesi nedeniyle Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanmaya başlanmıştı. 21 Nisan 1998 tarihinde mahkeme, Türk Ceza Kanunu’nun 312/2 maddesinden “Halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçunu işlediği kararını vermişti. Bunu unutmamak gerek; “ Halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” !
Madem Atatürk’ü sevmiyorsunuz, onun bıraktığı bir Cumhuriyeti korumayı ve sahip çıkmayı reddiyorsunuz, Kanuni’nin yolundan gidin öyleyse! Devletin sınırlarını genişletmek için “at üstünden inmezdi” dediğiniz padişahın siyasetinden gidin öyleyse! Cihan devleti yerine, Kürdistan sınırlarını genişletmek için adımlar atan siz değil misiniz? Halkı “sen bizdensin, sen değilsin” diye ayıran, gündemi istediğiniz gibi değiştirerek, milletin beynini felç ederek etkisiz hale getiren, ülkeyi satışa çıkardığınızı kabul etmediğiniz farklı stratejiler üreterek, ülkeyi içten çökerten siz değilmisiniz? Açlık grevlerini eleştirirken, ekranlarda oyunculuğunu sergiler gibi, hükümet olarak İmralı ile görüşen de siz değil misiniz? Öcalan’ın yatla dolaştığına dair çıkan söylemler ya gerçek çıkarsa?
Peki ya valilerin seçimle başa gelmesini önerirken, BDP’li vekillerin adına mı, partiniz adına mı, yandaşlarınız adına mı konuşuyorsunuz? Terörle mücadele etmenin yolu, devlet kuryesi olarak kullanıldığınızı ifade edip, teröriste teşekkür etmek midir?
Recai Kutan'ın genel başkanlığında 20 Temmuz 2001'de Saadet partisini kurarken, "değişimci" kanat da, Tayyip Erdoğan liderliğinde 14 Ağustos 2001'de, AKP''yi kurmuştu ve Tayyip Erdoğan, genel başkan seçilmişti. Erdoğan "biz gömleğimizi değiştirdik" ifadesiyle muhafazakarlardan büyük tepki almıştı. O değiştirdik dediğiniz milli görüş gömleği, şimdi ABD gömleği olmadı mı? ABD’nin, islamı ve islam dünyasını değiştirme projesinin eşbaşkanı değil misiniz?
Onların tek kızdıkları biziz! Politikasına riayet etmeyenler. Bu hükümet bu ülke için çok şeyler yapmıştır diyenlere söylüyorum. Çok şeyler yaptılar, o kadar çok şey yaptılar ki…! Hergün yeni bir polemik konuyla siyasi tansiyonu yükselten ve milleti geren bir iş yaptılar. Peki milyon sayıdaki aç ve işsiz insanın yaşam standartlarını yükseltecek iyi bir iş yaptılar mı? Bir de ne yapmadıklarına bakmak gerek!