- Kategori
- Haber
Atatürk, bağışla bizi ...

Artık başımız öne eğildi, emperyalist ülkelerin oyuncaklarından (kuklalarından) medet umar hale geldik..
Artık huzuruna gurur ile gelemeyeceğiz Cumhuriyet Bayramı’nda, On Kasımda, affet bizi.
Cumhuriyet kurulduğundan beri en karanlık günleri yaşıyoruz.
Senin İzmir’den denize döktüğün işgalciler ve işbirlikçiler başka renklere, başka kimliklere bürünerek aklımızı , geleceğimizi tutsak etti.
Hani “ABD, Avrupa ülkeleri, Rusya ile herhangi bir anlaşmaya girmeyin, bağımsızlığınızı kaybedersiniz” diye öğütlemişsin mirasçılarını ya. Biliyor musun ilk İnönü ABD ile savaş artığı silahlar için anlaştı. Hatta anlaşmanın maddelerinden biri şöyle; “Türkiye parasını ödese bile ABD başkanı gerekli gördüğünde aldığı malzemeyi geri vermeyi kabul eder”(25 Şubat 1945).
27 Aralık 1949’da ABD Türk Eğitim Yarkurulu oluşturuluyor.Çokta demokratik hani. Kurulun başkanı Amerikan büyük elçisi. Dört Türk, dörtte Amerikalı üyesi var. İlk aldığı karar Köy Enstitülerinin kapatılması…
Örnekleri çoğaltabiliriz. Atatürk’ün bağımsızlık ideali ABD ile yapılan anlaşmalar, Truman doktrini’nin benimsenmesi(Nisan 1947), mart 1947’de IMF ile anlaşma derken yok ediliyor.
Bu ülke ne acı ki Atatürkçülük adı altında sözde iş gören çevreler ile kurumlar ile kuruluş felsefesinden, ekseninden uzaklaştırılmıştır. Komünizm tehlikesi (!) ne karşı ABD ile işbirliği içine giren politikacılar eliyle memleketin gizlisi saklısı kalmamıştır. Boşuna değildir ABD’ye gitmeden ülkeyi yönetmeye talip bir siyasi son dönemler de dahil çıkmamıştır.
Atatürk’e ve Cumhuriyete sahip çıkmak adına yapılan 12 Eylül darbesi ile küresel egemenlerin “Ilımlı İslâm” projesinin uygulama alanı haline gelen ülkemiz, alt kimliklerin, hatta mezhepsel ayrılıkların farklılıkların öne çıkarıldığı “uygulama alanına” dönüştürülmüştür. Demokrasi , insan hakları, özgürlükler ile maskelenen egemenin kolay sömürebileceği bir ülke yaratma çabası, amacı; her dönem uygulayıcı işbirlikçiler açısından sıkıntı çekmemiştir!
Bağısızlık benim karakterimdir” sözünü terk edenler batılı emperyalistlere bağımlı siyasiler olarak sahnede yerini almışlardır.
Bu gün yaşadığımız sorunların temelinde Cumhuriyetin ekseninden savrulması yatmaktadır. Emperyalist işgalcilere karşı verilen Türk Kurtuluş savaşı ile inşa edilen kazanımlar birer, birer yok edilmiştir. Çağdaş Türk devrimleri, aydınlanma tamamlanamamıştır.
Aklını ve geleceğini emperyalistlerin bilerek veya bilmeyerek hizmetine açan sözde aydınlar Atatürk’ün toplumda doğru anlatılması, anlaşılması için gereken çabayı göstermemişlerdir.
Bu gün 1980’lerin projesi olan “Ilımlı İslâm”, alt kimliklerin öne çıkarılması, mezhep farklılıkları işlenerek ulus devlet yok edilmeye çalışılmaktadır.
Yıllardır devleti yönetenlerin günahları, yanlış tutumları egemenlerin politikalarına uygun ortamı yarattığından, günümüzde sorunlar daha da büyütülmüştür.
İçinde yaşadığımız çağda Cumhuriyeti kuran felsefeyi yeniden keşfetmek, içselleştirmek sorunlarımızın aşılmasında vazgeçilmezimiz olmalıdır. İstiklalini, istikbalini kendinden almayan , ulusundan almayanların ülkeyi götürebilecekleri ; barışın ve ekonomik refahın bulunduğu liman ne yazık ki yoktur.