22 Mart '13
- Kategori
- Güncel
Atanmakta neymiş öğretmenim!
Sevgili atanan ya da atanamayan öğretmenlerim oyunuzu alın o oy sizin olsun. Bize kimin oy vereceği belli.
Bu sözler sevgili başbakanımıza ait. En az yarın güzel Türkiyemde neler olacak diye merak ettiğim kadar başbakanımıza oy veren belli kimseleri merak ediyorum.
Aslında en çok merak ettiğim şeylerden birisi de o çıkışı yapan ÖĞRETMENİM. Acaba akıbeti ne durumda. Malum şimdiye kadar başbakana çıkış yapan herkesin başına bir şeyler geldi.
Evet, öğretmenim diyorum, çünkü benim öğretmenim dediğim o insanlar olmasaydı belki de ben şuan bu yazıyı size yazmıyor olacaktım. Başbakanımızı da o konuma getiren kişilerden bahsediyorum!!!
Orada o öğretmenim belki de atanmış bir öğretmen olmasına rağmen, birçok atanamayan öğretmenin duygularına tercüman olduğunu düşünüyorum. Ama benim sevgili başbakanım her zaman ki gibi bu ülkenin geleceği olanları şekillendiren kişilerin tercümanı olan öğretmenimi bir güzel susturup dinlemek yerine kalabalıkta laflarıyla yok etmeyi başardı. Ama sevgili başbakanımın unuttuğu bir şey var. Söylediği o laf sadece o atanmış öğretmene değil, atanmış atanmamış tüm öğretmenlerimize söylendi. Bu başbakanın vatandaşlarımıza söylediği ilk söz de değil gerçi ama maalesef halen de duymaya devam ediyoruz.
Tabii ki senin öğretmenin oyuna ihtiyacın var sayın başbakanım! Bu ülkede dokuz yüz bine yakın öğretmen var ve bu da en az 900.000 x 2 = 1.800.000 oy yapar. Daha milliyetçilik damarlarımız kabarırsa ve akraba, eş, dost da işin içine girerse bu iş içinden çıkılmayacak bir hal alır.
Kısaca anlatmaya çalıştığım şey bu ülkede rahatı düşünülmesi gereken meslek guruplarının başında öğretmenler gelmesi gerekirken; gelecek neslin yetiştiricileri, aydınlık ufukların yol göstericileri ve toplumun mihenk taşları “ÖĞRETMENLERİMİZ” bu listenin en son sıralarında yer alıyor. Neden mi? Durun anlatıyım!
Çünkü benim öğretmenim, memurlar arasında en düşük maaşı alıyor.
Çünkü benim öğretmenim, sadece 24 Kasımda hatırlanıyor.
Çünkü…çünkü…çünkü…
Çünkü benim öğretmenim, doğu-batı ikilemi arasında ayrımcılığa maruz kalıyor. Batıdakiler rahat, doğudakiler zorlu şartlarda görev yapıyor. Doğudaki öğretmenim oraya atandığı zaman, nasıl bir eğitim vereceğinden önce orada nasıl yaşayacağını ve tekrar oradan ne zaman ve nasıl kurtulacağını düşünüyor. Bunun nedeni nedir acaba sevgili başbakanım? Şu halen bitirdik bitireceğiz dediğiniz terör meselesi mi yoksa oradaki öğretmenlerin sosyal yaşamdan yoksun olmaları mı? Gelin bu konuyu yaklaşık 7 yıldır Bingöl’ de görev yapan ve şark denen zorunlu görev süresi bitmesine rağmen oradan bir türlü ataması yapılamayan, benim değerli ağabeylerim ve kuzenlerimden birisi olan sevgili ağabeyimin ağzından dinleyelim:
-Ağabeyime orada kaç yıldır görev yaptığını ve bir öğretmen olarak genel olarak öğretmenler için oradaki zorluklar nedir diye sordum. İşte söyledikleri:
Doğuda görev yapan bayan ya da erkek öğretmenler, batıda görev yapan bir öğretmenle evlenmek isterler. Birinci neden; doğuda sosyal hayat yok denecek kadar az olduğundan. Batıdaki şartların daha iyi olmasından. Ancak batıdaki bir öğretmen kolay kolay doğudaki öğretmenle evlenmek istemez. Çünkü, batıya gelip atanmak için benimle evlenmek istiyor düşüncesi vardır. İkinci neden, doğudaki öğretmen, hem aile hayatından hem de sosyal hayattan yoksun monoton bir hayat sürmektedir. Sonuçta burada görev yapanlarda insan ve her insanın ihtiyaç duyduğu şeylere onlar da ihtiyaç duyuyorlar. Bu nedendir ki doğuda görev yapan öğretmenlerin sağlıklı bir psikolojisi yoktur. Öğretmenlere atfedilen değerler sadece teorikte olup pratikte uygulanamamaktadır, o saygınlığı görmemektedirler.
Bu sayılanların üzerine daha birçok neden sıralanabilir. Amacım doğu bölgelerimizi kötülemek değil. Oradaki öğretmenlerimizin ne durumda olduklarını anlatmak.
Asıl anlatmaya çalıştığım ise atama bekleyen öğretmenlerimizin o şartları bile görmezden gelip oralara gitmek istemeleri. Size oy vermeyiz diyen öğretmene de sayın başbakanım ne diyor “Kusura bakmayın” ama alın o oyunuz sizin olsun bize oy verecekler belli. Size oy vereceklerin içinden öğretmenleri bir çıkartın bakalım kimler oy veriyormuş size biz de görelim. Her önünüze gelene “Kusura bakmayın” diyorsunuz. Ama siz de haklısınız hedef 2023 değil mi?!
Acaba atanmak için ne yapmalı? Terörist olup dağa mı çıkmalı? diye bir çok yorumlar yapıldı siyasetçiler tarafından. Haklı da olabilirler aslında. Dağdan davulla zurnayla indirilip karşılananlar serbest gezebiliyorsa dağa çıkıp indikten sonra da öğretmen olabiliriz değil mi biz de. Ama başbakanım “KUSURABAKMAYIN” biz alnımızın teriyle o okulu 4 yıl ne zorluklara okuduktan sonra, istediğiniz her sınava girip istediğiniz puanları da aldıktan sonra birilerinin keyfi gelene kadar atama bekleyemeyiz. Madem her ilimize bir üniversite sloganı mevcut, o üniversitelere doldurduğunuz öğrencileri mezun ettikten sonra iş imkânı da vermelisiniz.
Öğretmenlikten mezun olup başka meslekler yapmak istemiyoruz. Kendi mesleğimizi yapmak istiyoruz.